Diyarbakır’ın uzun süren yaz gecelerinde yataklar damlara çıkarılırdı. Yazlık sinemada o günler Romeo ve Juliet filmi gösteriliyordu. Herkesin dilinde Romeo ile Juliet! O günlerde Köy Enstitüsünde öğrenciydim. Elimde sinemaya gidecek para yoktu. Filmi yıkık bir binanın damından, yıkık bir yapının içindeki boşluktan izlemiştim. Romeo’nun, Juliet’in dilinden sevda sözleri fışkırıyordu.
Film on yedi gece gösterildi, ben de on yedi kez sevdalılardan ayrılamamıştım.
Güz başlamış, enstitü öğretime açılmıştı. Derslerden çıkınca soluğu kitaplıkta alıyor, bir köşeye çekilip Shakespeare’in Romeo ve Juliet’ini okuyordum. O günlerde, yaşamımın kapıları kitapların dünyasına açılmıştı.
SÖZÜN GÜCÜ
O günlerden sonra, her kitapta olaylara saplanıp kalmıyor, sözlerin içerdiği anlamı yazıyordum belleğime. İlk etkili sözü de Shakespeare’in Othello’sunda bulmuştum:
“Yaşayıp durduğun şu dünyada, öyle şatafatlı elbise giyinip böbürlenme, kibir ve gurur bütün saltanatları devirir, alçakgönüllü ol, köhne cüppeni üstüne çek.”
Shakespeare çevirmeni Tarık Günersel, sanırım gece gündüz kelimelerin derinliklerine inerek Hamlet’teki o meşhur sözün gerçek anlamına ulaşmıştır.
“Danimarka Prensi Hamlet, babasının ani ölümünün ardından eğitim gördüğü Almanya’dan ülkesine döner. Ancak döndüğünde büyük bir şok yaşar; amcası Claudius tahta geçmiş, annesi Kraliçe Gertrude ise babasının ölümünün üzerinden henüz iki ay bile geçmeden amcasıyla evlenmiştir. Elsinore Kalesi’nde nöbet tutan askerler, eski kralın hayaletini gördüklerini Hamlet’e söylerler. Hayalet, Hamlet ile konuşur ve cinayeti itiraf eder: Kardeşi Claudius tarafından kulağına zehir dökülerek öldürüldüğünü söyler ve Hamlet’ten intikamını almasını ister.”
Shakespeare, olayları sağlam bir kurguyla aktarmış; asıl ilgiyi ise sadece bu olaylar sayesinde değil, metinlerindeki düşünsel buluşları dile getirme gücüyle çekmiştir. İnsanı varoluş bilincine ulaştıran şey de eserlerdeki bu kavrayış gücüdür.
Her çağda bu güçte eserler veren yazarlar mutlaka çıkmıştır. Onlar olmasaydı, insan kendi varlığının anlamını asla kavrayamazdı.
HAMLET’TEN İZLENİMLER
- Aç kulağını, Hamlet: Kandırıldı millet! Güya ben bahçemde uyurken Zehirli yılan sokmuş. Herkes inandı. Yalan! Bil ki, babandan can çalan yılan, başında taçla şu an.
- Bu gidiş nereye varır? Çürümüş bir şey var devlette. Tanrı düzeltir. -Yo, seyirci kalamayız.
- Sözüm utandırsın, ama şiddet olmadan: Acımasız olayım ama insan kalayım.
- Hançer dilimde olsun, elimde değil.
- Alçağın biri çıkar, Erdemli kalır öbür alçaklar!
- Her kötülük elbet çıkar göz önüne, Dünyanın tüm toprağı gömdüyse bile.
- Bu gidiş nereye varır? Çürümüş bir şey var devlette.
AKIL GÜCÜ
Akıl, gelişmenin dinamosudur. Akıllı olmak yetmiyor; her şey aklı kullanmakta düğümleniyor. İnsan, aklını kullanmayı da soyutlama evresinde öğrendi. Böylece insanlar bir araya gelmeyi, toplumsallaşarak ortak üretimde bulunmayı öğrendi.
Her çağda aklı kullanmanın önüne engeller çıkarılsa da gelişmenin önü alınamamıştır. Oysa soyutlama düşüncesi, duyarlığı da geliştirdi. Ancak duyarlıklı insan algılayıp yaratıyor.