Tarih, Sosyoloji (Toplumbilim) ve Siyasal Bilim bize bütün Faşist Liderlerin ve Faşist Rejimlerin hem insanlık tarihinden hem insanlık değerlerinden, hem de kendi toplumsal ve kişisel gerçekliklerinden de kopmuş olduklarını gösterir.
Bu kopuş, iktidara yürürlerken veya iktidarlarının başında çok belirgin değildir.
Gerçeklerden kopuş yavaş yavaş ortaya çıkar, yönetim gücü arttıkça kuvvetlenir, mutlak egemenlik aşamasında ise kısa bir süre sonra kendisini öldürür:
1) Faşist Liderlerin hepsi kendilerinin Tanrı/Allah tarafından gönderildiklerine inanır ya da inanmasalar bile, başkalarını buna inandırmaya çalışırlar.
2) Faşist Liderler, normal bir insan olarak başladıkları siyasal serüvenlerinde, ödün vere vere, insanları aldata aldata başarıya ulaştıkça kendilerine olan güvenlerini güçlendirirler...
“Mutlak Egemenlik Aşamasına” ulaştıklarında, gerçekten her dediklerini yaptıracaklarına, adeta insanüstü güçlere sahip olduklarına inanmaya başlarlar.
3) Ortak özellikleri cehaletleri ve cesaretleridir.
Cahil oldukları ölçüde cesaretleri artar. Böylece başarıya ulaştıkça gerçeklerden ve hatta kendi gerçekliklerinden bile kopuşları hızlanır.
(Bakınız Dunning-Kroger Sendromu)
4) Geniş kitleleri aldatmaları için propaganda yolu yetersiz kaldıkça baskıyı ve korkuyu arttırırlar.
5) Bütün bu süreç boyunca yolsuzluk, haksızlık, hukuksuzluk da dahil, toplumu ekonomik olarak sömürme düzeyi en yüksek aşamaya ulaşır. Bu sömürü, bir süre sonra bütün kaynakları tüketir ve sömürülecek bir şey kalmadığı için biter.
6) Faşizmin “Mutlak Egemenlik Aşaması”nda, ne hukuk, ne adalet, ne doğal kaynak, ne ekonomik ve mali kaynak, ne insan kaynağı, ne özgürlük, ne eşitlik, ne bağımsızlık, ne barış, ne dayanışma, özetle ne de insanlık değerleri kalmıştır ve bu tükeniş Faşist Rejimleri de siyaseten öldürür!
***
Türkiye’nin siyasal tarihine baktığımızda Çok Partili Düzen’e geçildiğinde karşılaşılan Demokrat Parti’nin baskıcı rejim engelinden sonra kabul edilen 1961 Anayasası ile başlayan “Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti” bağlamındaki Demokratik gidiş, altı Anti Demokratik adımda “Faşizmin Mutlak İktidarı”na doğru bir yola girmiş görünüyor:
1) 12 Mart 1971 Askeri Darbesi.
2) 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi ve 1982 Anayasası
3) 15 Temmuz 2016 FETÖ/Askeri Darbe girişimi.
4) 20 Temmuz 2016 OHAL ilanı.
5) 16 Nisan 2017 (sözde) halkoylaması ile ilan edilen “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen “Şahsım Devleti”ne ilişkin Anayasa değişiklikleri.
6) 19 Mart 2025 Yargı Darbesi.
“Faşizmin Mutlak Egemenlik Aşaması”nı haber veren 2017 Anayasa değişikliklerinden 8 yıl sonra atılan 19 Mart 2025 adımı, ülkenin geçim ve adalet sorunlarının ayyuka çıktığı ve iktidardaki partinin ikinci sıraya düştüğü bir doruk noktasında gerçekleştirilmiş görünüyor.
Unutmayın, “Faşizmin Mutlak Egemenliği Aşaması”, Faşizmi bitiren en önemli faktördür, çünkü uzun vadede sürdürülmesi olanaksızdır!