Aşamalı bloklaşma üzerine...
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

Aşamalı bloklaşma üzerine...

04.07.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Batı ve NATO, Rusya’ya karşı bir blok oluşturdular ama, bence esas hedef Çin. Ancak Çin oldukça karmaşık ilişkilere sahip bir ülke; doğrudan hedef almak zor, bir ara aşama gerekiyor.”

NATO’YU KÜRESELLEŞTİRMEK

ABD yönetiminin, “11 Eylül”den sonra, küresel üstünlüğünü, müttefiklerinden rıza almaya değil, “rakipsiz askeri gücüne” dayanarak koruma projesini birçok kez tartışmıştık. Bu proje başarılı olmadı; aksine ABD’nin ekonomik, siyasi, kültürel etki yapma kapasitesi daha da zayıfladı; giderek elinde yalnızca “ekolojik üstünlüğünü” (başkalarının ABD’yi etkileme gücünden daha yüksek bir etkileme gücünü) koruma seçeneği kaldı. Bunun için, geleneksel Batı blokunu ve de “beyni ölmüş” NATO’yu yalnızca Atlantik değil Pasifik kanadını da kapsayacak biçimde canlandırmak gerekecekti.

Bu bağlamda, Biden döneminde ABD dış politikası, Çin’e ve Rusya’ya karşı, “demokrasiler ittifakı” adı altında, bir askeri siyasi blok oluşturma çabası olarak şekillendi. Ancak Tayvan dışında hiçbir ülkeye doğrudan tehdit oluşturmayan Çin’e karşı askeri-siyasi bir blok inşa etmek (Çin’e karşı bir ekonomik blok bu aşamada olanaksızdı), Çin’in AB ve Asya ülkeleriyle, hatta gelişmekte olan ülkelerle, güçlü ekonomik bağlantılarından, ev sahipliği yaptığı “girift küresel tedarik zincirlerinden” dolayı çok zor, finansal açıdan da riskliydi. 

Halbuki Çin’in en yakını ve müttefiki Rusya, Avrupa’da hem tarihsel mirasının hem de 2013’ten bu yana geliştirilmekte olan Ukrayna “krizinin” üzerinden, bir bloklaşma projesi için çok uygun bir hedef oluşturuyordu. Rusya’ya karşı, başarılı bir siyasi, askeri hatta ekonomik blok, ikinci aşamada, Çin’i de karşısına alabilir, bunu dünyaya anlatmayı deneyebilir, NATO’yu Japonya, Güney Kore, Avustralya gibi Asya Pasifik ülkelerine de bir güvenlik seçeneği olarak sunabilirdi.

DENENMİŞ BİR MODEL

Tam bu noktada, Afganistan’da SSCB’ye karşı başarılı bir biçimde denenmiş bir modelin yeniden gündeme geldiğini görüyoruz. AB ile Rusya arasında bir paylaşım alanına dönüştürülen Ukrayna, NATO’nun genişleme sürecine dahil edildi. Rusya’nın bu durumu, bir güvenlik tehdidi olarak algılamaktan başka bir seçeneği yoktu (bu algının nedenleri bir başka yazının konusu). ABD ve Avrupa Rusya’nın tüm uyarılarına, taleplerine kulaklarını kapatarak onu Ukrayna’ya girmeye zorladılar. 

Rusya Ukrayna’ya girince üçlü bir süreç başladı. (1) ABD ve AB’nin kültür endüstrileri, vatandaşlarını bu “saldırgan”, totaliter devlete karşı kışkırtmaya başladı; Rusya ile yakın ilişkileri olan AB karşıtı, “yeni-faşist” siyasetçileri de susturdular; birliği güçlendirdiler. (2) ABD, AB ülkeleri ve NATO Ukrayna’ya yaptıkları askeri, mali yardımlarla, Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımlarla, Ukrayna vatandaşlarını ateşe atma pahasına Rusya’yı çok boyutlu bir vekâlet savaşı içine çekerek, askeri, ekonomik gücünü aşındırmaya başladılar. (3) Yeni şekillenen askeri siyasi, “blok”, “bağımsız” bir ülkeye saldıran Rusya’ya karşı Çin’i AB vatandaşlarının, dünya kamuoyunun önünde, Ukrayna’dan yana tutum almaya çağırdı. Çin yönetimi hem oynanan oyuna alet olmak istemiyordu hem de “Batı” karşındaki uzun dönemli stratejisi bağlamından en önemli müttefikini terk edemezdi.

Son NATO zirvesinde Rusya birinci düşman, Çin stratejik rakip olarak saptandı. NATO ordusunu yedi kat büyüteceğini, G7 grubu da Çin’in uluslararası etkilerini sınırlamaya yönelik 600 milyar dolarlık bir fon yaratacağını açıkladı. Japonya, Güney Kore ve Avustralya’nın NATO toplantısına katılmasından, ABD’nin bloklaşma projesinin işlemeye başladığını anlıyoruz. Sonu belirsiz, bir “Terörizme karşı küresel savaş”ın yerini, şimdi yine sonu belirsiz bir “uzun savaş” kavramı alırken, bakalım bu “blok” hangi “vantilatöre çarparak” etrafa bulaşacak?

Yazarın Son Yazıları

250 yaşında, hasta adam

Amerika’da başkanlar görevi devralırken hemen her zaman John Winthrop’un ünlü, “Yeni Kudüs”, “istisna ülke”, “aşikâr yazgı” (manifest destiny) vaazını (1630) anarlar.

Devamını Oku
02.07.2026
NATO zirvesi-genel çerçeve denemesi

NATO Ankara Zirvesi, ittifakın stratejik yöneliminde yapısal bir değişimi yansıtıyor.

Devamını Oku
29.06.2026
Caligula, Trump, Musk üzerine spekülatif düşünceler

Amerikan toplumunda Roma İmparatorluğu’nun çürüme, çöküş aşamasını anımsatan bir dönüşüm yaşanıyor.

Devamını Oku
25.06.2026
Versay’dan sonra yeni jeopolitik

7 Haziran 2026’da Versay Sarayı’nda ve Tahran’da eşzamanlı imzalanan 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, İran-ABD savaşını resmen durdurdu

Devamını Oku
22.06.2026
Apartheid şimdi küresel

Sonuçta yeni Apartheid, duvarlarla değil, yaşamın dolaşımını düzenleyen görünmez mekanizmalarla kuruluyor. Bir tarafta sermaye, veri, mineraller ve su için sınırsız hareket; diğer tarafta insan için sınırlı hareket, sınırlı hak, sınırlı nefes. Küresel düzenin hakikati şu: Artık-değer çevrede üretiliyor, fakat yaşamın güvenliği merkezde korunuyor. Bu yüzden Apartheid artık küresel; sermayenin düzeni ise hem ekonomik hem biyopolitik hem de biyo-ırkçı.

Devamını Oku
18.06.2026
Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026