Neyimiz var? Neyimiz yok?

23 Ağustos 2019 Cuma

Mahkemeler kuruluyor. İddianameler hazırlanıyor. Duruşmalar görülüyor.
Savunmalar yapılıyor.
Ama kararlar, hukukun formüllerine göre değil, iktidar hassasiyetlerine göre veriliyor. Adalet, kendisini baltalayan işleyişe nicedir dur diyemiyor.
Barolar ortak bir ses çıkarmakta zorlanıyor.
Paradoksal bir çıkmazın içinde, hangi hırslara kurban gittikleri aşikâr, sayısız insan yıllardır mahkemelerde sürünüyor.
Evet, sorsanız hâlâ bir hukukumuz var...
Ama adalet için işlemiyor.

***

Sözlüklerde Cumhuriyetin karşılığında, “Ulusun, egemenliğini kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı devlet biçimi” yazıyor.
Oysa ne sistem “ulus egemen”...
Ne de milleti temsil eden vekiller Meclis’te etken.
Sistemi ele geçiren egemen her gün esip gürlüyor, milleti temsil eden vekiller kodeslerde çürüyor.
Evet, sorsanız hâlâ bir Cumhuriyetimiz var...
Ama ülke diktatörlükle yönetiliyor.

***

Eğitim sistemi, dini hassasiyetlere göre biçimlendiriliyor.
Sağlık sistemi bile tarikatlardan soruluyor.
Hocalar, şeyhler Meclis’te cirit atıyor.
Toplantılar dualarla açılıyor.
İnanca vurgu yapmayan aday hiçbir seçimde başarılı olamaz sanılıyor.
Evet, sorsanız anayasada hâlâ laik bir ülke olduğumuz yazılı...
Ama dinle devlet işleri devamlı birbirine dolanıyor.

***

Düzenli şekilde seçime gidiyoruz.
Seçmen listeleri asılıyor. Sandıklar kuruluyor. Kurullar toplanıyor.
Oylar gerekirse tekrar tekrar sayılıyor.
Evet, sorsanız ülkede herkesin seçme ve seçilme hakkı var.
Ama iktidarın canını sıkan seçilmiş, anında kayyıma kurban ediliyor.

***

Sözde demokrasi hâlâ geçerli.
Halkın temsil edildiği varsayılan bir Meclis yerinde duruyor.
Cumhurbaşkanı halkoylamasıyla seçiliyor.
Ülke yine halkoylamasıyla geçerli kılınan bir anayasaya göre yönetiliyor.
Evet, sorsanız o anayasaya göre hâlâ cumhurbaşkanı göreve başlarken tarafsızlık yemini ediyor;
Ama şu anki, parti başkanlığını hem alenen hem de resmen göğsünü gere gere sürdürüyor.

***

Böyle, kimin neyi ne için kullandığı şüpheli...
Neyin neye hizmet ettiği şaibeli bir ülkede;
Devletin kurumlarına ait yangın söndürme uçağı mevcut olduğu halde, bu uçakların yangın söndürmekte kullanılmamasında şaşılacak hiçbir şey yok.
Onca orman yanmışken ve muhtemelen daha niceleri böyle göz göre göre yanacakken, bu ülkenin yangın söndürme uçağı var mı yok mu, tartışmak anlamsız.
Meseleye bir bütün olarak bakılsa...
Neyimiz var, neyimiz yok şıp diye anlaşılacak.