Sami Selçuk: Değiştirilen yargıçlar ve uzayan davalar (7)

Sami Selçuk: Değiştirilen yargıçlar ve uzayan davalar (7)

08.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Herhalde İktidar sayesinde (!) olağanlaşmış olan “Haksızlık, Hukuksuzluk ve Adaletsizlikler”, hukuk, yargı ve akademi çevrelerinde bütünüyle kanıksanmış olmalı ki, “Hukuksuzluk Olgusu” üzerine yazdığım yazılar, iki üç kişi hariç, bu çevrelerde, insanları utandıran bir sessizlikle karşılandı.

Bu utanç verici sessizliği bozanlardan biri de Eski Yargıtay Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk’tu.

Önce telefonda, dava sürerken yargıç değiştirilmesi ayıbına ve bir oturumda bitirilmeyen “duruşma” kavramına işaret etti.

Perşembe günkü yazımda buna değinmiştim.

Sonra da bu olaylar üzerine bir mektup yolladı.

Dava devam ederken değiştirilen yargıçlar ve savcılar ile yargıya müdahale gerçeği ve “GECİKMİŞ ADALET ADALET DEĞİLDİR” özdeyişine konu olacak kadar toplumumuzu rahatsız eden bu “uzayan duruşmalar” sorunu çok önemli oldukları için, kendisinin izni üzerine, teşekkürlerimle, mektubunun önemli bölümlerini, bazılarını siyahla vurgulayarak aşağıya alıntılıyorum.

***

“Sayın Hocam... .

..İzlediğim Batı ülkelerinde, Almanya, İtalya’da, özellikle de iki ay staj yaptığım, Fransa’nın ikinci büyük üniversitesinin ve adliyesinin bulunduğu Aix-en-Provence mahkemelerinde bütün davalar, ağır ceza mahkemeleri dahil, tek oturumda bitirilmiştir.

Afrika dahil, bütün dünyada da böyledir.

Örneğin, Roma’da papayı öldürmeye kalkışan Ağca’nın yargılamasında sanık Ağca, 128 kez dinlenmiş, özellikle tanık çokluğu yüzünden duruşma hiç ara verilmeksizin iki gün sürmüş, üçüncü gün sabahleyin de karar verilip yüze karşı okunmuştur...

...Ağca duruşmasından ders alınmak şöyle dursun, basınımızda hukukçuları utandıran yüz karası bir bilgisizlikle böylesi önemli bir davanın iki günde bitirilmesi, saçma nedenlerle ve bilgisizce eleştirmiştir.

...Üzülerek belirteyim, Türk mahkemeleri, ‘duruşma’, doğru terimle ‘tartışma’ aşamasının ne olduğunu tam olarak algılayamamıştır.

...Sözgelimi, Anayasa Mahkemesinin dört yargıcı dahi bir kararda ağır cezalık bir davanın beş yıl sürmesini, hukuk aklına ziyan bir gerekçeyle büyük başarı olarak benimsemişlerdir.

...Duruşmanın ne olduğunu bilenlerin dünyasında, sözgelimi, Batı’da duruşma aşamasında duruşma yargıcı asla değişemez. Böyle bir ihtimal varsa, yedek yargıç kullanılır.

Böylece duruşmanın yeni baştan yapılması önlenir.

...Türkiye, duruşmanın ne olduğunu bilmeyen nadir, hatta bildiğimce örneği olmayan ülkelerden biridir, Sayın Kongar.

...Nitekim bu nedenle ülkemizde elli yılı aşan davalar bile var. Sivas olayları davası işte bu yüzden zamanaşımına uğramıştır.

...Özetle duruşma, hiçbir ülkede yargıçlardan yargıçlara tutanaklarla aktarılamaz, ciro edilemez.

Evet, ‘Eski tutanaklar okundu, duruşma sürdürüldü’ yalanı, yani okunmadığı halde okundu denmesi ve bunun tutanağa geçirilmesi, kınanası bir durum olmanın da ötesinde, ayrıca bir suçtur. Bu nedenle dünyada bir örneği yoktur.

...Sonuç şudur: Türkiye duruşmanın nasıl yapıldığını yeterince algılayamayanların ülkesidir.

