Tohum Gen Bankası
Sadık Çelik
Son Köşe Yazıları

Tohum Gen Bankası

06.03.2010 07:35
Güncellenme:
Takip Et:

Bitkisel üretimin kaynağı olan tohumun tarım sektöründe stratejik önemde, olmazsa olmaz bir yeri vardır. Tohumculuk alanında dünyanın sayılı ve önemli bir gen merkezi olan ülkemizde, dünyadaki 11 bin civarındaki endemik (başka yerde olmayan) bitki türünün yaklaşık 3 bin 900’den fazlası bulunuyor.

Türkiye ayrıca ekonomik öneme sahip birçok bitki türünün de anavatanı. Hububattan baklagile, meyve, sebzeye kadar binlerce zengin gen kaynağı bulunan Türkiye’de, dolaşımda olmayan binlerce ürün Türk çiftçisinin elleriyle geliştirilen, yetiştirilen birçok yerel çeşit olduğu da biliniyor. Bu yerel çeşitliliğin kaybolmaması için Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın çok yerinde bir kararla, 2 Mart 2010 Salı günü açılışını gerçekleştirdiği gen bankası Çin ve ABD’den sonra dünyanın üçüncü büyük gen bankası olma özelliğini taşıyor. Bankanın şu anki kapasitesinin 250 bin olduğu ancak ileriki aşamalarda kapasitenin 300 bine kadar çıkarılacağını Sayın Başbakanımız açıkladı.

Açılan gen bankasının yapacakları

Türkiye’nin bu alandaki çalışmalarının başlangıcı 1964 yılına kadar uzanıyor. Açılan tohum gen bankası biyolojik çeşitlilik, genetik kaynakların korunması, değerlendirilmesi ve sürdürülebilirliği açısından da oldukça önemli. Gen bankasının yapacağı çalışmalar arasında ülke genelinde genetik materyalin toplanması ve yurtiçinde ihtiyaç duyulan genetik materyallerin yurtdışından temini gibi çalışmalar yer alıyor.

Peki, acaba bu çalışmalar tohumlarımıza sahip çıktığımızı mı yoksa tohum şirketlerinin isteği üzerine onların yararına olacak bir çalışma yaptığımızı mı gösterir?

Biliyorsunuz Anadolu, buğday başta olmak üzere birçok ürünün geliştirildiği, tarım devrimine beşiklik etmiş bir coğrafyadır. Bu coğrafyanın bir parçası olan çiftçiler yüzyıllardır tohumlarını dünya ile karşılıksız paylaştılar. Dünya kurulduğundan bu yana kimsenin aklına tohumunu patentleyip kendi üzerine almak gibi bir fikir gelmedi. Fakat son yıllarda ülkemizde ve dünyada uyanık uluslararası tohum tekellerinin çıkarları doğrultusunda, tohumların genleriyle oynanarak tohumlarımız patentlenip ipotekleniyor ve yüzyıllar boyunca çiftçilerin ortak kullanımındaki tohumları birkaç uluslararası tekel mülkiyetine geçirerek tohumlarımıza haksızca sahip oluyor.

Bu tohum şirketlerinin amacı, tohumları çeşitlendirmek değil, tüm çeşitliliği yok edip birkaç çeşidi de kendilerine patentleyip bu sayede kârlarına kâr katmak, yeryüzünü kendilerine sömürge yapmaktır. Diğer taraftan ABD ve Çin’den sonra üçüncü büyük gen bankasına sahip olmamız, ABD’nin çıkarmış olduğu tohum yasasına çok benzer bir yasayla tohum şirketlerinin çıkarlarını garantileyen “Yeni Bitki Çeşitlerini Koruma Birliği”ne girip kendi öz çıkarlarına hizmet etmemizin sonucu değil midir? Zaten mevcut tohum yasasıyla köylülerin kendi tohumlarını satma hakları ellerinden alınmıştı. Tohum bankası ile mevcut tohum yasamızı bir bütün olarak ele aldığımız takdirde niçin bir anlayış birliğinden söz edemiyoruz? Ya da neden hâlâ bu çelişkilerin farkında değiliz? Çünkü GDO’yu üreten tekellerin çıkarları şimdi de tohum bankalarında kesişti. Örnek vermek gerekirse tohum bankalarından en dikkat çekici olanı Norveç’te 2008 yılında açılan tohum bankası, bu bankayı destekleyenler zaten bir ellerinde GDO’yu, diğer ellerinde tohum bankalarını tutuyorlar. Şimdi duruma buradan bakınca, uluslararası ve yerli tohum şirketlerinin istemiş oldukları düzeni, sistemi kurmak, onların ekmeğine yağ sürmek değil midir?

