Prof. Dr. Coşkun Tecimer - Yaşamımızdan çalınan değerler
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Prof. Dr. Coşkun Tecimer - Yaşamımızdan çalınan değerler

09.03.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

İnsanlar bazen birbirlerine sorarlar. Dünyaya yeniden gelsen hangi mesleği seçerdin? Buna yanıt da aynı işi yapmak isterdim olur genellikle. En azından duyduklarımız, okuyup gördüklerimiz böyle. Ben bu düşüncede değilim. Yeniden dünyaya gelsem doktor olmak istemezdim herhalde. Doktorluğu sevmediğimden, yapamadığımdan değil; çoğu insan gibi benim ruhumun da yalnızca tek bir meslek için uygun olmadığını düşündüğümden. Peki ne olmak isterdin diye sorulduğunda kolayca yanıt veremiyorum. Eski devirlerin bilginlerine özenmiyor değilim. Bir yanda tıp, biyoloji, matematik ile ilgilenirlerken diğer yanda edebiyat, felsefe ve sanatla uğraşmışlar. 

Yaşamın diğer alanlarını ıskalayarak bir konuda derinlemesine çalışıp bir buluş yapmak, spor gibi bir alanda sivrilip adını tarihe yazdıracağını düşünmek, tek bir konuda yapıt ortaya koyarak ölümsüzlüğü (bu kavram da ne kadar gerçekçi, tartışılır) yakalama düşüncesinde olmak günümüz insanına toplumun pompaladığı bir önyargı. Bunun örneklerini özellikle Amerikan sinemasında bol miktarda görüyoruz. Başarıya odaklı bu yapımlar, bir alanda zirveye ulaşmak için bedensel yeteneklerini kapasitelerinin ötesinde kullanarak adeta yaşamlarını feda eden “kahramanların” öyküleriyle dolu. Oysaki zihnimizi çok yönlü geliştirecek, entelektüel düşünce dünyamızı zenginleştirecek, öğrenme isteğimizi tatmin edecek, duyduklarımızı, düşündüklerimizi, deneyimlerimizi dostlarla paylaşarak gelişimimizi sağlayacak bir yaşam öne çıkarılamaz mıydı? Böylesi daha mutlu toplumların oluşumuna önayak olmaz mı? 

ÇOK YÖNLÜLÜK

Çağımızdaki biçimiyle uzmanlaşmanın insan ruhuna uygun olmadığını düşünenlerdenim. Belki birçok kişi böyle düşünmüyor, duygu dünyalarından bunu geçirmiyorlardır bile. Hele Türkiye gibi bir ülkede bu zamanda bunları tartışmak bazılarına lüks bile gelebilir, ukalalık olarak yaftalanabilir. Birçok kişi, toplumsal gelişme için iş bölümünün gerekli olduğunu, bunun için de uzmanlaşmanın şart olduğunu söyler. Doğrudur ama en azından çoğu kişi için tek bir alanla sınırlı kalmanın insan psikolojisiyle uyumlu olmadığını düşünüyorum. Yaşam o denli karmaşık ve çok yönlü ki bir alanda uzmanlaşmak ister istemez başka alanlarda kısır kalmamıza neden oluyor. Meslekler toplumsal bir işlevi yerine getirmekle birlikte bireylerin yaşamlarından çalan etkinlikler olup çıkıyor. Bizler yalnızca seçtiklerimizle değil, seçmediklerimizin eksikliğiyle de var oluyoruz.

Günümüzdeki uzmanlaşma isteğinin en önemli nedenlerinden biri her ne pahasına olursa olsun ilerleme fikridir. Bu da dünyanın hızla kirlenmesine yol açıyor ama insanlığın bunu gördüğü yok; görse de pek umursamıyor. Dünyamız böyle olmayabilirdi. Burası, teknolojik gelişme hızı daha yavaş bile olsa, barışın, sevginin daha çok hissedildiği, daha temiz bir yer olamaz mıydı?

