Hukuksuzluk Türkiye Cumhuriyeti’nde sürekli olamaz!

Hukuksuzluk Türkiye Cumhuriyeti’nde sürekli olamaz!

30.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Yine dünkü Cumhuriyet... 

Yeni birinci sayfa manşeti: 

“Aziz İhsan Aktaş davasının ikinci gününde Adanalı başkanlar savunma yaptı: 

‘SİYASİ CEZA PRATİĞİ’ 

SİLİVRİ’DE HUKUK DERSİ” 

Sevgili ve değerli okurlarımız, gazeteniz Cumhuriyet, eskilerin “Fikri takip” dedikleri türden bir gazetecilik yapıyor: 

Olayların arkasındaki ana nedenleri, gerçekleri saptıyor ve görünen olayları bu teşhis üzerinden size aktarıyor. 

***

Son günlerdeki hatta yıllardaki olayların arkasındaki gerçek ve temel belirleyici “HUKUKSUZLUK” olgusudur, ama bu olgunun Türkiye’de sürekli olması olanaksızdır; çünkü: 

1) Türkiye ne İran’dır, ne Irak’tır; ne Afganistan, ne de Suriye: 

Bu HUKUKSUZLUK olgusu, başka bir otoriter ya da totaliter bir rejimin yerine, onun devamı veya karşıtı olarak gelmemiştir. 

Tam tersine, “Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti” olan Cumhuriyet Rejimi üzerine monte edilmek istenmektedir; Niyazi Berkes’in tanımıyla, “200 YILDIR ÇAĞDAŞLAŞMA MÜCADELESİ” yapan toplumda bunu gerçekleştirmek olanaklı değildir. 

2) HUKUKSUZLUK olgusuna (sürecine) karşı “Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti Rejimi”nin “Millet tarafından” savunulması, Anayasa emridir: 

Bu Anayasa için direnmek, her Türk vatandaşının, özellikle de her gazetenin, her televizyonun, her radyonun, başta Meslek Odaları ve Sendikalar olmak kaydıyla her Demokratik Toplum Örgütü’nün ve elbette, öncelikle her Siyasal Parti’nin, görevidir. 

3) Bütün yöneticiler, başta Cumhurbaşkanı olmak kaydıyla bu Anayasa’nın aşağıda alıntıladığım yorumuna uymak yemini etmişlerdir: 

“Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa; 

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve onun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda; 

Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak; 

Türkiye Cumhuriyeti’nin ebedi varlığı, refahı, maddi ve manevi mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde; 

Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı; 

Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu; 

Hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği; 

Ve laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı; 

Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu; 

Topluca Türk vatandaşlarının milli gurur ve iftiharlarda, milli sevinç ve kederlerde, milli varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu; 

Birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu; 

FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere; 

TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine, emanet ve tevdi olunur!”

İlgili Konular: #Hukuk

Yazarın Son Yazıları

Yasaklanan 19 Mayıs!

19 Mayıs Bayramı, Atatürk’ün “Benim doğum tarihim olarak kabul edebilirsiniz” dediği, Samsun’a çıkarak İstiklal Savaşı’nı başlattığı günün kutlanmasıdır.

Devamını Oku
19.05.2026
Aptallığa övgü!

“İnsan Aptallığının Temel Yasaları” (The Basic Laws of Human Stupidity) İtalyan tarihçi Carlo Maria Cipolla’nın 1976’da yazdığı bir kitaptır.

Devamını Oku
17.05.2026
Alçaklığa övgü (!)

Alçaksın sen: Zalimsin... Kemirgen ve sömürgensin!

Devamını Oku
15.05.2026
Casusa kitakse!

“Hocaefendi’nin Sandukası” adlı romanımın yayımlandığı yıl “En çok satanlar” listesine girmesinden ve üzerinde edebi incelemeler yazılmasından cesaret alarak, ana karakterin bir kadın casus olduğu, ikinci bir tarihsel ve toplumbilimsel roman yazıyorum.

Devamını Oku
14.05.2026
Düşman hukuku

Son zamanlarda “İkinci Silivri Trajedisi” bağlamında, İktidar yanlısı olmayan medyaya, birtakım holdinglere, “Ana Muhalefet Partisi CHP”ye, CHP’li Belediyelere ve buralarda çalışanlara yönelik “İBB Davası”, “Casusluk Davası” gibi davalardaki uygulamaları eleştirmek için sık sık kullanılan “Düşman (Ceza) Hukuku” diye bir kavram var...

Devamını Oku
12.05.2026
Yanardağ davası: Casus belli

Merdan Yanardağ’ın, CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan ile birlikte yargılandığı “Casusluk Davası” ve Tele1 televizyon kanalına el konularak İstanbul’da iyi bir semtteki bir apartman dairesi fiyatına satışa çıkarılması...

Devamını Oku
10.05.2026