Aydınlarımızın umut taşıma anlamına da gelen değerbilir çabasıyla kültür hazinemiz zenginleşiyor.
Halk Önderi Atatürk, Ya Bağımsızlık Ya Ölüm, Atatürkçü Olmak, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı, Söylev’i Okurken, Bağımsızlık Devrimcisi, Kurtuluş Uyanış Direniş, Kemalizmi Anlamak, Yurdumuzu Şen Edeceğiz/ Atatürkçülüğün El Kitabı, Devrimin Halkçı Kaynakları gibi kitaplarıyla Atatürk’ü, onun düşünce ve eylemlerini farklı farklı açılardan aktaran yılmaz Atatürkçü Ceyhun Atuf Kansu’nun uzun soluklu bir denemesiyle buluştuk.
Çağdaş Türkiye’nin Ustası Mustafa Kemal Atatürk (Haz. Işık Kansu, Cumhuriyet Kitapları) adlı kitabında Kansu, soluk soluğa okunan şiirsel anlatımıyla Mustafa Kemal’in 12 yaşında Selanik’teki askeri ortaokulda başlayan bağımsızlıkçı, ulusçu, devrimci düşünceleriyle başlayan adımlarını onun söyledikleriyle bütünleştirerek aktarıyor:
Atatürk’ün sesi “... Sadece bir kurtuluş savaşçısının sesi değildir, aydınlık ve özgür bir insanlığa doğru uzanan, çağdaş, insancı bir sestir.”
YAKUP KADRİ
Estetik Kategoriler, Gerçekçiliğin Estetiği, Estetik Kalkışma, Aydınlanma İçin Kalkışma, Adnan Özyalçıner’in Öykücülüğü, Romanda Estetik Kalkışma (Ed. 4 c.) gibi kitaplarıyla edebiyatımızın gerçeklik zeminine oturması, zenginleşmesi ve güzelleşmesine katkıda bulunan Sayıl Cengiz Gündoğdu, 36 yıldır İnsancıl dergisinde (Şubat 2026-427. sayı) sürdürdüğü ödünsüz mücadelesine, benzersiz bir inceleme-eleştirme örneğiyle kitaplaştırdığı yapıtını ekledi:
Yakup Kadri Karaosmanoğlu/ Türk Yazınında Gerçekçiliğin Temel Taşı (İnsancıl Yayınları).
Gündoğdu bu kitabı; amacı Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun gerçekçi olmadığını kanıtlamak olan, “Türkiye’yi anlamayan, yanlış değerlendiren duruk bir kafanın ürünü” dediği bir kitaptan (Huzursuz Bir Ruhun Panoraması/ Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Düşünce Dünyası-İletişim Yayınları) yola çıkarak bir yazınsal yapıtın nasıl irdelendiğini göstermek amacıyla yazdığını söylüyor.
Kitaptaki yirmiden fazla yazıyı tek tek irdeliyor ve yazarlarının devrim ve gerçekçilik demeden, neredeyse bu kavramların yaşamdan, sözlüklerden çıkarılmasını isteyerek yazdıklarını söylüyor.
Gerçekliğin yansıtılmasında yazarın konumunu belirlemenin önemli olduğunu belirterek kitaptaki yazıların Karaosmanoğlu’nun gerçeğini göremediğini, oysa onun “damıtılmış gerçekliğini görmek zorunda” olduğumuzu, “gerçekçi” olduğunu söylüyor:
“Masanın başına geçti. Nesnel gerçekliği yansıtan romanlar yazdı.”
“Karaosmanoğlu’nun Dil Devrimine karşı olduğu” savına karşı onun kitaplarında dilini yenileştirdiğini ve “Öz Türkçenin samimi taraftarıyım” dediğini aktarıyor.
Karaosmanoğlu’nun romanlarının “Geleceğin bütün özgürlük kapılarını açan bir miras” olan Kemalist devrim sürecinin ürünleri olduğunu, onun gerçekçi yapıtlarıyla insanın yaşama gücüne katkı yaptığını söylüyor.
“Karaosmanoğlu, Kemalizmin aydınlanma ideolojisine göre ideolojik yapıtlar yazmıştır. İdeolojisinden ötürü o gerçekçi, ilerici, güçlü bir yazardır” diyerek noktayı koyuyor:
“Karaosmanoğlu bir kavganın içinden gelen Kuvayı Milliye yazarıdır.”
NÂZIM HİKMET
Nâzım Hikmet Konuşuyor “Benim Tek Suçum” adlı kitapta (Erol Sanburkan, Cem Yayınevi), “Çocukluğundan ölümüne kadar Nâzım Hikmet’in yaşamından bal tadında anılar” sunuluyor.
Kitapta; Nâzım Hikmet’i yakından tanıyan Orhan Kemal, Ekber Babayev, İbrahim Balaban, Vera Tulyakova Hikmet, Aleksandr Fevralski, Serteller, Vâlâ Nureddin, Türkkaya Ataöv, Memet Fuat, Kemal Sülker’in aktardıklarından ve hakkında yazılan sayısı yüzü geçen incelemelerden seçilmiş yaşanmışlıkları okuyoruz.
Yazarın, aktarılan olaylar sırasında Nâzım Hikmet’in söyledikleriyle donatılan kitapla öznel yaklaşımlara karşı onun daha gerçekçi bir profilinin çıkarılabileceğinin söylenmesi elbette bir gerçekliğin anlatılmasıdır.