Kitaplarımı önce el yazımla yazmaya başlardım.
Metin bittikten sonra, düzeltmeler, ekleme ve çıkartmalar yapardım.
İyice içime sindikten sonra, Bülent Ecevit’in portatif daktilosuyla aynı olan Erika marka F klavye daktilomla metni temize çekerdim.
Tekrar o metin üzerinde çalışır ve yeniden ekleme, çıkartma ve düzeltmeler yapardım.
Yeni eklemeler, çıkartmalar ve düzeltmeler, daktilolu metni de karmakarışık hale getirince, ikinci bir kez daha daktiloda temize çekme işlemi başlardı.
Ama ben bütün bunları, henüz bilgisayarlar icat edilmemiş olduğu halde, çok kolay ve hızlı yapardım.
Çünkü klavyeye hiç bakmadan sadece metne bakarak, o metni on parmakla daktiloda yazardım.
Şimdi de bu yazıyı, klavyeye hiç bakmadan on parmak, sadece ekrana bakarak yazıyorum.
Ama aynı olanak, Q klavye denen garip harf dizilimindeki klavyelerde yok:
Çünkü daktilo makinesi ilk icat edildiğinde, hatta çok sonraları da, harflere hızlı bir tempoyla basılınca, o harflerin kolları, birbiri üzerine gelerek sıkışıyordu.
Daktiloyu icat eden Christopher Latham Sholes bunu önlemek amacıyla, harflere basma hızını azaltmak için İngilizcede, birbirini takip eden ve çok kullanılan harfleri, birbirinden en uzak yerlere yerleştirmişti.
***
Dilimizin mantığına ve parmakların ergonomisine göre üretilmiş ve resmen de 1955 yılından itibaren devlet tarafından tekel olarak kabul edilmiş olmasına karşın, F klavye, dizüstü bilgisayar ithalatçılarının baskısıyla, piyasadaki egemenliğini yitirmiştir.
Oysa masa üstü yayıncılıkta kullanılan Macintosh marka ilk bilgisayarlar, Türkiye’de medyaya girebilmek için, gazetecilerin kullandığı F klavye ile üretilmişlerdi.
Hâlâ da Apple, Türkiye’de dizüstü bilgisayarlarda F klavye seçeneğini müşteriye sunuyor. (Ama örneğin ABD’de aynı seçenek yok.)
Bir dönem, medyada Yurtsan Atakan gibi birkaç köşe yazarı gençle birlikte bu konuda bir kampanya yapmıştık ama başarılı olamadık.
Bence bu başarısızlıkta, sosyal medya kullanıcılarının nefes alışlarını bile izleyecek kadar etkin olan İktidarın, F klavyeyi yeterince desteklememiş olması önemli bir faktördür.
(Milli Eğitim, Sanayi ve Teknoloji ve Ticaret Bakanlıklarının ve Türk Standartları Enstitüsü’nün her türlü açıklamalarına sütunum açıktır.)
***
Perşembe günkü yazımdan sonra, Uluslararası Bilgi İşlem ve İletişim Federasyonu Türk Grubu Başkanı Seçkin KÖSE’den bir mektup daha aldım.
Köse, çok önemli iki haber veriyordu:
“Anaokulları için dahi kullanılabilecek, OYUNLU F KLAVYE PROGRAMI yaptık.”
“‘Temel F Klavye Eğitim Programı’ olan diğer programımızı da Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri ile, bir Dünya Şampiyonu arkadaşımızın ve öğretmenimizin çalışmasıyla gerçekleştirdik.”
***
Yerli ve Milli İktidarın (!) bütün mensuplarına, özellikle de yukarıda andığım kurumlara ve bu konuda bir genelge de yayımlamış olan Başbakanlığa (?) “F klavye eğitimine ve kullanımına yardımcı olun!” diyorum; bilmem duyan var mı?