Bireyin ve toplumların grameri
Annesini arayan bir kadın... Arayış yolculuğunda hem kendi hem de kolektif hafızanın biriktirdiği hayaletlerle yüzleşiyor. Bu yüzleşme, araftan kurtulmak demek. Belki yaşama belki de ölüler diyarına bir adım atmak anlamına geliyor. Geçen yıldan bu yana festivallerin gözdesi olan “Gündüz Apollon Gece Athena” dijital ortamda sinema izleyicisiyle buluştu.
Erküre'yi anlatmanın olanaksızlığı
Akıllıca bulunmuş bir isim, tartışmaya değer bir sorun ve akıcı bir anlatı... Ancak bazen tüm bunlar gerçekliğin soğuk yüzünü betimlemeye yetmiyor. Tıpkı gazeteci Louis Sebastian Theroux’un “erküre” olarak dilimize çevrilen, çevrimiçi kadın düşmanlığı akımını kadraja alan “Erkürenin Merkezine Yolculuk” belgeselinde yaşadıkları gibi...
Bagajda biriken geçmiş, çölde aranan adalet
Rejimin "arka bahçesi" haline gelenlerin hikâyesi... Cafer Panahi, karanlık bir yolda başlatıp yine karanlıkta bitirdiği "Görünmez Kaza"da, intikam peşindeki bir grup insanın kaderini çölün ortasında birleştiriyor. İşkencecisiyle yüzleşen bir ruhun sesinden, adaletin ufukta görünmeyişine ilişkin hüzünlü ve bir o kadar da güçlü bir sistem eleştirisi.
Oscar gecesinin kazananları kimler olacak?
98. Akademi Ödülleri bu gece sahiplerini buluyor. Oscar tarihine geçen adaylık sayılarıyla "Sinners" ve "One Battle After Another" arasındaki büyük çekişmenin yaşanacağı gecede Jessie Buckley’den Timothée Chalamet’ye, en iyi filmden uluslararası kategorisine kadar heykelciğe en yakın isimleri öngörmeye çalıştık.
Harika olmak istemeyen anneler
2025, ekranda mükemmellikten uzak, yorgun ve "insan" olduğu hatırlanan annelerin yılı oldu. “All Her Fault” da bir çocuk kaçırma vakasının polisiye perdesini aralarken Sarah Snook’un dokunaklı performansıyla annelik mefhumunun sırtına yüklenen bitmek bilmeyen suçluluk duygusunu ve babaların "görünmez" umarsızlığını mercek altına alıyor.
Cennet sisteminin çöküşü
“Unutmaya programlanmış bir topluluk, hatıraların sarsıcı gücüne ne kadar direnebilir?” Çok konuşulan distopik drama “Paradise”, ikinci sezonunda sığınaktaki mağara alegorisini yıkarak dış dünyanın kaosuyla yüzleşiyor. Dan Fogelman imzalı dizi, mutlak gücü elinde tutanların illüzyonunu ve “tutsak bir huzur” ile “özgür bir mücadele” arasındaki o ince çizgiyi yeniden tartışmaya açıyor.
İnsanların yaraları üzerine bir film
Oscar adayı filmi “Sirat” ile izleyiciyi metafiziksel bir yolculuğa çıkaran yönetmen Oliver Laxe ve başrol oyuncusu Sergio Lopez; kabullenmeyi, onurlu ölümü ve insanın en derin yaralarını anlattı: “Bu film, kendi manevi pratiğimin bir parçası.”
Çamurlu sokaklar ve yaralı kalpler
Viktoryen Londra'nın ışıltılı yüzünün ardında, organize suçun ve yasadışı dövüşlerin gölgesinde hayatta kalma savaşı... Steven Knight imzalı "A Thousand Blows", ikinci sezonunda yumrukların yerini mateme, öfkenin yerini ise derin bir yas ve yeniden inşa mücadelesine bırakıyor.