...Sonucu da ikidir.

Birincisi Türkiye, adli yanılgıların en çok yaşandığı ülkelerden biridir.

İkincisi ise şudur: Bu durum ülkemizin saygınlığını çok kırıcıdır.

Çünkü bu yüzden Türk işadamlarıyla, firmalarıyla yabancı işadamları, firmaları arasında yapılan sözleşmelerde asla Türk mahkemeleri yetkili kılınmamakta, davaları tek oturumda bitiren Londra, Paris, Roma vb. mahkemeler yetkili kılınmakta; böylece Türk mahkemeleri, yargıçları küçük düşürülmekte ve şöyle denmektedir: ‘Çünkü sen yargılamanın duruşma (tartışma) aşamasını bilmiyorsun.’

...Durum, gerçekten sanıldığından bile çok üzücüdür, kahredici, utandırıcı ve de yıkıcıdır.

Esenlikler.”

Sami Selçuk

***

Değerli okurlarım, Sn. Sami Selçuk’un mektubu daha uzun ve ayrıntılı ama yerim ancak kısa alıntılamalara izin verdi.

Bu arada, Sn. Selçuk’un yargıya yapılan “siyasal müdahaleler” üzerinde hiç durmadığını, ama belirttiği bu hataların, “yargıyı kötüye kullanmak” konusunda “iktidara büyük olanaklar sağladığını” da belirtmeliyim.

Yazarın Son Yazıları

‘Savaş’ ve ‘süreç’ 2023’te değil 2001’de başladı

İran’a saldırı ile iyice tırmandırılmış olan Ortadoğu Savaşı 7 Ekim 2023’de Hamas’ın İsrail’e yaptığı saldırı ile başlamadı: Ortadoğu Savaşı 11 Eylül 2001’de Usame Bin Ladin liderliğindeki El Kaide’nin ABD’ye yaptığı İkiz Kuleler saldırısı ile başladı!

Devamını Oku
24.03.2026
Hapiste bayram (!)

Hapiste bayram (!)

Devamını Oku
22.03.2026
İktidar hırsı ‘insanlığı’ tehdit ediyor

İktidar hırsı, ‘insanlığı’ tehdit ediyor” derken “insanlık” kelimesini iki ayrı anlamda kullandım: 1) Liderlerin iktidarda kalmak uğruna yaptıkları işler, “insanlığın” sonunu getirecek boyutlara ulaşabilir. 2) Liderlerin iktidarda kalmak için yaptıkları girişimler, onların “insanlığını” yok edebilir.

Devamını Oku
20.03.2026
CHP davası: Bir 'anayasa darbesi!'

Salı günü Özgür Özel’in yaptığı konuşma haklı olarak gündemin başına oturdu. “Haklı olarak” diyorum çünkü bu konuşma aslında bir “Anayasa Darbesi” açıklamasıydı: İktidarın yargı eliyle yaptığı bir “Anayasa Darbesi!”

Devamını Oku
19.03.2026
İddialar abartılı: Ya savunmalar?

Dün, Silivri’de, İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu “Suç örgütü lideri” olarak suçlayan iddianameyle açılan davanın, ikinci hafta başındaki ilk (sözde) duruşması yapıldı ve medyaya yansıyan haberlere göre yaklaşık 7 dakika sürdü.

Devamını Oku
17.03.2026
CIA ajanı başkan olduğunda...

Bay N’nin gerçek yaşamöyküsü Brecht’in Hitler’i eleştirmek için yarattığı kurgusal tiyatro karakteri Arturo Ui’yi bile gölgede bırakır...

Devamını Oku
15.03.2026
İç cepheyi güçlendiren destan

İran’a da sıçrayan sıcak savaş, Türkiye’nin “Ortadoğu Bataklığı”na girmesinin ne denli sakıncalı olduğunu, İktidara bir kez daha anımsatmış görünüyor.

Devamını Oku
13.03.2026
Üçüncü darbe: 12 Mart

Bugün, ülkemizi bu karanlık döneme taşıyan “12 Mart 1971 Darbesi”nin 55. yıldönümü.