Yapılması gereken, tohum zenginliğimizi, bankalarda saklamak, sonra da başkalarının ellerine teslim etmek değil, onları korumak, yaşatmak, çeşitlendirmektir. Bu tür uluslararası tekellerin ve işbirlikçilerinin çıkarlarına uygun yaklaşımları desteklemek yerine daha yerel, köylümüzün çıkarlarını gözeten yaklaşımlar desteklenmeli, bu paralelde mevcut tohumculuk yasası da köylü ve tüketici çıkarları doğrultusunda tekrar gözden geçirilmelidir. Küçük çiftçilerin yerel tohumlarının el değiştirmesi, pazarda satılmasının önündeki düzenlemelerin kaldırılması gibi sadece durağan, zorlama tedbirlerle doğal gen zenginliklerimizi koruyamazsınız. Onların elden ele dolaşmasını, tedavülde kalmasını tekrar kendi öz sahiplerine iade ederek sağlayabiliriz. “Son ağaç kesildiğinde, son nehir kirlendiğinde ve son balık öldüğünde o zaman paranın yenmediğini anlayacaksın.” Kızılderili atasözünü duyunca Henry Kissinger’ın 1970’lerdeki ifadesi aklımıza geldi: “Petrolü kontrol ederseniz ulusları kontrol edersiniz ama yiyeceği kontrol ederseniz insanlığı kontrol edersiniz.”

sadık.celik@keyveni.com.tr

Yazarın Son Yazıları

İran: Kontrol Edilebilir Kaosun Kıyısında

Bazı ülkeler vardır; haritada çizilen sınırlarından fazlasıdır.

Devamını Oku
15.01.2026
Neoliberal Masaldan Gücün Yasasına: Maduro’nun Derdest Edilmesinden Öğrendiklerimiz

Maduro…

Devamını Oku
08.01.2026
Takvim değişir, peki ya insan? 2026’nın bize gelişi

Takvim değişir, peki ya insan? 2026’nın bize gelişi

Devamını Oku
01.01.2026
Toplumsal duyarsızlığın maliyeti - İfşa çağında ünlülere uyuşturucu operasyonları

Kimsenin fark etmediği bir sessizlik dolaşıyor ortalıkta.

Devamını Oku
25.12.2025
Şaşırıyoruz… ve Şaşırmamaya Alışıyoruz

Her sabah yeni bir şaşkınlığın eşiğinde uyanıyoruz.

Devamını Oku
19.12.2025
Bu ülke gerçekten kimin?

Bu ülke, gerçekten hepimizin mi?

Devamını Oku
11.12.2025
Kötülüğün yeni yurdu

Psikoloji, hukuk, dinler ve gündelik ahlakın ortak ezberinde kötülük, bireyin içindeki karanlıkla açıklanır.

Devamını Oku
04.12.2025
Kasım Üzerine: Dökülmenin ve Hatırlamanın Zamanı

Kasım, takvimin yalnız ayı.

Devamını Oku
20.11.2025
Sadakat Çağında Muhalif Kalmak

Bir toplumun neye güven duyar? Akla mı, yoksa itaate mi?

Devamını Oku
13.11.2025
Bir Tapınağın Hikâyesi: Mekânlar Değişiyor, İnsan Hep Aynı Savaşın İçinde

Denizden 150 metre yukarıda, Akropolis’in kayalık tepesinde yükselen sütunlar…

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyetin aynasında bugün

Türkiye’de uzun zamandır yeni bir fikir doğmuyor.

Devamını Oku
31.10.2025
Bir ahlak meselesi… Temiz eller, kirli zihinler

Ahlak; herkesin ağzında dolaşan fakat kimsenin pek de hayatına almadığı kelime.