ZAMAN YARATABİLMEK

Düşünür Cioran yaşamı boyunca hiçbir iş yapmadan, bir meslek sahibi olmadan yaşayabildiği için memnun olduğunu söylemişti. Kendi özel yaşamına ve yazıya daha çok zaman ayırmayı sağladığı için böyle düşündüğünü sanıyorum. 

Marx da sınıfsız topluma ulaşıldığında insanların sanat ve edebiyat ile daha çok ilgileneceğini yazmıştı. Çoğu insanı yaşamın çeşitliliğinden uzaklaştıran, entelektüel gelişimlerini, öğrenme isteklerini engelleyen, bunları çevresiyle paylaşmalarına izin vermeyen her şey onların zamanını çalan bir etkinliğe dönüşüyor. Bu da uzun vadede toplumsal mutsuzluğu artırıyor. O yüzden yaşamımızdaki hırsızlıkları azaltan edebiyat, sanat, felsefe ile bilim gibi her türlü entelektüel çalışmaya elimizden geldiğince daha çok zaman ayırmanın yollarını bulmalıyız.




Yazarın Son Yazıları

Türkiye’nin engebeli yolu - Erol Ertuğrul

DEM Parti yöneticileri sözde barış süreci ile ilgili, terör örgütü üyelerinin bağışlanmaları amacıyla bir yasa çıkmasını bekliyorlar.

Devamını Oku
24.06.2026
Kimlik siyaseti mi, Cumhuriyet yurttaşlığı mı? - Utku Yapıcı

Son yıllarda popüler kimlik tasarımlarından bir haline gelen yeni Osmanlıcılık, Atatürk’ün Türk milleti tasavvuru ile aynı kategoride bir yaklaşım değil.

Devamını Oku
24.06.2026
Sekteye uğramış diyalog - Tolga Akçura

Basit görünen bir soruyla başlayalım...

Devamını Oku
24.06.2026
İran savaşı ve siyasi amaç - Nejat Eslen

En yalın tanımı ile savaş, siyasi amacı gerçekleştirmek için düşmanın savaşa devam etme iradesini kırmak, kendi irademizi kabul ettirmek amacı ile yapılan şiddet kullanma eylemidir.

Devamını Oku
23.06.2026
İktidar mutfaktaki yangını söndüremiyor - Süleyman Girgin

2018 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “24'ünde siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra bu faizle, şununla bununla nasıl uğraşılır göreceksiniz” sözleriyle başladı her şey.

Devamını Oku
23.06.2026
Devrim bildirgesi ve yinelenen tarih! - İhsan Tayhani

Batılı siyaset bilimciler, Gazi Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışından 33 gün sonra, 22 Haziran 1919’da yayımlanan “Amasya Tamimi”ni, doğru bir yaklaşımla “devrim bildirgesi” olarak değerlendirirler.

Devamını Oku
22.06.2026
Bir siyasetçinin hazin tükenişi - Ziya Yergök

Mutlak butlan kararı ile CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’ndan söz ediyorum.

Devamını Oku
22.06.2026
Hukukun bulanık aynası - Abdullah Dörtlemez

Hukukun bulanık aynası - Abdullah Dörtlemez

Devamını Oku
20.06.2026
O film gerçek olsa… - Özgün Utku

Yıllarca gece gündüz emek verdiğimiz, yanında durduğumuz Kemal Kılıçdaroğlu, kurultayda sırtından bıçaklandığı söylemiyle hepimizi şoke eden bir yola girdi.

Devamını Oku
20.06.2026
Ayrılmak mı, mücadele etmek mi? - Hüseyin Özkahraman

Siyaset tarihi yalnızca iktidar mücadelelerinin değil, aynı zamanda sabrın, örgütlü direncin ve büyük yapıların kendi içlerindeki hesaplaşmalarının da tarihidir.

Devamını Oku
20.06.2026
Siyasetin toplumdan kopuşu - Aykurt Nuhoğlu

AKP iktidarının karşısındaki en büyük siyasal güç olan CHP, aynı zamanda tarihinin en ağır bunalımlarından birini yaşıyor.

