Farkındalık umutsuzluk değildir

10 Mayıs 2017 Çarşamba

Çocuklarınıza sarılarak ve “Daha ölmedik” diye avunarak sahip çıktığınız hayatınız, artık kabul edin, sizin değil.
İyimserliğin bir değer taşıdığı o konforlu günler çok geride kaldı;
Gerçekler sert, yaşananlar tehlikeli.
Ama hâlâ bunun farkında olmamak en tehlikelisi.
Ülkenin en zor günlerinde iktidara girişeceğine birbirine girişen muhalefet...
Siyasetle terör arasında sıkışıp kalmış bir siyasi hareket... Şaibeli referandum sonuçlarıyla taçlandırılmış bir hukuksuzluk...
O hukuksuzluğu zafer gibi boynuna asmış bir iktidar...
Hâkimi tutuklayan hâkimi de tutuklayan hâkimin tutuklandığı bir adalet...
En üsttekinden en alttakine, kimsenin kimseye güvenmediği bir devlet.
Her yanından hırpalanmış bir cumhuriyet.
Elinizde bunlar var.
Elinizdekilere iyi bakın.
Sonra bir de çocuğunuza bakın.
Onu hangi ülkeye büyüttüğünüzü artık anlayın.
Arabalar otoyolda hâlâ ilerleyebiliyor ve izlediğiniz dizi hâlâ televizyonda gösteriliyor diye hayat eskisinden farklı değilmiş gibi avutmayın kendinizi.
Sevdiğiniz peyniri almak; istediğiniz vakit sokağa çıkmak; yaz için tatil planları yapmak aldatmasın sizi.
Bir sorun bakalım, bakkalınızın geçen temmuz askerde er olan, terhisine bir hafta kala darbe gecesi hapse atılan ve daha ne kadar içeride kalacağı belirsiz olan oğlundan haber var mı?
Hangi avukatı tuttular?
Avukata kaç lira verdiler?
O parayı nereden buldular?
Geceleri nasıl uyuyor, sabahları nasıl uyanıyorlar?
Açlık grevi yapanlara bakın.
Neden o akademisyenler 63 gündür yemek yemiyorlar?
Ekmek, hak, hukuk, adalet derken neden bahsediyorlar?
Kendi bedenlerine zarar vererek neden sizi harekete geçirmeye çalışıyorlar.
Düşünün, onların kim olduğunu, neden böyle bir eylem yaptığını düşünün.
İşsiz kalmanın ne anlama geldiğini hatırlayın.
Neleri kaybeder işsiz kalan insanlar?
Peki ya “kanun hükmünde kararname”yle işinden atılanlar?
Öyle acıyarak bakmayın görüntülerine ya da kızarak çevirmeyin gazete sayfalarını.
Bu olaydaki sorumluluğunuzu düşünün; onlara karşı yükümlülüğünüzü düşünün.
Son referandumda kaç arkadaşınız, kaç tanıdığınız oy kullanmadı?
Neden kullanmadı? Bahanesi, gerekçesi neydi? Ona bakın.
Yüzde 49 ile yüzde 51 arasında oynayan bir oranla yetinmenin ya da yerinmenin rehavetini üzerinizden artık atın.
Sorun, “Neden yüzde seksen sahip çıkmadı sisteme?”
Oy verdiğiniz partilere bakın.
Ne yapıyorlar?
Neyin adını nasıl koyuyorlar?
Yine hangi yanlışı köpürterek zaten daralan muhalefet alanını hengâmelerle dolduruyorlar.
...
Az önce çok uzaklarda eve dalan bir panzerin altında ezilen iki çocuğu insanlar toprağa bıraktı.
Az önce başkentin göbeğinde açlık grevi yapanlardan biri fenalaştı.
Az önce bir siyasi, kürsülerde ortaya yine idam diye bir laf attı.
Dünya dönüyor ve ülke batıyor.
Farkına varın.
Farkına varın.
Farkına varın.
Farkındalık umutsuzluk değil tersine tek umuttur;
İkisini birbirine karıştırmayın.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

‘Hadi’ ama kime hadi? 11 Haziran 2021