Çocuklarınıza sarılarak ve “Daha ölmedik” diye avunarak sahip çıktığınız hayatınız, artık kabul edin, sizin değil.
İyimserliğin bir değer taşıdığı o konforlu günler çok geride kaldı;
Gerçekler sert, yaşananlar tehlikeli.
Ama hâlâ bunun farkında olmamak en tehlikelisi.
Ülkenin en zor günlerinde iktidara girişeceğine birbirine girişen muhalefet...
Siyasetle terör arasında sıkışıp kalmış bir siyasi hareket... Şaibeli referandum sonuçlarıyla taçlandırılmış bir hukuksuzluk...
O hukuksuzluğu zafer gibi boynuna asmış bir iktidar...
Hâkimi tutuklayan hâkimi de tutuklayan hâkimin tutuklandığı bir adalet...
En üsttekinden en alttakine, kimsenin kimseye güvenmediği bir devlet.
Her yanından hırpalanmış bir cumhuriyet.
Elinizde bunlar var.
Elinizdekilere iyi bakın.
Sonra bir de çocuğunuza bakın.
Onu hangi ülkeye büyüttüğünüzü artık anlayın.
Arabalar otoyolda hâlâ ilerleyebiliyor ve izlediğiniz dizi hâlâ televizyonda gösteriliyor diye hayat eskisinden farklı değilmiş gibi avutmayın kendinizi.
Sevdiğiniz peyniri almak; istediğiniz vakit sokağa çıkmak; yaz için tatil planları yapmak aldatmasın sizi.
Bir sorun bakalım, bakkalınızın geçen temmuz askerde er olan, terhisine bir hafta kala darbe gecesi hapse atılan ve daha ne kadar içeride kalacağı belirsiz olan oğlundan haber var mı?
Hangi avukatı tuttular?
Avukata kaç lira verdiler?
O parayı nereden buldular?
Geceleri nasıl uyuyor, sabahları nasıl uyanıyorlar?
Açlık grevi yapanlara bakın.
Neden o akademisyenler 63 gündür yemek yemiyorlar?
Ekmek, hak, hukuk, adalet derken neden bahsediyorlar?
Kendi bedenlerine zarar vererek neden sizi harekete geçirmeye çalışıyorlar.
Düşünün, onların kim olduğunu, neden böyle bir eylem yaptığını düşünün.
İşsiz kalmanın ne anlama geldiğini hatırlayın.
Neleri kaybeder işsiz kalan insanlar?
Peki ya “kanun hükmünde kararname”yle işinden atılanlar?
Öyle acıyarak bakmayın görüntülerine ya da kızarak çevirmeyin gazete sayfalarını.
Bu olaydaki sorumluluğunuzu düşünün; onlara karşı yükümlülüğünüzü düşünün.
Son referandumda kaç arkadaşınız, kaç tanıdığınız oy kullanmadı?
Neden kullanmadı? Bahanesi, gerekçesi neydi? Ona bakın.
Yüzde 49 ile yüzde 51 arasında oynayan bir oranla yetinmenin ya da yerinmenin rehavetini üzerinizden artık atın.
Sorun, “Neden yüzde seksen sahip çıkmadı sisteme?”
Oy verdiğiniz partilere bakın.
Ne yapıyorlar?
Neyin adını nasıl koyuyorlar?
Yine hangi yanlışı köpürterek zaten daralan muhalefet alanını hengâmelerle dolduruyorlar.
...
Az önce çok uzaklarda eve dalan bir panzerin altında ezilen iki çocuğu insanlar toprağa bıraktı.
Az önce başkentin göbeğinde açlık grevi yapanlardan biri fenalaştı.
Az önce bir siyasi, kürsülerde ortaya yine idam diye bir laf attı.
Dünya dönüyor ve ülke batıyor.
Farkına varın.
Farkına varın.
Farkına varın.
Farkındalık umutsuzluk değil tersine tek umuttur;
İkisini birbirine karıştırmayın.
Farkındalık umutsuzluk değildir
Yazarın Son Yazıları
Yanık saraylar
Patron çıldırdı
‘O kadar istiyorsan eve bir mülteci al besle’
Vatandaşın evi
Mültecinin evi
Atinalı Sokrates’ten Boğaziçili direnişçilere
Sizin hiç silahınız çalındı mı?
Uçağın kadar konuş!
Merve’nin kaderi ve bizim kaderimiz
‘Ben Aziz Nesin...’
Çocuk tacizinin önlenemeyen devamlılığı
Her şey ‘gerçekten’ çok güzel olsun diye...
O çocuklar sizi hiç sevmeyecekler
Katil belli, refleks belli, sonuç belli
Gazeteciliğin karanlık yüzü
‘Hadi’ ama kime hadi?
Mafyayı bilmek ve mafyayı anlamak
‘Ne oldu? Öldürdün mü?’
‘O zaman şarkı söylemek lazım avaz avaz!’
Neyi bekliyorsunuz?
Kimin lehi, kimin aleyhi?
Mafyanın ve iktidarın selameti, ülkenin kıyameti
Gençliğe hitabe
Sen de vaat edilmiş, ben diyeyim işgal edilmiş
Devlet, mafya ve siyaset üçgeni değil, dairesi
Çocuklarımızın ismini neden Deniz koymuştuk biz?
Temel ihtiyaçlar listesi
Beş maymun* ve bir toplum
İnsanlığın aydınlık ve karanlık yüzü
Bugün 23 Nisan, öfke doluyor insan!
Burada yazar ne demek istemiştir?
Geçmiş olsun Ahmet Altan
‘Patates soğan, güle güle Erdoğan’
‘Darbe’nin kelime anlamı ve bizim için anlamı
Günün mönüsü: Emekli generaller
Geniş kalçalı ve çok memeli kadın tanrılar
Kokain cesareti
İktidarın yüzüncü yıl fantezisi belli, peki ya sizinki?
Siyasi başarısını;
Tek parti, tek akıl, tek uçurum