Devamını Oku
24.10.2025
Bir Mahpusluk Halidir Bu Memleket

Bir ülkeyi anlamak için hapishanelerine, yani adaletin son durağına bakabilirsiniz.

Devamını Oku
16.10.2025
Öfkenin İkliminde Yaşamak: Adaletin Suskun, Zorbanın Gür Olduğu Bir Ülke

Toplum adeta bir gerilim teline dönmüş durumda; dokunan yanıyor, çekilen tınlıyor, kimse sesin kime ait olduğunu ayırt edemiyor.

Devamını Oku
10.10.2025
Gücün yakıcılığı, çekiciliği ve kontrol edilebilirliğinin önemi

Güç, insanlık tarihinin en eski büyüsüdür: Çekici olduğu kadar sınayıcıdır da insana kendini tanrı sanma yanılsaması verir...

Devamını Oku
02.10.2025
Kayıp Meslekler, Kırık Hayatlar

İnsan yalnızca yaşayan, tüketen bir beden değildir; aynı zamanda anlam üreten, topluma katkı sunan bir varlıktır.

Devamını Oku
25.09.2025
Manşetlerin Gölgesinde “Hayat”

Her gün televizyonda, gazetelerde, sosyal medyada büyük sözler, manşetler, olağanüstü gelişmeler, son dakika olaylar…

Devamını Oku
18.09.2025
Eylül Manzarası: Eşitsizlikten Umuda Eğitim

“Çok çalışırsan her şeyi başarırsın”.

Devamını Oku
04.09.2025
Tarım, Toplum ve Gelecek: Bir Yeniden Kuruluş Çağrısı

Tarım, Toplum ve Gelecek: Bir Yeniden Kuruluş Çağrısı

Devamını Oku
21.08.2025
Aşktan Öte Dertler…

İnsanoğlunun istila ettiği bu yeryüzü, artık sadece coğrafyaların değil, dertlerin de haritası.

Devamını Oku
14.08.2025
Kendine mahkum, aşka ve suça kör

Var olmak için nefes almak yetmez; insan bir yere ait hissetmek ister, bağ kurmak.

Devamını Oku
07.08.2025
Her yaz aynı alevlere uyanmak kader değil!

Dünyanın nefes almayı unuttuğu yıllar…

Devamını Oku
31.07.2025
LGS ve Eğitimin Hal-i Pürmelali, Siyasi Ahlakın Evrildiği Yer ve Bahçeli’nin Temsil Önerisinin Anlattıkları

Bu yıl LGS’de 500 tam puan alan 719 öğrenciyle rekor kırıldı. Geçtiğimiz yıl bu sayı 352’ydi. Sınav zor; ama başarı fazla…

Devamını Oku
24.07.2025
Speed ve Galata: Sistem Hatası Veriyor - Kulenin Tepesinden Bakınca Görünen; Liyakatsizlik

İstanbul’un siluetine yüzyıllardır tanıklık eden Galata Kulesi…

Devamını Oku
17.07.2025
Dev aynasındaki bireyler ve hakikatin yerine geçenler

Dev aynasındaki bireyler ve hakikatin yerine geçenler

Devamını Oku
10.07.2025
Ütopyanın Maskesi, Distopyanın Gölgesi

Bir hayal ve bir kâbus: Ütopya ve distopya. Genellikle “var olmayan dünyalar” diye tanımlanırlar.

Devamını Oku
03.07.2025
İsrail-İran Savaşı Ekseninde Çivisi Çıkan Dünya

İnsanlığın kolektif aklı çöküyor gibi uzunca bir zamandır...

Devamını Oku
19.06.2025
Görmenin ve anlamanın göreceli olduğu bir dünyada hakikati kim belirler?

Batı felsefesi binlerce yıldır görmeyi yüceltir. Duyular arasında en "akıllı", en "ruha yakın" olan hep görme sayılmıştır. Platon, Timaios’ta, “Görüşümüz gerçekten de bize en büyük yararı sağlamıştır,” der. Çünkü ona göre göz, zihnin kapısıdır; ruhun dışarıyı yokladığı bir uzantı.

