Yargıda cinnet hali
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Yargıda cinnet hali

30.04.2016 08:00
Güncellenme:
Takip Et:

Haziran seçimleri ile ülkemizde başlayan yeni dönemde, hem devlet hem de toplum olarak yolumuzu kaybettik. Bugünlerde çok ciddi bir hukuk krizi yaşanmaktadır ve kimsenin hukuk güvenliği kalmamıştır. Böyle bir ortamda yargının, yargıç ve savcıların içinde bulundukları durum herkes için önemli hale gelmiştir.

Tartışmanın ana başlığı, yargı bağımsızlığının neyi ifade ettiğidir.
Yargı bağımsızlığı, tıpkı milletvekili dokunulmazlığı gibi bir ayrıcalık olmadığı gibi yargıçlara da sağlanan bir ayrıcalık değildir. Yargı bağımsızlığı, yargı önünde hak arayan vatandaşların davalarına bakan yargıç ve savcıların herhangi bir baskı altında kalmadan işlerini yapabilmeleri için getirilmiş olan bir düzenlemedir. Bu hali ile düzenlemenin asıl amacı, yargı kurumları önünde hak arayan vatandaşların yargı ile ilgili sorunlarının, bağımsız yargı kuruluşları önünde görülmesini sağlama teminatıdır. Yasama dokunulmazlığı ise parlamenterlerin siyasi faaliyetlerini yürütürken hiçbir baskı altında kalmadan herhangi bir güç odağının tehdidine boyun eğmeden görevlerini yapmaları için getirilmiş olan evrensel bir düzenlemedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “yasama dokunulmazlığı” başlıklı 83/1. maddesinde, milletvekillerinin Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Meclis’te ileri sürdükleri düşüncelerinden Meclis’çe aksi karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrar etseler de bunlardan sorumlu tutulmamaları hali düzenlenmiştir. Kuşkusuz milletvekillerinin düşüncelerini açıklamaları, bu düşüncelerini hayata geçirmek için yapmış oldukları eylemler de aynı dokunulmazlık kapsamındadır.

Tartışmamız gereken…
Milletvekili dokunulmazlıklarının tartışıldığı bugünlerde asıl tartışılması gereken yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı tartışmasıdır. Bu nedenle milletvekili dokunulmazlıklarının yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı ve dürüstlüğü ile birlikte tartışılması gerekir. Bugün yargıçların görevlerini, tam bir bağımsızlık içerisinde dürüst ve tarafsız şekilde yaptıklarına inanıyorsak o zaman hiçbir kimsenin dokunulmazlık zırhına ihtiyacı kalmamış demektir. Çünkü bu durumda, dokunulmazlık zırhı yargı tarafından herkese sağlanmış demektir.

Vahim tablo
HSYK Başkan Vekili Mehmet Yılmaz’ın gündeme damga vuran, yargının 2007-2013 yılları arasını “kara dönem” olarak nitelendirdiği ve bir utanç döneminin yaşandığı yönündeki sözleri ile siyasal iktidarın sözcülerinin “oğlan bizim kız bizim”, “yasama, yargı ve yürütme bizde” sözleri ve bizatihi Cumhurbaşkanı’nın yargı ile ilgili açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde yargının içinde bulunduğu durumun ne kadar vahim olduğu da ortaya çıkacaktır. Bu siyasetin güdümüne girmiş, konjonktürel hareket eden, vicdan ve akıldan yoksun yargıya ne kadar güvenilebilir?

Yargıya güven
Bu soruya cevabı HSYK Başkan Vekili vermiştir. Yargıya güven oranının yüzde 30’larda olduğunu bizzat yargının en tepesindeki kişi açıklamıştır. Bu önemli bir veridir ve bu açıklamalar da dikkate alınarak milletvekili dokunulmazlıkları kaldırılırken kuzuyu kurda teslim etmeden önce bir kez daha düşünmek gereklidir.
Ülkemiz tam bir kaos halini yaşamaktadır. Neye el atıldıysa el atılan şey elde kalmıştır. Çözüm süreciyle birlikte, “ülkenin birliği ve bütünlüğü” denilmiş ancak elde kalmıştır. 12 Eylül referandumuyla birlikte “yargı bağımsızlığı” denilmiş ne yazık ki o da elde kalmıştır. Şimdilerde Başkanlık sistemiyle birlikte “demokrasi” deniliyor, görünen odur ki bu da elde kalacaktır.

Adeta hukuk krizi
Bu hali ile ülke tam bir hukuk krizinin içine girmiştir. Gazeteciler haber yapmaktan tutuklanırken, milletvekilleri Meclis kürsüsündeki sözlerinden dolayı soruşturmaya uğramaktadır. “Savaş bitsin barış gelsin” diyen akademisyenler, yaka paça gözaltına alınmakta ve tutuklanmaktadır. Tam bir cinnet hali! Eğer hızla bu krizden çıkamazsak ülkemizi çok ciddi bir sorunla karşı karşıya bırakacağımız ve sonunda güzel ve yalnız ülkemize hep birlikte yazık edeceğimiz kesindir.
Otoriter yönetimler, girdikleri büyük krizlerden çıkabilmek için kendilerine içeriden ve dışarıdan düşman bularak yönetimlerini devam ettirmek isterler. Bugün olan da tam budur. Sorun yeni bir anayasanın olmamasından, Batı’nın bize karşı olmasından veya milletvekillerinin dokunulmazlıklarının varlığından değil mevcut anayasanın ve yasaların asgari kurallarına dahi uyulmamasından ve tam bir hukuksuzluk durumundan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle tüm kurum ve kurumların mevcut anayasal ve yasal normlara uyarak mevcut kurulu hukuk düzenine göre davranmaları ve görevlerini tarafsızlık içinde dürüstçe yapmalarının sağlanması halinde açıklanan bu krizden çıkılabiliriz.

BÜLENT YÜCETÜRK
Ankara Cumhuriyet Savcısı

Yazarın Son Yazıları

Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025