Devamını Oku
12.03.2026
Dava: İktidarın iletişim felaketi

Bir halk, bir iktidardan ne bekler?

Devamını Oku
10.03.2026
En korkunç yalan ve yalancı

Sizce en korkunç yalan hangisidir?

Devamını Oku
08.03.2026
Savaşa çare: 4 ülkede seçim!

Ortadoğu’daki savaşa ve bu savaşın ülkemize bulaşma olasılığına karşı tek çare, ABD, İsrail, İran ve Türkiye’deki seçimlerdir!

Devamını Oku
06.03.2026
Türkiye’ye füze düşerken, emperyalizmle savaş?

Bir İran füzesinin Türkiye’ye düştüğü sırada bir okurum soruyor: “ABD, İran’daki ‘Molla Diktatörlüğüne’ saldırdı.

Devamını Oku
05.03.2026
Savaşın tetikçisi ve asıl amacı

İsrail ve ABD’nin İran’a saldırısı, “Büyük Ortadoğu Savaşı”nın günümüzdeki son aşamasıdır.

Devamını Oku
03.03.2026
Emperyalizm, Lumumba, Musaddık, Allende ve Atatürk

ABD ve İsrail, İran’a saldırıyı başlattı.

Devamını Oku
01.03.2026
Statü: Anzaklılaştırma bakanlığı

Ey Okur Bu yazı, son yıllardaki akıl almaz trajik olayların yaktığı beynimin ürettiği bir İRONİ yazısıdır.

Devamını Oku
27.02.2026
Laiklik sadece devletin değil toplumsal barışın da temelidir

“Siyaset” ya da “Politika”; biri Osmanlıcadan biri Batı dillerinden gelen aynı anlama sahip iki sözcüktür.

Devamını Oku
26.02.2026
En korkunç darbe yargı eliyle laikliğe karşı darbedir!

Çağdaş Demokratik Devlet, kültürel, mukaddes ırk ve inanç kimlikleri ne olursa olsun, bütün vatandaşlarına eşit muamele eden devlettir.

Devamını Oku
24.02.2026
‘İktidar mensupları’nın da ‘vicdan’ları vardır (3)

Bu üç yazılık diziyi, Sosyal Psikolojik temellere dayanarak “Grup Baskısı” kavramı ve kimi zaman onunla çatışan “Bireysel Vicdan” hakkındaki bilgilere dayanarak yazdığımı açıklamalıyım...

Devamını Oku
22.02.2026
‘İktidar mensupları’nın da vicdanları vardır! (2)

“Komisyon”un raporuna ilişkin “Vicdani” soruları da Pazar gününe bırakarak...

Devamını Oku
20.02.2026
‘İktidar mensupları’nın da vicdanları vardır (1)

ÖNCE VİCDAN KAVRAMINI TANIMLAYALIM...

Devamını Oku
19.02.2026
Faşizmi siyaseten öldüren, onun ‘mutlak egemenliği’dir!

Tarih, Sosyoloji (Toplumbilim) ve Siyasal Bilim bize bütün Faşist Liderlerin ve Faşist Rejimlerin hem insanlık tarihinden hem insanlık değerlerinden, hem de kendi toplumsal ve kişisel gerçekliklerinden de kopmuş olduklarını gösterir.

Devamını Oku
17.02.2026
Adalet, bilim ve özgürlük, yok edilemez ki! (3)

Korku ne?

Devamını Oku
15.02.2026
Bilim karşıtlığı-2: Rasathane, güvercin ve katledilenler

Unutmayalım: Türkiye bugünlere cinayetlerle ve darbelerle getirildi ve YÖK de bir askeri darbe kurumudur!

Devamını Oku
13.02.2026
Üniversite çökertilirse gelecek kalmaz!

Son kabine değişikliği, seçimlere giderken ortamın daha gerileceğinin işareti olarak görülüyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Sami Selçuk: ‘Kaba güç ölümcüldür!’ (8)

Cumhurbaşkanı, Türkiye genelinde toplam 25 bin 449 hâkim ve Cumhuriyet savcısının görev yaptığını belirtmiş.

