Kadınlar, marjinaller, gay’ler, şiddetler ve devletler

29 Kasım 2019 Cuma

Kadına şiddetle mücadele” gününde, ülkenin en büyük şehrindeki en kalabalık caddesinde, zar zor izin alınarak yapılan, kendi küçük önemi büyük bir eylemi şiddet kullanarak dağıtan Emniyet’in müdürünün olaydan sonra yaptığı açıklamada “Kadınlara değil, sadece eylem sonrası dağılmamakta ısrar eden marjinallere ve LGBT’ye, orantılı müdahale edilmiştir” diyebildiği bir ülkede kim, hangi koşullarda ve ne kadar emniyettedir?

Ve bu sorulara cevap vermeden önce de bir düşünmek gerekir.

O ülkede, illa müdahale edilecekse... kimlere edilmelidir?

Kadın cinayetlerini kendilerine dert edinenlere mi?

Cinsel ve sosyal kimliğini kendi tanımladığı gibi yaşamakta ısrar edenlere mi?

Düşüncelerini ve itirazlarını tüm baskılara ve tehditlere rağmen korkmadan, açık açık ifade edenlere mi?

Örgütlü olmayı, dayanışmayı kıymetli bulanlara mı?

Kişisel hak ve özgürlüklere tehdit oluşturan resmi yasaklara kafa tutanlara mı?

Yoksa...

Eylem daha başlamadan, saatler öncesinden yüzlerce sivil polisi halkın arasına dağıtanlara mı?

Çevik kuvvet elemanlarını tüm köşe başlarına koyanlara mı?

Altlarına TOMA’ları, panzerleri çekenlere mi?

Bir ellerine copları, diğer ellerine gaz bombalarını tutuşturanlara mı?

Silahlarına plastik mermileri doldurtanlara mı?

Hepsini cadde boyunca tüm sokak başlarına ve irili ufaklı meydanlara ve cadde ortalarına ve pasaj kapılarına dizenlere mi?

Onlara gözlerini eylemcilerin, o caddeden o an geçen insanların üzerine dikmelerini öğretenlere;

Etrafa, “Bir yanlışınızı görürsek dalarız” diye diye bakmalarını tembihleyenlere;

Havada, sanki her an silahlar patlayabilirmiş gibi...

Sanki her an bombalar atılabilirmiş gibi...

Sanki ülke işgal altındaymış gibi...

Sanki aramızda korkunç katiller, gözü dönmüş caniler kol geziyormuş gibi...

Nereden geleceği belirsiz bir şiddet tedirginliği yaratmalarını emredenlere mi?

Onları gören anneler çocuklarına sıkıca sarılsın...

Onları gören esnaf kepenklerini erkenden usul usul aşağıya indirsin...

Acil işi olmayanlar o saatlerde ortalıkta gezinmesin...

Herkes aynı korkunç tedirginliği hissetsin isteyenlere mi?

O ülkede müdahale edilmesi, durdurulması gereken nedir?

O eyleme katılan çoğu genç, çoğu kadın silahsız, şiddet karşıtı ve öfkeli ve kaygılı yüzlerce insan, ellerinde pankartlar, dillerinde sloganlarla...

Erkek şiddetine hayır” diye bağırdıklarında...

Kadın cinayetlerine son!” diye haykırdıklarında...

Erkekler tarafından öldürülmüş kadınların isimlerini tek tek saydıklarında...

Korkma! dediklerinde, Susma!” dediklerinde...

İtaat etme!” diye ortalığı inlettiklerinde...

Yanlarından geçip giden insanların çok azı onlara ilgiyle, saygıyla bakıyorsa...

Çoğu kafalarını yere eğip aleyhlerinde söyleniyorlarsa...

Devletin polisinin bu kadar büyük önlemlerle ablukaya aldığı bu kalabalığın ne dediğiyle, ne istediğiyle, ne de neye itiraz ettiğiyle zerre kadar ilgilenmiyorsa...

O an, oracıkta, onların hepsinin kendi güvenliğine ve hatta ülke güvenliğine ve hatta hatta devlet güvenliğine tehdit olduğuna ikna oluyorsa...

Şiddetin tam ama tam karşısında dimdik duran o insanları, sanki şiddetin kaynağıymış gibi algılıyorsa...

Ve Emniyet de bu algıya güvenip, o mazereti kusurundan büyük açıklamayı rahat rahat yapıyorsa...

Gerçek bir emniyetin sağlanabilmesi için acilen müdahale edilmesi gereken bambaşka bir şiddet meselesi daha vardır ortada.


Yazarın Son Yazıları

Bu ülkenin felaketi 7 Şubat 2020
Bir milyon Suriyeli 5 Şubat 2020
Savaşın cazibesi 10 Ocak 2020
Açlık 8 Ocak 2020