Celal Üster

AKP döneminde ‘restorasyon’

11 Ekim 2015 Pazar

Türkiye Cumhuriyeti’ni ‘restore etmeye’ kalkışan AKP iktidarının hukuk devleti, insan hakları, düşünce ve ifade özgürlüğü üzerinde gerçekleştirdiği ‘restorasyon’ ile eski yapıtlara uygulanan ‘restorasyon’ arasında ironik bir benzerlik yok mu?

Son yıllarda ülkemizdeki eski yapıtların restorasyonunda, akıllara durgunluk veren bir rezalet, rezaletten de öte bir maskaralık yaşanıyor.
İznik’in Osmanlılardan kalma en önemli yapılarından Orhan Gazi Camii’nin kubbeleri ve duvarları betonla sıvandı; tarihsel tuğla duvarların arasına da bir cam kapı monte edildi!
Cumhurbaşkanı’nın sarayına külliye kurma, üniversite yerleşkelerini külliyeye çevirme çabaları sürerken, Bursa’nın Yenişehir ilçesindeki Sinan Paşa Külliyesi’ne restorasyon için gelen kamyonlar külliyenin 435 yıllık bahçe duvarlarını yıkarak içeri girdi!
Osmanlı padişahlarından II. Selim’in eşi ve III. Murad’ın annesi Nurbânu Sultan’ın 1583’te Üsküdar’da yaptırdığı, Mimar Sinan’ın son büyük yapıtlarından Atik Valide Camii’nin külliyesinin iç bahçeye bakan revaklarının önü boydan boya camla kapatıldı, iç bahçeye kafeterya yapıldı, bir de otomatik kapı takıldı!
Eskişehir’deki Selçuklu döneminden kalma Seyyid Battal Gazi Külliyesi’ne turistler için bir Amerikan mutfak, bir alafranga tuvalet yapıldı!
Kaş’ta, İÖ 1. yüzyıldan kalma Antiphellos antik tiyatrosunun zeminini yenilemek için, tiyatronun ilk iki sırasına beton döküldü!
Şile’de, Cenevizlilerden kalma Ocaklı Ada Kalesi de restorasyon canavarına kurban edildi. Sonuç, şaka gibiydi. Ortaya bir Sünger Bob çıkmıştı.
Restorasyon canavarı, dünyanın ikinci büyük koleksiyonuyla ünlü Hatay Arkeoloji Müzesi’ne de pençe atmakta gecikmedi. İndigo Dergisi’nden Sadık Çalışkan’ın deyişiyle, İsis Seremoni Mozaiği öyle bir restore edildi ki, restorasyondan önce herkesin hayranlıkla baktığı İsis’in mozaik yüzü restorasyondan sonra “botokslu İsis”e döndü!
Ve son olarak, Aspendos! Benzerleri içinde eşsiz bir örnek olan Aspendos Antik Tiyatrosu’nun canına okundu! İÖ 2. yüzyılda yapılmış olan bu tiyatronun gri mermerden oturakları ve merdivenlerinin yerini “bembeyaz” mermerler alıverdi! Ve Kültür Bakanlığı yetkilileri, utanmadan, beyaz mermerlerin 2000 yıl sonra griye dönüşeceğini yumurtladılar! Son yıllardaki bu restorasyon âfetleri saymakla bitmez...
“Buradan IŞİD, Taliban gibi örgütlere de sesleniyorum, antik kentleri, tarihi eserleri yok etmek istiyorsanız, öyle dinamit falan kullanmanıza hiç gerek yok, gelin Türkiye’den bir restorasyon firmasıyla anlaşın, onlar gerekeni yapar!” diyen Sadık Çalışkan’a katılmamak olanaksız. Ama Türkiye Cumhuriyeti’ni “restore etmeye” kalkışan AKP iktidarının hukuk devleti, insan hakları, düşünce ve ifade özgürlüğü üzerinde gerçekleştirdiği “restorasyon” ile eski yapıtlara uygulanan “restorasyon” arasındaki ironik benzerlik ve ilişkiyi görmemek de olanaksız!  


Yazarın Son Yazıları

Irgat’ın Türküsü 14 Mayıs 2018
Kâr ve kapital 14 Nisan 2018
Orwell yaşasaydı... 5 Ekim 2017
Kitapla 1 dakika! 1 Ekim 2017
Konuş, belleğim! 6 Eylül 2017
‘Hayır’ diyen insan... 21 Ağustos 2017