Dün, Uğur Mumcu’nun 1993 yılında dinci/ faşistler tarafından haince katledilişinin 33. yıldönümüydü.
Cavit Orhan Tütengil, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve onlar gibi birçok Atatürkçü/ Demokrat kamuoyu liderinin öldürülmeleri, asla amaçsız genel bir terör sonucu ya da tesadüfi bir cinayetler zinciri değildi:
Bu hain suikastlar, hem doğrudan Atatürkçü/ Demokrat/Cumhuriyetçi kamuoyu liderlerini ortadan kaldırarak hem de her türlü solu ve demokratik oluşumu ezen 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbeleri için ortamı hazırlayarak, toplumun gittikçe sağcı/otoriter/ dinci kesimlerin etkisine ve denetimine girmesine yol açtı.
Ben de bu süreci anlatmak için dün, Cumhuriyet’ten “köşedaşım” yazar Zülâl Kalkandelen ve yine Cumhuriyet’ten genç gazeteci kardeşim Çağdaş Bayraktar ile birlikte, Kadıköy Belediyesi’nin, Tarih, Edebiyat ve Sanat Kütüphanesi TESAK olarak halkın hizmetine sunduğu eski Kaymakamlık binasında düzenlediği, DEMOKRASİ MÜCADELESİNDE ŞEHİTLERİ ANARKEN başlıklı bir panele katıldım.
Önce “DEVRİM” olgusunu, birbiriyle doğrudan bağlantılı olan iç içe geçmiş olan terim ve kavramları, analitik olarak birbirinden ayrıştırarak açıklamaya ve sonra da Uğur Mumcu’yu ve başta Kubilay olmak koşuluyla bütün Devrim Şehitlerimizi bu paradigma içindeki yerlerine oturtmaya çalıştım.
Unutmayalım ki Türkiye’nin siyasal tarihi, Devrimcilerle Karşı Devrimciler arasındaki mücadele tarihidir.
***
Aslında hepsi birbiriyle bağlantılı olan Devrimler ancak analitik olarak şöyle ayrıştırılabilir:
Siyasal DEVRİM, Monarşiden, Tek Kişi Yönetimi’nden, Cumhuriyet’e ve/veya Demokrasiye geçiştir.
Ekonomik DEVRİM, Tarımsal Feodal üretim biçiminden, Endüstriyel Kapitalist ve/veya Sosyalist üretim biçimine geçiştir.
Kültürel DEVRİM, köylülükten kentliliğe geçiş, okuryazarlık oranının ve siyasal/ ulusal/sınıfsal bilincin gelişmesidir.
Sınıfsal DEVRİM, Toprak Ağalığı ve Köle Köylülükten, Sermaye ve İşçi sınıflarının bulunduğu yapıya ve onun da ötesine geçiştir.
Teknolojik DEVRİM, Tarımdan Endüstri, Endüstriden Bilişim aşamasına geçiştir.
İdeolojik DEVRİM, iç ve dış sömürüye karşı çıkıştır.
Bağımsızlık DEVRİMİ, Emperyalizmin sömürüsünden kurtulmaktır.
Mustafa Kemal Atatürk zaten birbirlerinden ayrılmaları pek de olanaklı olmayan, iç içe geçmiş nitelik taşıyan bütün bu Devrimleri Osmanlı-Türk tarihinde 19 yıl gibi kısa bir sürede gerçekleştiren bir Devrimci Liderdir.
***
Başta Kubilay olmak ve yine 25 yıl önce aynı gün katledilen Gaffar Okkan’ı da unutmamak kaydıyla, katledilen bütün Devrim Şehitlerimiz, Türkiye’yi çağdaş dünyada saygın bir yere taşıyan Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olan CUMHURİYETİMİZ ve onun vatandaşları olan BİZLER UĞRUNA CANLARINI VERMİŞLERDİR.
Uğur Mumcu da kendisini Mustafa Kemal Atatürk yoluna adayan Devrimci bir aydın, Devrimci bir yazar, Devrimci bir gazetecidir.
33 yıl önce, Rabıta üzerinden dincileri, PKK üzerinden etnikçileri, “liboşluk” üzerinden “Yetmez ama Evetçi” İkinci Cumhuriyetçileri tanımlamış ve kamuoyunu uyarmaya çalışmıştı.
Ne yazık ki ödülü haince katledilmek olmuş, sonuç olarak toplum da 1800’lerin başına, Birinci Meşrutiyet öncesine doğru 250 yıl kadar gerilemiştir.
Atatürkçü/ Cumhuriyetçi/Demokrat mücadeleyi sürdürmek onu ve bütün Devrim Şehitlerimizi anmanın en güzel yoludur:
YAŞASIN ATATÜRKÇÜ, LAİK, DEMOKRAT, SOSYAL HUKUK DEVLETİ OLAN TÜRKİYE CUMHURİYETİ!