Geçen yıl mayıs ayında, birkaç yıldır keyifle yaşadığın Bodrum’da hayatın anlamı üzerine kafa yormuştuk seninle birlikte.
Doğru cevabı tek bir tane olmayan o lanetli sorunun peşinde...
Hayatın anlamı sahi neydi?
Söyleşi yaptığımız o gün, kendi hayatlarımızı karıştırıp anlamını bulmaya çalışırken daha senin hasta olduğunu ikimiz de bilmiyorduk.
Dört mevsimlik bir kelebek ömrün kaldığı henüz kulağımıza fısıldanmamıştı.
Ve kalbimiz yokluğunun fikriyle az daha telaşlı çarpmaya başlamamıştı.
Sohbet başlamadan önce gençliğimizi anmıştık aramızda.
Köprüaltı’nı, Çello’yu Hisar’ı...
Terk ettiğimiz şehri, geçmişi...
O şehrin, kıyılarında, tepelerinde, sokaklarında, kuytularında okuduğumuz, tedrisatı kendinden menkul serseri okullarını...
20’li yaşlarımızda o serserilikte deneyimlediğimiz benzersiz hayatı konuşmuştuk.
İçindeki herkesin bir köşesinden sanata sepete bulaştığı tuhaf bir kozanın kelebekleriydik ve 20’lerimizden 50’lerimize ne güzel neredeyse hep birlikte gelmiştik.
O gün senin sırtın ağrıyordu epey, benim de azıcık başım.
Söyleşide kalabalık bir izleyici vardı. Akıllarında senin karanlık dizelerin, o dizeleri sana yazdıran hayattan çıkardığın derin anlamı merak ediyorlardı.
“Basit” demiştin onlara, “Hayatın anlamı basittir”.
Şaşırmışlardı verdiğin cevaba.
Eğlenceden ve hazdan bahsetmiştin.
Karanlık bir dünyada yaşamak ve yazmak zorunda olsan da hayatın anlamını o karanlığın belirlemesine neden izin vermediğini anlatmıştın.
Doğadan bahsetmiştin.
Hayvanlardan, ağaçlardan ve çiçeklerden ve sevişmelerden...
Hem de son derece zarif ve sevecen.
Ne yaşadığın eski zamanların hoyratlığı vardı üzerinde artık, ne de dizelerinin sertliği.
Yazdığı şeylere benzemeyen şairleri, yazarları yadırgar okurlar.
Seni de muhtemelen o gün birileri biraz yadırgadılar.
Şimdi, ben son yıllarını yaşadığın bu sahil kasabasında bu yazıyı yazdığım esnada...
Sen terk ettiğimiz şehirde toprağa bırakılmak üzeresin.
Ve o akıldan hiç çıkmayacak zehir gibi şiirlerinden birinin dizeleriyle gözümün önündesin.
Hani, “Ben ölürsem kara kutumu bulamayacaklar” dediğin...
Sonunu “Küçücük kabrim bir çocuk kalbi gibi haylaz olacak!” diye bitirdiğin...
Seni seven bir yığın insan benim gibi şiirlerini yeniden karıştırıyorlar şu an.
Sosyal medyada paylaşılan her dizen, birer kara kutu aslen.
Ama biliyorum, onlar senin değil öbür insanların kara kutuları. O kara kutularda, tüm dünyanın hazları, ahlaksızlıkları, korkuları, insanların tam düşerken attıkları korkunç çığlıkları var.
Oysa senin kutunu hayat boyasa boyasa rengârenk boyar.
Hani bir söyleşinde de:
“Benim öldüğümü duydukları gün dansa gitsinler” demişsin ya;
Lafını da “Ben öldüm diye eğlenmesinler. Böyle bir adam yaşadı diye eğlensinler” diye bitirmişin ya...
Bugün senin ardından emin ol bir sürü insan dans edecek kafaları bir dünya.
Sevgili küçük İskender...
Yazarın Son Yazıları
Yanık saraylar
Patron çıldırdı
‘O kadar istiyorsan eve bir mülteci al besle’
Vatandaşın evi
Mültecinin evi
Atinalı Sokrates’ten Boğaziçili direnişçilere
Sizin hiç silahınız çalındı mı?
Uçağın kadar konuş!
Merve’nin kaderi ve bizim kaderimiz
‘Ben Aziz Nesin...’
Çocuk tacizinin önlenemeyen devamlılığı
Her şey ‘gerçekten’ çok güzel olsun diye...
O çocuklar sizi hiç sevmeyecekler
Katil belli, refleks belli, sonuç belli
Gazeteciliğin karanlık yüzü
‘Hadi’ ama kime hadi?
Mafyayı bilmek ve mafyayı anlamak
‘Ne oldu? Öldürdün mü?’
‘O zaman şarkı söylemek lazım avaz avaz!’
Neyi bekliyorsunuz?
Kimin lehi, kimin aleyhi?
Mafyanın ve iktidarın selameti, ülkenin kıyameti
Gençliğe hitabe
Sen de vaat edilmiş, ben diyeyim işgal edilmiş
Devlet, mafya ve siyaset üçgeni değil, dairesi
Çocuklarımızın ismini neden Deniz koymuştuk biz?
Temel ihtiyaçlar listesi
Beş maymun* ve bir toplum
İnsanlığın aydınlık ve karanlık yüzü
Bugün 23 Nisan, öfke doluyor insan!
Burada yazar ne demek istemiştir?
Geçmiş olsun Ahmet Altan
‘Patates soğan, güle güle Erdoğan’
‘Darbe’nin kelime anlamı ve bizim için anlamı
Günün mönüsü: Emekli generaller
Geniş kalçalı ve çok memeli kadın tanrılar
Kokain cesareti
İktidarın yüzüncü yıl fantezisi belli, peki ya sizinki?
Siyasi başarısını;
Tek parti, tek akıl, tek uçurum