Eşitlik, kardeşlik veya özgürlük: Pluribus
“Breaking Bad”in yaratıcısı Vince Gilligan’ın yeni dizisi “Pluribus”, bireyciliğin yalnızlığa evrildiği modern çağda, insanı kolektif bir zihne hapseden o ince çizgiyi sorguluyor.
Westeros’un gölgelerinde yaşayanlar
Ejderhaların ve devasa orduların gölgesinde, Westeros’un hiç anlatılmamış “sıradan” hikâyelerine davetlisiniz. Dunk ve Egg’in serüveni, paslı zırhların ve çamurlu mızrakların arasından fışkıran naif bir dostluk masalı sunuyor.
Arafın doktorları
Geçen yıl ödüllere doymayan “The Pitt”, ikinci sezonuyla tıp dünyasının kaotik ama bir o kadar da insani kapılarını yeniden aralıyor. Dizinin yıldızları Sepideh Moafi ve Shawn Hatosy sistemin çıkmazlarını, hastanelerin yaşam ile ölüm arasındaki “araf” halini ve dizinin her sezonunun neden tek bir vardiyada geçtiğini Cumhuriyet Pazar’a anlattı.
2026’da Neler İzleyeceğiz?
Yıllar sonra geri dönen devam halkaları, dev bütçeli epik maceralar, korku sinemasında geçtiğimiz yıldan bu yana yaşanan heyecan verici yükseliş ve dahası… İşte, aksiyon bombalarından bilim kurgu şaheserlerine ve bağımsız sinemanın en taze örneklerine değin 2026’nın heyecanla beklediğimiz filmleri...
Beyazperdede yılın en iyileri
Final sahneleriyle hafızalara kazınan öyküler, politik hesaplaşmalar ve kayıplara yakılan ağıtlar... 2025 yılı sinemada hem devrimci ideallerin sorgulandığı hem de korku türünün sanatsal zirvesine ulaştığı bir yıl oldu. Godard’a yazılan bir aşk mektubundan Del Toro’nun görkemli Frankenstein’ına uzanan, yılın en çarpıcı yapımları mercek altında.
Yılsonu karnesi: 2025’in en iyi dizileri
2025, diziler açısından oldukça bereketli bir yıldı. “Pluribus” ve “Adolescence” gibi yapımlar büyük ses getirirken günümüz yaşam koşullarına yönelik tartışmaları da beraberinde getirdi. “Star Wars” ve “It”in öncül hikâyeleri ise geçmişin efsanelerini yeniden hatırlamamızı sağladı.
Dehşet verici bir köken hikâyesi
Irkçılık, şiddet ve nükleer paranoyanın yarattığı insan dehşeti... Stephen King’in, 1986 yılında yayımlanan romanı “IT”in öncül hikâyesi “IT: Derry’ye Hoş Geldiniz” kötülüğün nasıl ortaya çıktığını ve kuşaklar arası travmaları gözler önüne seriyor.
Anneler ve kızları: Solak Kız
Kaleydoskop gibi parçalanan bir aile, neon ışıkları altında büyüyen bir kız çocuğu: Kuşaktan kuşağa aktarılan yükler, “günah”la yüzleşiyor.
‘Sekizinci Aile’ veya yedinci sanatın seyir alışkanlıklarına dair
Tarihsel seyir alışkanlıklarımız aynı kalırken, dizilerin inandırıcılığı neden eriyor? “Sekizinci Aile” bu soruyu güncel bir hayal kırıklığıyla hatırlatıyor. Dizi seyircinin en temel beklentisi olan ‘inandırıcılığı’ geride bırakınca, bizi gafil avlayamayan hikâyelerin neden bu kadar çoğaldığını yeniden düşünmek zorunda bırakıyor.
Yalnız yaratıklar ve yalnız yaratıcıları üzerine: Frankenstein
“Yüce Tanrım, ben senden beni çamurdan yaratmanı mı istedim? Beni karanlıktan kurtarıp bu güzel bahçeye getir dedim mi? (…) Neden bana sonsuz acılar ve üzüntü verdin?”