Devamını Oku
12.06.2025
Kendi Celladına Aşık Olmak: Gücün Büyüsüne Kapılan Toplumlar

Toplumlar bazen göz göre göre karanlığa yürür. Hatta yürümekle kalmaz, o karanlığa âşık olurlar. Tıpkı bazı bireylerin kendine zarar veren ilişkilerde ısrarla kalması gibi.

Devamını Oku
29.05.2025
Dans Vebası: İnsanlığın Ayaklarıyla Çığlık Atışı

1518 yazı. Strasbourg’un taş sokaklarında bir kadın, Frau Troffea, kimseye aldırmadan dans etmeye başladı. Ne müzik vardı ne şenlik. Zaten yüzünde de neşeye dair tek bir iz yoktu.

Devamını Oku
22.05.2025
İstanbul’u imar adaleti kurtaracak (Değiştirilmesi Gereken Boğaziçi İmar Yasası ve Kentsel Dönüşüm)

İstanbul'u imar adaleti kurtacak (DEĞİŞTİRİLMESİ GEREKEN BOĞAZİÇİ İMAR YASASI VE KENTSEL DÖNÜŞÜM)

Devamını Oku
01.05.2025
Ülkenin Gerçek Beka Sorunu: Umudu Tükenen Toplumlarda Nüfus Kaçınılmaz Olarak Yaşlanır

Ülkenin Gerçek Beka Sorunu: Umudu Tükenen Toplumlarda Nüfus Kaçınılmaz Olarak Yaşlanır

Devamını Oku
24.04.2025
Sadece Ahmet Değil: Bu Ülkede İyilik Konu Edildi, Kötülük Sıradanlaştı

Sadece Ahmet Değil: Bu Ülkede İyilik Konu Edildi, Kötülük Sıradanlaştı

Devamını Oku
17.04.2025
Beyin Göçü Savaşları veya Zekânın Büyük Kaçışı: Türkiye Neden Tutamıyor?

Beyin Göçü Savaşları veya Zekânın Büyük Kaçışı: Türkiye Neden Tutamıyor?

Devamını Oku
20.03.2025
Suriye'de Alevi katliamı; göz ardı edilen kan ve gözyaşı ve diğer yaşananlar

Suriye'de Alevi katliamı; göz ardı edilen kan ve gözyaşı ve diğer yaşananlar

Devamını Oku
13.03.2025
Kritik Trump-Zelenski Zirvesinin Perde Arkası: Güç Oyunları, Bir Kez Daha Kürt Açılımı ve Edip Akbayram’ın Ardından…

Kritik Trump-Zelenski Zirvesinin Perde Arkası: Güç Oyunları, Bir Kez Daha Kürt Açılımı ve Edip Akbayram’ın Ardından…

Devamını Oku
06.03.2025
Boşvermişlik Yangınları: Teğmenlerin İhracından Otel Trajedisine Bir Toplumsal Duyarsızlığın Anatomisi

Boşvermişlik Yangınları: Teğmenlerin İhracından Otel Trajedisine Bir Toplumsal Duyarsızlığın Anatomisi

Devamını Oku
06.02.2025
Toplumun Karanlık Kavşakları: Bir mimarın son durak hikâyesi, trafik çilesi ve asfalt üzerinde insanlık cinneti

Toplumun Karanlık Kavşakları: Bir mimarın son durak hikâyesi, trafik çilesi ve asfalt üzerinde insanlık cinneti

Devamını Oku
26.12.2024
Hakikat yorgunu bir toplum: Beyin çürümesi, haksızlıklar, hukuksuzluklar, adaletsizlikler

Hakikat Yorgunu Bir Toplum: Beyin Çürümesi, Haksızlıklar, Hukuksuzluklar, Adaletsizlikler

Devamını Oku
18.12.2024
Suriye’nin Küllerinden Yükselen Kaos: İnsan Hakları Günü’nde Yeni Haritalar, Yeni Sınavlar

Suriye’nin Küllerinden Yükselen Kaos: İnsan Hakları Günü’nde Yeni Haritalar, Yeni Sınavlar

Devamını Oku
17.12.2024