ODTÜ’nün Kavakları...
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

ODTÜ’nün Kavakları...

11.07.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Kemal Kurdaş’ın çağdaş bir üniversiteye yakışır bir kampus çevresi yaratma amacı, 1961 yılının kasım ayında üniversite alanını tek başına dolaştığı bir gün, arazide sadece bir küçük alıç ağacından başka bir şey görmemesi ile tetiklenir.

 

 

 

 

 

 

 

İnsanoğlunun tarih boyunca birbirleriyle çatışması sonucu iniş çıkışlarını ağaçlar sanki yaşamıyor. Vazgeçilmez aktörlerinden biri olarak, ekolojik düzeninin sürmesine, kimseyi bastırmadan ve zorlamadan, tüm sakinliği ve alçak gönüllülüğü ile sadece destek oluyor. İnsana eşsiz bir model!
Bu modelin yeşerdiği değerli bir örnek Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) kampüsüdür. Kampüs çevresini, ekolojik düzen bakış açısıyla tanımlayarak, insanın ve yapılı çevrenin yoğun olduğu bir kentin içinde, yapıcı aklın ürettiği doğal ve toplumsal bileşenlerin içiçe, birbirini ve çevresini destekleyerek yaşadığı bir vaha olarak nitelendirebiliriz. Bunun fikir babası ve mimarı, ODTÜ'nün efsane Rektörü Kemal Kurdaş'tır. Bu girişimi ve yarattığı mekansal dönüşüm ile 1994 yılında uluslararası düzeyde en prestijli ödüllerden Ağa Han Mimarlık Ödülü'ne layık görülmüştür.

Kurdaş’ın ‘gizli sevgilileri’
Kemal Kurdaş'ın çağdaş bir üniversiteye yakışır bir kampüs çevresi yaratma amacı, 1961 yılının Kasım ayında üniversite alanını tek başına dolaştığı bir gün, arazide sadece bir küçük alıç ağacından başka bir şey görmemesi ile tetiklenir. Yalnız kalmış küçük bir ağaçla kurduğu diyalog, Kurdaş'a, o gün, bu ağacın ne denli sıkılmış olabileceğini düşündürür. O gezide, alıç ağacına üniversite kampüsünde daha başka ağaçlar dikeceğine söz verir. Sekiz yıl süren görevi boyunca, kendi ve davet ettiği öğrencileri ile birlikte, büyük bir ağaç dikme seferberliği başlatır. Görevi tamamladığında, sayısı 13 milyona ulaşan ağaçlar, artık onun, kendi ifadesiyle, “gizli sevgilileri” olmuştur. Bugün, ODTÜ kampüsünde öğrenciler kıyamadıkları ağaçlara sımsıkı sarılarak bu emeği, farkındalığı, minneti ve ayrıca geleceğin gençleri için ekolojik düzene sahip çıkma sorumluluğunu mutlaka hissediyorlar.
Ağaçların ve gençlerin ekolojik düzendeki temsiliyeti konusunda biraz teknik ayrıntıya inelim. Şimdilik ağaçları bitki grubunda, gençleri de insan grubunda tanımlayalım. Ekolojik düzen, en genel anlatımı ile, iklimsel, jeolojik, hidrolojik koşullardan beslenerek üreyen bitkilerden, organizmalardan ve insanlardan oluşur. Bitki, organizma ve insan, kendi üretimini ve/veya yeniden üretimini sağlayabilmek için karşılıklı madde akışı sağlayarak birbirine bağlanır. Başka bir deyişle, yeşil bitkiler, otoburlar, et oburlar ve ayrıştırıcılardan oluşan biotik alt düzen, inorganik maddeler ve mineraller (hava, azot, karbon dioksit, oksijen, nitrojen, su, kalsiyum, tuz gibi) içeren abiotik alt düzen ile birlikte çalışır. Bununla birlikte, insan, yukarıda sözü edilen biotik alt düzenin bir parçası olmakla birlikte, bitki ve organizmalardan farklı olarak, üremek dışında, sosyal düzen içerisinde başka ürettikleri de vardır. İnsan, bilinci ve duyguları sayesinde, kendini akıl olarak yeniden üretir. Bir arada yaşayarak ve belli yaşam düzenlerine dayanarak, tarihsel bir süreç içerisinde, kültürünü üretir. Birlikte yaşayabilmek, var olabilmek ve örgütlenebilmek için hizmet, yiyecek ve eşyayı üretir. İnsan- dışı canlıların yaşamının sürekliliği, ekolojik düzen programına bağlıdır. İnsan ise, akıl yolu ile irade ve imgeleme gücünü kullanabilir. Buna ek olarak, insan, aklını yapıcı ya da yıkıcı olarak kullanma seçim gücüne de sahiptir. İnsanın öz gelişimi ise, eşitlik, şeffaflık, yardımlaşma, adalet gibi evrensel yasalarla kurduğu akıl ve idrak ilişkisinin gücüne bağlıdır. Bu da, bilgi birikimi ile birlikte vicdanının sesini dinleme derecesine göre değişir. Vicdanlı bir kişi, niyetleri ve eylemleri konusunda kendi ahlak ölçülerini karşılaştırarak sürekli bir öz değerlendirme içindedir. Buna göre, doğa yasalarına uyup uymamanın ölçüsü ile de vicdanı tanımlamak mümkün olur.