‘Amacım karakterlerimin bugünde yankılanmasıydı’
“Les Liaisons Dangereuses” (Tehlikeli İlişkiler) isimli ünlü eseri yepyeni bir bakış açısıyla yorumlayan HBO’nun yeni dizisi Merteuil’u yapımın yönetmeni Jessica Palud ile konuştuk. Palud, dönem karakterlerine nasıl güncel br yorum kattığını anlattı.
Kimlik arayışından direnişe: Kanlı bir politik taşlama!
“The Boys”un yan hikâyesi olarak başladığı yolculukta ilk sezonunda epey umut veren bir anlatı sunan “Gen V” ikinci sezonuyla birlikte elini güçlendiriyor. Ana hikâyenin boşluklarını doldurma görevini fazlasıyla yerine getiren yapım süper kahramanlık mefhumuna kendi bakış açısıyla yaklaşarak öne çıkıyor.
Bizim büyük yanılsamamız: Dinamitin Evi
Nereden atıldığı belli olmayan bir balistik füze, 18 dakika içinde hedefini bulacak. Ardından tüm dünyayı ve insanları kaosa ve büyük olasılıkla yok oluşa sürükleyecek bir kıyamet başlayacak. “Dinamit Evi”, insanlığın yüzleşebileceği korkunç bir senaryoyu büyük ustalıkla anlatarak sürükleyici bir gerilim sunuyor.
Ayrıksı bir fedai: Dehşet Bey
Çizgi romandan uyarlanan “Dehşet Bey” filmi, modern devletin kuruluşundan İttihat ve Terakki geleneğine uzanan “fedai” kültürünü, yani yasadışı yöntemlerle adalet sağlama çabasını odağına alıyor.
İsyankâr bir sinemanın peşinde
Richard Linklater, “Yeni Dalga” filmiyle sinemanın en isyankâr dönemine, Jean-Luc Godard’ın yaratıcı dehasına ve modern sinemanın doğduğu o siyah-beyaz günlere bir selam gönderiyor.
Çocuklar ve canavarlar: Alien: Earth
“Alien” evreninin yeni üretimi “Alien: Earth”, yalnızca bir ön hikâye olmayı aşarak korku sinemasının efsanesini bugünün distopyasına taşıyor. Sentetik bedenlerde yaşayan çocuklar ve kaybolan insanlık fikriyle, ölümsüzlüğün karanlık yüzünü sorguluyor.
Görkemli bir destan
“Tüylü pelerini olan bir yıldız, tüm krallıkları birleştirip savaş çağını sonlandıracak büyük bir kralın gelişine işaret edecek... Kuşaklar boyunca bekledik. Ta ki nihayet işaret gelene dek. Ama hiçbir kral çıkmadı.”
Filmekimi yine ödüllü filmlerle dolu!
İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen Filmekimi’nin programı, bu yıl yine Altın Aslan’dan, Altın Palmiye’ye, Oscar adaylarına değin bol ödül ve yıldız isimlerle dolu yepyeni filmlerle göz kamaştırıyor. İstanbul’da, 3-12 Ekim tarihlerinde yapılacak festivalin biletleri, bu hafta sonu itibarıyla satışa çıktı.
Şamatalı ve görkemli bir finale doğru
Netflix’in en çok izlenen dizilerinden “Wednesday”, ikinci kısmında komadan uyanan Wednesday’in aldığı ölüm tehditleri, aile sırları ve dostluk bağlarını deşmek zorunda kaldığı karanlık ama bir o kadar da eğlenceli bir hikâyeyle final yapıyor.
Task: Suçtan çok insan hikâyesi
Brad Ingelsby’nin kaleminden çıkan yeni HBO Max dizisinin oyuncuları Fabien Frankel, Alison Oliver, Silvia Dionicio ve Emilia Jones ile karakterlerin kırılgan dünyasını konuştuk.