Köşe Yazısı

A+ A-

Seçmen, oyunun yok sayılmasına boyun mu eğecek?

25 Mayıs 2019 Cumartesi

Önce İmamoğlu’nun “16 milyon İstanbullunun iradesi nasıl gasp edildi?” sorgulaması ile başlayan, İstanbul’un israf düzenini değiştirme sözünü verdiği, 80 milyonu kucaklamayı hedef almış “her şey çok güzel olacak” sloganı ile başlattığı seçim kampanyasını, sokaklara da yansıyan sahneleri ile izledim.
Akşamı YSK’nin çok çok geciktirilmiş, önceden zorunlu tartışmalarda aslında içeriği didik didik edilmiş Saray dayatmalı kararının gerekçeleriyle yüzleştik. Önce çok sayfalı içerikte, algısının okus pokus yaptırılması çabalarıyla yüzleştik. Bir gün sonrasında dahi YSK’nin gerekçeli kararının, dünya hukuk tarihinde bile hukukun gasp edilmesinin ibret belgesi olarak, hukuk fakültelerinde öğrencilere derslerde gösterilecek içerikleriyle yüzleştik..
Seçimin yenilenmesine oy veren yargıçların gerekçelerinin baştan, Saray hukukçularının öntartışmalarda verdikleri ayrıntılı bilgilerle, zaten Saray’ın seçim yenileme başvurusundaki tezlerle uyumlu olacağını öğrenmiştik. Sürpriz YSK’nin karar gerekçelerinde hırsızlık, oy çalınması suçlamalarının karşılığı tek kanıtı unutun, seçim yenilemeye, seçmen oylarının yok sayılmasına haklılık kazandırabilecek, seçim sonuçlarını, İmamoğlu’nun kazandığı oyların sonucunu değiştirebilecek, tek bir gerekçenin dahi bulunamamasıydı.
Karşı oylar ise, seçim hukukunun olmazlarının ayaklar altına alınmış olmasının sonuçları, kaygılarının sayılmasından öteydi. İhlallere ilişkin, gerekçelendirmelere basamak yapılmış suçlamaların, yalanların çökertilmesinin hukuksal dökümlerini de içlerinde barındıran veriler saklanamamıştı. Usulsüz sandıklarda CHP değil, AKP önde. Oy çalınmasının eseri YSK karar gerekçesinde gösterilememişti. Ne görüntü ne de örgütlü müdahalenin tek kanıtı vardı. Sandık kurullarından AKP habersiz değildi..

***

Önceki gün, YSK’nin gerekçeli kararı sonrası seçmen oylarının yok sayılmasına toplumsal tepkilerde patlama niteliğinde etkinlikler yaşandı. Aynı saatlerde, hak, hukuk, demokrasi, oyların çalınmasına tepki niteliğinde İmamoğlu’nun yenilenecek seçimde desteklenmesi çağrıları, örgütlü çıkışları çoklukla çakışınca kişisel birine katıldım, diğerlerini haberlerde izlemeye çalıştım.
Demokrasi için birlik çağrısını yapan siyasi parti, kültür örgütlenmeleri ağırlıklı, “Demokrasi seferberliğine çağrı.. İstanbul, halkınındır!” sloganlı ortak metinle, Tek adam rejimi YSK eliyle halkın iradesinin gasp edilmesi gerçeği karşısında, İmamoğlu’nun artık sadece CHP’nin, İstanbullunun değil, ülkenin, demokrasi güçlerinin adayı olarak destekleneceği duyuruluyordu..
Çok sayıda emek örgütünün, hukukçuların açıklamalarından çıkan ortak sonuçları ise, YSK’nin gerekçeli kararının, seçmenin oyunun, milli iradenin yok sayılmasının belgesi olduğunun altının çizilmesi olarak özetleyebiliyoruz..
Artvin’den 20’şer liralık bağış için banka kuyruğuna girenlerin kuyruğu dünün simge fotoğraf karesi desek... Başkan Erdoğan’ın dün yine Gaziosmanpaşa’da yapılmış bir cami külliyesi açılışındaki “Hırsızlara bu işi bırakmayacağız” çıkışını nereye koyacağız? derken, yeni seçim kampanyasında seçmenle daha çok yüz yüze çalışması istenmiş AKP başkan adayı Yıldırım’ın, “Oyları kim çalmış, YSK kararında yokmuş, kanıtınız ne” sorusuna karşı, “YSK kararına oyları kimlerin çaldığı konulmaz ki, YSK seçim yenileme kararını verdi. Biz siyasiler onu halkın anlayacağı dile çevirdik..” anlamına gelen bir mantık kurgulaması yaptık ki..
“Minareyi çalanlar kılıfını böyle hazırlayabilmişler..” Başka ne denebilir ki..
Şişli’de kulak misafiri olduğum bir telefon konuşmasında, besbelli bir belediyede yetkin bir yönetici, yine besbelli işsizler ordusundan birisi için istenen bir iş için, “Sakın yollama, bir aydır bir tek yeni bir inşaat ruhsatı başvurusunu unutun, onarım, değişiklik için ek başvuru bile yok” çıplak yanıtını yapıştırıverdi. Önünden geçtiğim geçmişte yer bulunmadığını gözlemlediğim, ucuz, kaliteli hizmeti ile ünlü bir börekçinin boş kalmış masaları dikkatimi çekiyor.. İçeriden gelen fon müziğinde İmamoğlu’nun seçim sloganı şarkısını duyar gibi oluyorum. Kapıdaki sahibi gülerek “Evet biraz önce çalıyordu.. Yanlış duymadınız..” diyor..