Devamını Oku
19.06.2026
CHP’yi ıslah etmek! - Ekrem Demiröz

Türkiye’nin son bir yılını siyaseten tanımlamak isterseniz, CHP’ye yapılan saldırılardan, tutuklanan belediye başkanlarından ve mutlak butlandan söz etmek zorundasınız.

Devamını Oku
18.06.2026
‘Kim etti sana bu kârı teklif?’ - Hamdi Yaver Aktan

Kimi kitabı hemen okurum, kimini de bir kenara ayırırım; okunma sırasının gelmesini beklerim.

Devamını Oku
17.06.2026
Mayın tarlasındaki CHP - Metin Devrim

Shakespeare’in Julius Caesar eserindeki o eski replik, “Sen de mi Brütüs? Öyleyse yıkıl Sezar!”, ihaneti, bir hançer darbesinden çıkarıp, Batı’nın politik bilinçaltına kazıyan kozmik bir çöküş anıdır...

Devamını Oku
17.06.2026
Cumhuriyet bilinci ve yurttaşlık - ABDULLAH YÜKSEL

Bir süredir Türkiye’de hemen her tartışmanın sonunda aynı cümle kuruluyor: “Devletin bir bildiği vardır” Bu söz artık yalnızca bir değerlendirme değil, bir yönetim anlayışının özeti haline geldi.

Devamını Oku
16.06.2026
Tahkikat Komisyonu’ndan Kılıçdaroğlu MYK’sine - Mehmet Tomanbay

1982 Anayasası dört yüksek mahkeme tanımlamış ve yetkilendirmiştir.

Devamını Oku
16.06.2026
Ahlakını yitiren hukuk - Başar Yaltı

Etik felsefede bir davranışın doğru ya da yanlış olduğunu açıklayan üç temel yaklaşım öne çıkar.

Devamını Oku
15.06.2026
Kemalizm ve ‘nefret’ ekerler - Çiğdem Bayraktar Ör

Terme Belediyesi AKP Meclis Üyesi Rümeysa Eker’in Kemalistler hakkındaki korkunç mesajı hak ettiği cezai yaptırımı görmedi.

Devamını Oku
13.06.2026
Adalet yürüyüşünden ‘Yeni Osmanlı’ yürüyüşüne... - Barış Övgün

“Yargı bağımsız değil, siyasallaştı” diye yol yürüyen CHP içinde bir grup, bugün “Yeni Osmanlıcılık” yürüyüşüne çıktıklarını ilan ediyorlar.

Devamını Oku
12.06.2026
Demokrasi duvarı - Engin Ünsal

Demokrasinin en güzel tanımı, “halkın halk tarafından halk için yönetilmesi” olarak yapılmıştır.

Devamını Oku
12.06.2026
Mutlak butlanın şifresi - Mahmut Aslan

Türkiye’de yapılacak NATO zirvesi öncesinde, bu salı yapılan grup toplantısı bir partinin değil, bir operasyonun fotoğrafını verdi.

Devamını Oku
11.06.2026
Korku kültürü gölgesinde akreditasyon - Ali Ekber Şahin

Öğretmenlik programlarının akreditasyonu Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) tarafından yetkilendirilen Öğretmenlik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (EPDAD) tarafından düzenlenmektedir.

Devamını Oku
10.06.2026
Politikada dengeyi kurmak - Cengiz Kuday

Türkiye siyaseti uzun yıllardır sertti.

Devamını Oku
10.06.2026
‘Mutlak’a hemen kurultay! - Mustafa Gazalcı

Birçok kişinin belirttiği gibi CHP’nin başına gelen “mutlak butlan” yalnız parti içi bir mesele değil, aynı zamanda bir hukuk, demokrasi, ülke sorunudur.

Devamını Oku
09.06.2026
Bilime adanmış bir yaşam: Erdal İnönü - Gülsün Bilgehan

Erdal İnönü, Mevhibe Hanım’la İsmet Paşa’nın üçüncü oğlu olarak Ankara Pembe Köşk’te doğdu.