Üç döngü
Biotik, abiotik ve sosyal düzenlerin birlikte işlemesini, genel tanımıyla, üç döngü sağlar: Beslenme Zinciri, Yaşam Destek Döngüsü, İşbirliği ve Demokrasi Döngüsü. Beslenme Zinciri, canlıların yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan enerjinin dönüştürülmesini sağlar. Yaşam Destek Döngüsü, canlıların yaşamlarını sürdürmesi için gereksinim duyduğu kimyasal maddelerin, ekodüzende tüketilip bitmemesini sağlayan döngüler bütünüdür. İşbirliği ve Demokrasi Döngüsü, ortak karar alma ve daha iyiye doğru birlikte eyleme geçmek üzere insanın yürüttüğü toplumsal değişim süreçlerini içerir. Ayrıca, özellikle toplu halde yaşayan insan-dışı canlıların, yaşamı sürdürmeyi etkileyecek önemli kararları alırken de işlettikleri bir döngüdür.
Ekodüzenin biotik, abiotik ve sosyal düzenleri, bu düzenlerin bileşenleri ve döngüsel ilişkilenmeleri mekanın farklı ölçeklerde uyumlu yeni mekanlar üretmesi ile içiçe oluşur. Bu mekanlar, iki ortak ilişki bölgesi altında gruplandırılabilir. Birincisi, ağırlıklı olarak bitki ve organizmaların, yaşamlarını sürdürebilmek için konumlandırdığı, ekolojik yaşam alanlarıdır. Bu bölgeler, ekozonları, biyobölgeleri ve biyomları içerir. İkincisi, insanın, üretimini yapabilmek için kendini toplumsal olarak konumlandırdığı, sosyal yaşam alanlarıdır. Bu bölgeler ise, öncelikli olarak toplumsal üretim faaliyetlerine bağlı, sosyo-ekonomik bölgeleri, kentleri ve binaları içerir.

İnsan hırsı...
Bu tek bir vücut olarak çalışan büyük ekolojik düzende, farklı ölçeklerde farklı ilişkiler kurarak, döngüler aracılığıyla sayısız alışverişler yaparak, ağaçların, yaşamın ürettiği sayısız alana konu olduğunu, yaşama sonsuz katkılar yaparak yaşam pratiğine sayısız kereler değdiğini söyleyebiliriz. Hatta, bunun, yaşamın en sürdürülebilir bileşenlerinden biri olarak, milyarlarca yıldır devam ettiği varsayılabilir. Kuşlara, karıncalara, sincaplara, arılara yuva olur, toprağın akıp gitmesini engeller, havayı temizler, iklimin dengede kalmasını sağlar, insanlara gölge olur, serinlik verir, meyve üretir, canlıları besler, çocuklara oyun olanakları sunar, çevreyi güzelleştirir. İnsanı iyi hissettirir, duygularını temizler, arındırır, yaşamı şifalandırır, varlığımızı besler.
Bu düzende, bazı bileşenler diğerlerini yok etmeye başladığında ve daha baskın olduğunda, bileşenlerin birbirinden alıp-verme ilişkisinde denge kaybolur ve sorunlar yaşanır. Günümüzde, insanın aşırı mekansal büyüme hırsı ekolojik düzeni zedelemektedir. Bir anlamda, kendisinin parçası olduğu düzeni feda etmektedir. Ekolojik düzenin devamlılığı için ağaçlarımıza ve gençlerimize sahip çıkma umuduyla...

PROF. DR. ANLI ATAÖV
Şehir ve Bölge Planlama Bölümü
Orta Doğu Teknik Üniversitesi

Yazarın Son Yazıları

Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025