Doğan Satmış

Erdoğan’a hakaret davaları

09 Nisan 2016 Cumartesi

Anayasa Mahkemesi, cumhurbaşkanına hakaret suçunu düzenleyen Türk Ceza Yasası’nın 299. maddesinin iptalini esastan görüşmeyi bir sonraki toplantısında ele alacak. Bu madde, 1 ile 4 yıl arasında hapis öngörüyor.
Halen 1845’i aşkın kişi hakkında bu maddeden açılmış dava ve soruşturmalar var. Aralarında çocukların da bulunduğu 250 kişi gözaltına alınmış veya tutuklanmış.
Türkiye’nin AİHM’deki Yargıcı Prof. Işıl Karakaş’a göre, Avrupa Konseyi’nin, bu konunun suç olmaktan çıkarılmasına yönelik bir kararı var.
Konsey kararında, “Maalesef bazı ülkelerde bu cezalar uygulanıyor” diyor. Örnek verdiği iki ülke de Türkiye ve Azerbaycan.
Yine Karakaş’a göre, Konsey, böyle bir kanun varsa bunun aşırı kullanımına, davalar açılmasına yönelik uygulamalardan kaçınılmasını öneriyor. Ve şunu ekliyor: “Yasalarınızda hakaretin ne olduğunu çok açık belirleyin ki, bu keyfi bir şekilde uygulanmasın.”
Prof. Karakaş, bir de örnek veriyor, eski Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ile ilgili.
Cumhurbaşkanı Sarkozy, bir tarım fuarını gezerken, elini uzattığı bir çiftçi, elini sıkmaz. Sinirlenen Sarkozy de ona, “Defol git, gerizekâlı” der. Olay medyaya yansır, tartışılır.
Bir süre sonra bu kez Sarkozy, bir yeri ziyaret ederken bir vatandaş, “Defol git, geri zekâlı” sözlerini bir kartona yazıp kendisine gösterir.
Fransa’da 50 yıldır unutulmuş 1881 yılından kalma bir yasa işletilir; pankartı gösterene “Cumhurbaşkanına hakaret davası” açılır, mahkeme 30 Avro’luk ceza verir ve cezayı da erteler, karar temyizde kesinleşir. Ancak Eon adlı Fransız, kararı AİHM’ye taşır. Fransa, AİHM’de “Böyle cezalar Türkiye ve İspanya’da da var” diye kendini savunur. Ama AİHM, mahkûmiyeti bozar ve kararında şöyle der:
“Evet ‘Defol git, geri zekâlı’ demek hakarettir, bunu kabul edelim. Ancak biz tek şeye bakmıyoruz. Bir siyasetçiye yönelmiş eleştiri alanı diğerlerine göre çok daha geniş olmalıdır. Siyasetçiler daha hoşgörülü ve tahammüllü davranmalıdır. Bu tarz laflar olabilir, katlanılması gerekir. Demokratik toplumda hiciv yoluyla çıkışlar çok önemlidir. Bunları bastırmaya kalkarsanız,
o zaman demokratik bir toplum üzerinde caydırıcı etki yapar. Dolayısıyla bu davaya baktığımız zaman, evet 30 Avro belki önemli bir miktar değil, ama ‘caydırıcı’ etki bırakmasın diye hiç ceza verilmemeli.”
Kısaca, bu 30 Avro cezayı kabul edersek, başkalarını da bu tür ifadelerde bulunmaktan CAYDIRIRIZ diyorlar ve mahkûmiyeti bozuyorlar.
Bir de Mondragon/İspanya davası vardır AİHM’de.
Burada da bir elektrik santralı açılışına katılan İspanya Kralı’na Mondragon adlı vatandaş, “İşkenceci, senin burada olman bir utançtır” der. İspanya mahkemesi, Mondragon’u 1 yıl hapse mahkûm eder. AİHM yine kararı bozar ve “medya aracılığıyla bu kişiye karşı hakaret, hapisle cezalandırılmamalı” der.
AİHM’ye göre medyaya yansıyan sözlere iki istisna dışında hapis verilmemeli. Bunlar sadece “nefret söylemi” ve “şiddet” çağrısı.
Tüm bunlar ortadayken, Anayasa Mahkemesi’nin “Hayır TCK’nin 299’uncu maddesi ille de kalsın” demesi çok zor gözüküyor.
Göreceğiz.


Yazarın Son Yazıları

Volkan nasıl patladı? 21 Haziran 2016
İspanya fark yaptı 18 Haziran 2016
Cenazeler 11 Haziran 2016
Hoca ve cemaat 2 Nisan 2016