Devamını Oku
09.06.2026
Artık YSK var mı? - Ziya Yergök

Gerçek anlamda, “demokratik hukuk devleti”nden söz edilebilmesi için her şeyden önce birtakım kurumların ve işleyen kuralların olması gerekir.

Devamını Oku
08.06.2026
Hak mı, lütuf mu: Nafaka - Gamze Burcu Gül

Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlemeyi iptal etmesiyle birlikte nafaka tartışmaları yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
06.06.2026
Tarihin doğru tarafında duranlar - Halil Sarıgöz

Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihi, yalnızca bir siyasi partinin tarihi değildir.

Devamını Oku
05.06.2026
İtirazın tarihi ve direniş - Ali Ekber Ataş

Tarihten iki olay: İlki, bundan tam 54 yıl, 5 ay, 9 gün önce, tarihler 15 Aralık 1971’i gösterirken Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde ülkesine dayatılan karar metnini yırtan Pakistan Dışişleri Bakanı Zülfikar Ali Butto’nun itirazıdır.

Devamını Oku
04.06.2026
Milletin umuduna oynanan oyun - Süleyman Çelebi

Bazen ihanet dışarıdan gelmez.

Devamını Oku
04.06.2026
Siyaset kurumu hukuku boğuyor - Erol Türk

Bugün ülkemizde anayasayı ve yasaları tanımayan, uygulamayan Saray rejimi, yargıya verdiği talimatla istediği kararları alıyor.

Devamını Oku
03.06.2026
'Demir ökçe' bir günde inmedi! - Okan Toygar

Jack London’ın “Demir Ökçe”si, oligarşik düzeni çok erken tarihte sezmiş romanlardan biridir.

Devamını Oku
03.06.2026
Siyasetçinin tarihsel sorumluluğu - Avni Kurtuldu

Tarih, siyasetçileri yalnızca söyledikleri sözlerle değil, kritik dönemeçlerde takındıkları tavır ve aldıkları konumlarla yazar.

Devamını Oku
02.06.2026
Mutlak butlan ve TBB illüzyonu - Cem Alptekin

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin ağır yetki gaspı içeren 21 Mayıs 2026 tarihli tedbirli “ mutlak butlan” (kesin hükümsüzlük) kararı, Türkiye’de hukukun siyasetle kurduğu ilişkinin geldiği tehlikeli aşamayı gözler önüne seren yapısal bir deprem niteliğindedir.

Devamını Oku
02.06.2026
CHP’nin durumu ve iktidar - Prof. Dr. Hakkı Keskin

Kemal Kılıçdaroğlu ile Berlin’de CHP heyetiyle Sol Parti’yi ziyaretlerinde tanışmıştık. Arka arkaya üç seçim kaybedince kendisine Almanya Parlamentosu milletvekili olarak “Demokratik ülkelerde kuraldır: Bir parti başkanı bir iki seçim kaybedince istifa eder.

Devamını Oku
01.06.2026
Çalışan nüfus ve kamusal hizmetler - Şafak Yüca

Her zaman kalabalığın içindeler...

Devamını Oku
01.06.2026
Adalet anlayışı üzerine - Serpil Güleçyüz

Bir atasözü vardır: “Kurt kuzuya saldırırken sessiz kalan, kurdun tarafını tutmuş sayılır.”

Devamını Oku
01.06.2026
Liderlik savaşı ve adalet - Av. Hüseyin Karataş

Gökyüzüne baktığınızda kuşların toplu olarak uçarken “v” harfi gibi sıralandığını görürsünüz.

Devamını Oku
30.05.2026
Akıl tutulması, utanç ve meşruiyet - Remzi Koçöz

İnsanlar doğal olarak hata yaparlar.

Devamını Oku
30.05.2026
Ali Abalı'yı anarken… - Erol Dolu

25 Mayıs 2018 Cuma günü öğleden sonra telefonuma Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden bir mesaj geldi.

Devamını Oku
29.05.2026