Devamını Oku
10.02.2026
Sami Selçuk: Değiştirilen yargıçlar ve uzayan davalar (7)

Herhalde İktidar sayesinde (!) olağanlaşmış olan “Haksızlık, Hukuksuzluk ve Adaletsizlikler”, hukuk, yargı ve akademi çevrelerinde bütünüyle kanıksanmış olmalı ki, “Hukuksuzluk Olgusu” üzerine yazdığım yazılar, iki üç kişi hariç, bu çevrelerde, insanları utandıran bir sessizlikle karşılandı.

Devamını Oku
08.02.2026
Laik hukuk yoksa ne ‘süreç’ olur, ne ‘açılım’ ne de ‘barış’! (6)

DÜN 5 ŞUBAT LAİKLİK GÜNÜYDÜ!

Devamını Oku
06.02.2026
Hukuksuzluk en çok iktidara ve topluma zarar verir (5)

Hukuksuzluk, yani kuralsızlık ve keyfilik, en çok onu yapan iktidarlara ve onların yönettikleri toplumlara zarar verir; çünkü istikrarı bozar!

Devamını Oku
05.02.2026
Hukuksuzluk yapanlar hapisteyken... (4)

HUKUKSUZLUK, sadece devletin değil, toplumun da altını oyuyor: Adalet, güvenlik, ekonomi, iş hayatı, aile, günlük yaşam, ahlak, nezaket, terbiye, geleceğe umut, bütün değerler, kurallar, güvenceler yerle bir oluyor...

Devamını Oku
03.02.2026
Yemin, ahlak, hukuk, namus ve şeref (3)

Bugünkü makalem, bu konuda art arda yazdığım üçüncü yazı.

Devamını Oku
01.02.2026
Hukuksuzluk Türkiye Cumhuriyeti’nde sürekli olamaz!

Yine dünkü Cumhuriyet...

Devamını Oku
30.01.2026
Hukuksuzluk, ahlakı, güvenliği ve devleti de yok eder!

Dünkü Cumhuriyet’in manşeti “‘Çete Lideri’ne VIP ayrıcalığı” biçimindeydi...

Devamını Oku
29.01.2026
Engellenen on parmak mucizesi

Kitaplarımı önce el yazımla yazmaya başlardım.

Devamını Oku
27.01.2026
Uğur Mumcu’yu bir devrimci olarak anmak

Dün, Uğur Mumcu’nun 1993 yılında dinci/ faşistler tarafından haince katledilişinin 33. yıldönümüydü.

Devamını Oku
25.01.2026
Emperyalizmin bilinci ahlakı ve vicdanı

ABD, Suriye’yi teslim ettiği HTŞ (Ahmed eş Şara) ile IŞİD’le mücadele ve İsrail’le ittifak konularında anlaşıp artık SDG’ye ihtiyaçlarının kalmadığını ilan edince Kürtler şaşkınlık içinde, “ABD bize ihanet etti, ABD bizi sattı” kıvamındaki sözlerle yakınmaya başladılar.

Devamını Oku
23.01.2026
Yerli ve milli klavye mucizesini kim katletti?

29 Nisan 2025 günü elektronik postama bir mektup geldi...

Devamını Oku
22.01.2026
Sol tartışır sağ malı götürür (6)

Suriye’deki son gelişmeler, Emperyalizm ile radikal siyasal İslamın bütünüyle anlaştığını gösterdi.

Devamını Oku
20.01.2026
Kuramsal tartışmalar ve ittifak arayışları (5)

Gerek Kemalizm ve Atatürkçülük üzerine, gerekse Marksizm ve Sosyalizm üzerine yapılan kuramsal ve kavramsal tartışmaların sonu yoktur.

Devamını Oku
18.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 4

Türkiye şu anda “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen “Şahsım Devleti” modelinden kaynaklanan bir “Rejim Bunalımı” ile karşı karşıya.

Devamını Oku
16.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 3

Kemalistler ile Sosyalistler arasındaki ittifak arayışı, tarihimizin en özgürlükçü Anayasası olan 1961 Anayasası sonrasında, TİP’in kuruluşu...

Devamını Oku
15.01.2026