Hukuksuzluk, ahlakı, güvenliği ve devleti de yok eder!

Hukuksuzluk, ahlakı, güvenliği ve devleti de yok eder!

29.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dünkü Cumhuriyet’in manşeti “‘Çete Lideri’ne VIP ayrıcalığı” biçimindeydi:

Beşi tutuklu ikisi tutuksuz yargılanan CHP’li 7 belediye başkanının ve 40 kadarı tutuklu 200 dolayındaki sanığın yargılandığı “Suç Örgütü” davasında, bu örgüte adı verilen kişiden söz ediliyordu.

Son birkaç gündür gündemin başına oturan hukuk ve adalet sorunları açısından, ülkemiz son yıllarda, kadın cinayetleri, çocuklara tecavüz ve uyuşturucu konularına ek olarak siyasal baskı olaylarının da yaygınlaştığı bir bataklığa saplanmış görünüyor.

Bu “bataklığa saplanışın” ya da “genel çöküşün” temel belirleyicisi ise, “Şahsım Devleti” rejimi ve bu rejimin yarattığı “hukuksuzluk” durumunu doğuran, “mahkemelerin işleyişi” ile ilgili müdahaleler ve bunların sonuçlarıdır:

1) Kadın cinayetleri, çocuk tecavüzleri ve uyuşturucu örgütleriyle mücadelede görülen cezasızlık sendromu...

2) Medyadaki gerçek haberlere getirilen yasaklar ve cezalar...

3) Belediyelerdeki soruşturma ve kovuşturmaların sadece muhalif belediyelere yönelik olması, aynı konularda daha da ciddi sorunlara sahip görünen iktidar belediyelerine dokunulmaması; aynı eylemlerin iktidar belediyeleriyle ilgili bölümlerinin görmezden gelinmesi...

4) Özel kesimde ve bürokraside, deprem, maden patlaması, iş kazası gibi olaylarda iktidara yakın görünenlere ilişkin ceza indirimleri ve ayrıcalıkları...

5) Ülkenin Anayasası’nı korumakla yükümlü olan Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına uyulmaması...

6) Anayasa’ya göre iç hukukun bile üstünde olan AİHM kararlarına uyulmaması...

7) İktidarın isteklerine aykırı kararlar veren yargıçların ve savcıların görev yerlerinin değiştirilmesi; bu kararların Adalet Bakanı’nın egemen olduğu YSK tarafından yapılması...

8) Tutuklu yargılamanın, Magna Carta’nın bile gerisine gidilerek, yargısız infaz halinde, genel uygulama halinde olması...

9) Belli önemli konularda yargıyı etkileyecek borsaların kurulduğu iddiaları...

10) İktidar partisi eski mensuplarının yargıç ve savcı yapılmış olması...

11) Adalet Bakanlığı’nda ve yargıda bazı özel grupların ve bir tarikatın etkisinin tartışılıyor olması...

12) Bazı mahkeme kararlarının zaman aşımı gibi, masumiyet karinesi gibi, evrensel hukuk kurallarına aykırı nitelik taşıması...

***

Hukuk, bir toplumda, devletin vatandaşlarıyla, vatandaşların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini ve davranışlarını düzenlemek, çatışmaları çözmek ve düzeni sağlamak amacıyla devlet tarafından konulan, yaptırımlarla desteklenen kurallar bütünüdür.

Anayasa ve yasalar tarafından belirlenir, yargı kurumları ve güvenlik güçleri aracılığıyla uygulanır.

Ahlak ve güvenlikle de doğrudan ilişkilidir:

Hem onlardan etkilenir hem onları etkiler!

***

Ahlak, bireyde iyi ve kötü, doğru ve yanlış ayrımlarını belirleyen, aile, arkadaş grupları, okul, medya ve işyeri temelinde oluşan, hem hukuku etkileyen hem de hukuktan etkilenen davranış ilkeleridir.

İçselleştirilmiş biçimine vicdan denir.

Hem hukuku biçimlendirir hem de hukuktan, özellikle de cezalardan ve cezasızlıktan etkilenir.

***

Güvenlik, bireylerin ve toplumun, canının, malının, haklarının ve düzeninin, devlet tarafından iç ve dış tehditlerden ve tecavüzlerden korunması durumudur.

Devlet sırf bu nedenle, bir toplumda meşru olarak zor kullanma yetkisine sahip olan tek kurumdur.

Bu nedenle devlet, yani güvenlik güçleri ve elbette yargı, hukuka bağlı olmak, Anayasa’ya ve yasalara uymak zorundadır.

***

Hukuksuzluk egemen olduğunda ne ahlak kalır ne güvenlik ne de vatandaşlarını korumak için yaratılmış olan devlet!

Yoksa amaç, Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak mı?

Yazarın Son Yazıları

Yasaklanan 19 Mayıs!

19 Mayıs Bayramı, Atatürk’ün “Benim doğum tarihim olarak kabul edebilirsiniz” dediği, Samsun’a çıkarak İstiklal Savaşı’nı başlattığı günün kutlanmasıdır.

Devamını Oku
19.05.2026
Aptallığa övgü!

“İnsan Aptallığının Temel Yasaları” (The Basic Laws of Human Stupidity) İtalyan tarihçi Carlo Maria Cipolla’nın 1976’da yazdığı bir kitaptır.

Devamını Oku
17.05.2026
Alçaklığa övgü (!)

Alçaksın sen: Zalimsin... Kemirgen ve sömürgensin!

Devamını Oku
15.05.2026
Casusa kitakse!

“Hocaefendi’nin Sandukası” adlı romanımın yayımlandığı yıl “En çok satanlar” listesine girmesinden ve üzerinde edebi incelemeler yazılmasından cesaret alarak, ana karakterin bir kadın casus olduğu, ikinci bir tarihsel ve toplumbilimsel roman yazıyorum.

Devamını Oku
14.05.2026
Düşman hukuku

Son zamanlarda “İkinci Silivri Trajedisi” bağlamında, İktidar yanlısı olmayan medyaya, birtakım holdinglere, “Ana Muhalefet Partisi CHP”ye, CHP’li Belediyelere ve buralarda çalışanlara yönelik “İBB Davası”, “Casusluk Davası” gibi davalardaki uygulamaları eleştirmek için sık sık kullanılan “Düşman (Ceza) Hukuku” diye bir kavram var...

Devamını Oku
12.05.2026
Yanardağ davası: Casus belli

Merdan Yanardağ’ın, CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan ile birlikte yargılandığı “Casusluk Davası” ve Tele1 televizyon kanalına el konularak İstanbul’da iyi bir semtteki bir apartman dairesi fiyatına satışa çıkarılması...

Devamını Oku
10.05.2026