Köşe Yazısı

A+ A-

Çözüm: Çözmezsen çözülür!!

03 Nisan 2016 Pazar

Meslek yaşamınız yeterince uzunsa ve siyasetin de içinde geçmişse tanık, sanık veya taraf olduğunuz olaylar bir BBC belgeseli kadar ilginçtir.
Can Dündar, elbette bir gün “casus yatağı” Cumhuriyet’in de belgeselini yapacaktır.
Çünkü yabancı büyükelçiler, Cumhuriyet’e öteden beri hep özel ilgi gösterirler.
Bu ilgiyi özel demeç veya “off the record” söyleşilerle sınırlı tutanlar da vardır, yemekli ziyaretler ile derinleştirenler de.
Ankara’da görev yapan Amerikan sefirlerinin ilgisi çoğu zaman görevleri bittikten sonra da sürer. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “zehir zemberek mektup” yazan iki eski Amerikan Büyükelçisi de bunlardan.
Mr. Abramowitz ile sanırım daha çok geçirdiği bir rahatsızlığa dayalı ve yirmi beş yılı aşan bir ahbaplığımız var.
(Temmuz 1991’de Başkan (Baba) Bush’a, Turgut Özal’ın Çankaya Köşkü bahçesinde verdiği yemekte Abramowitz baygınlık geçirmiş ve sandalyeden yere devrilirken yandaki masadan yaptığım bir hamle ile başını yere vurmasını önlemiştim.) Belki biraz Cumhuriyet’in Ankara Temsilcisi olmam nedeniyle de ahbaplığımız derinleşti.
Harvard Üniversitesi’ndeki doktora sonrası bir programa kabulüm için bir referans mektubu yazdı. Ama oturma vizesine referans verdiği Fethullah Gülen kadar şanslı değilmişim ki, kabul görmedim.
Siyasete girince ilişkimiz gevşedi ve koptu. (İyi de oldu. Ondaki Tayyip Bey antipatisi ile bendenizdekini birleştirmeye, uyumlandırmaya yönelecek birisi, bu muhabbetin ucunu casusluğa kadar uzatabilirdi!)

***

Mr. Abramowitz birçok düşünce üretim merkezlerinde yöneticilik yaptı. Uzman olarak Türkiye raporları yazdı. Hep, Türkiye’nin potansiyelini yeterince kullanmadığından söz ediyordu. Hep yinelediği bir saptaması şu idi:
“Ülkenize demokrasi ancak hükümetinizin devletten daha güçlü olması ile gelir. Oysa en büyük güç devlet. Hükümetler hep arka planda!”
“Devlet”ten kastettiği “ordu” idi.
Sonunda hile mi hurda mı ne ise ne, dediği oldu. Hem de biraz fazlasıyla oldu.
Devlet zayıfladı. İğne ipliğe döndü. Şimdi elden çıkan illeri, ilçeleri kurtarmaya çabalıyor. Hükümet ise güçlendi durdu...
Ama nedense, Mr. Abramowitz’in, Cumhuriyet’e özel yazdığı dizi makalede anlattığı demokrasi bir türlü gelemedi. Bu arada Erdoğan’ın 12.5 yıllık Başbakanlığı sırasında hükümet fazlasıyla semirdi.
Sonunda hükümetin yerini tek başına Tayyip Bey aldı. Ve Mr. Abramowitz’in formülü yepyeni bir içerik kazandı: “Devletten güçlü başkan”.

***

Mr. Abramowitz ve de Amerikan düşünce kuruluşları belli ki “Tayyip Bey’in devletten daha güçlü olacağını” hesaplamadılar. Washington ziyareti onuruna kendisine yazdıkları mektup bunun itirafı:
“Medya ve ifade özgürlüğü erozyona uğrarken sizin anayasayı değiştirme suretiyle başkanlık sistemini getirerek kişisel gücünüzü genişletme çabanızı seyrettik. (...) Türklerin çoğu başkanlık sistemine karşı. Partinizin üyeleri dahi itirazlarını dile getirdiler. Ülkeyi bölecekse başkanlık sisteminin arkasından gitmeye değer mi?”
Bu nafile soru! Çünkü değeceğine inanmış bir kere. Nasıldı tekerleme...
Yolcudur Abbas bağlasan durmaz!

***

Elbette, tarihi tarihçilere bırakmak gerek.
Son otuz yıldan beri ne Türkiye ne de Ortadoğu süt liman!
ABD o dönemde Suriye’yi “terörist devlet” ilan etmişti. O dönemde de Kürt sorunu en büyük sorunumuzdu!
Şimdi Ortadoğu’nun da en büyük sorunu oldu.

***

Abramowitz o günlerde şöyle demişti:
“Bağımsız Kürt devleti kaygılarınız politik bir paranoya! Kürt sorunu çözülmezse Türkiye çözülür.”

Tümü Ahmet Tan - Son yazıları

İşte mermer işte kafa! 19 Kasım 2017 Paz
Estek köstek Atatürkçü 12 Kasım 2017 Paz
Emir demir... Mon amour 5 Kasım 2017 Paz

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Can Dündar