Hikmet Altınkaynak

Çocuklar güzeldir, onlar için yazmak da...

30 Ocak 2020 Perşembe

Yarıyıl tatili bitmek üzere. Tatil çantasında kitap olanlar umarım okuyabilmişlerdir. Dinlencelerini okuyarak taçlandırmışlardır. Çünkü güzel yaşamak için okumaktan başka çare yok! Okumak yalnızca kendimiz için değil, toplum için de gerekli ve zorunludur. Çünkü bilgisiz/bilinçsiz/bilimsiz kalmak yalnızca kendimizi başarısızlığa uğratmaz, ailemizi, arkadaşımızı, akrabamızı ve toplumu da geri bırakır. Bunun anlamı kendimiz için olmasa bile toplum için okumalıyız, demektir. Bu nedenle ilköğretim zorunludur, devlet okullarında parasızdır. İlköğretimdeki kazanımlar temel bilgiler olsa da güzel bir yaşam için yeterli değildir. Bunun üzerine meslek bilgileriyle birlikte kişiyi toplumsal, siyasal, sanatsal açıdan donatmak gerekir. İşte o zaman birey olarak kendimize ve toplumumuza karşı sorumluluğumuzu tam yerine getiririz. Uygarlık suçu işlemekten kurtuluruz. Bir yaşam felsefesine kavuşuruz.

Şu okullar olmasa

Okullar bir toplumun geleceğini yapılandıran kurumlardır. Okulları bilimsellikten uzak, kendi siyasal yörüngelerinde yönetmeye çalışan sığ siyasetçiler yüzünden eğitim yazboz tahtasına döndü. “Şu okullar olmasa, maarifi ne güzel idare ederdim” sözünü benimseyen milli eğitim bakanları geldi geçti. Ama 35 yaş gibi kısacık ömrüne üç dönem milletvekilliği, Bayındırlık ve İskân, Adalet ve son olarak da Milli Eğitim Bakanlığı’nı sığdıran Mustafa Necati, Türkiye’yi çağdaşlığa ulaştıran Eğitim Birliği Yasası ve Yazı Devrimi Yasası’nı çıkaran bakan olarak tarihe geçti. 7 yıl 7 ay 7 gün yaptığı bakanlıkla eğitimde reform yapan, kültürde Rönesans yaşatan Hasan Âli Yücel de efsaneler yarattı.

Cumhuriyetin titizlikle korunması gereken yasaları, değerleri ne yazık ki günümüzde yıpratılıyor, giderek Atatürk devrimleri yok ediliyor. MEB rehber öğretmenlere çağdaş giyimli başı açık kadınları kötü, başı kapalı kadınları iyi olarak anlatan kitapçık dağıtıyor! “Çağdaşlaşma”, “insanlaşma” eğitimi tersyüz ediliyor. Eğitimle ilgisi olmayanlar bakan oluyor, ilgisi olduğu sanılanlar da cemaatlere teslim olup düş kırıklığı yaratıyor. Anayasaya, yasalara uyan, eğitimi bilen kişinin Eğitim Birliği Yasası’nı görmezden gelmesi, cemaat vakıflarıyla işbirliği yapıp protokoller imzalaması kabul edilemez.

Depremden korkmuyorum

Öte yandan hepimizi sarsan Elazığ depremi, ardından gelenler, bilginin, bilime uygun dayanıklı yapı yapmanın, yaşamın önemini bir kez daha bize acılarla gösterdi. Bu nedenle okullarda sağlık bilgisi yanında deprem bilgisi ve felsefe de büyük bir önemle okutulmalıdır. Her çocuk “Depremden korkmuyorum. Nasıl korunacağımı biliyorum” diyebilmelidir.

Ne var ki bugün bu sözü yetişkinler bile söyleyemiyor. Çünkü bugüne kadar deprem için toplanan paraların ne olduğu sorusu yanıtsız kaldığı gibi, yirmi yıldır deprem için yapılan somut bir çalışmanın da olmaması toplumu korkutuyor, üzüntüye boğuyor. Bunun için Elazığ’ın deprem yaralarını sarmak kadar, her an beklenen büyük İstanbul depremi için de el ele, omuz omuza vermek, deprem seferberliği başlatmak gerekiyor. Buna merkezi yönetimin hiç de sıcak bakmayacağı, TBMM’deki tutumu nedeniyle anlaşılıyor. Ancak 16 milyonun can güvenliği aslında 82 milyonun can güvenliği olduğu kadar ekonomik güvencesidir deniyor. İstanbul’da ekonominin deprem yüzünden çöküşü, Türkiye ekonomisinin de çöküşü anlamına geleceğini uzmanlar söylüyor. Bu çerçevede ben de Türkiye’nin İstanbul’u sahipleneceğini düşünüyorum.

Depremde ölmemek

Prof. Dr. Celal Şengör’ün önsözünü yazdığı, arkadaşı, deprem uzmanı İTÜ Maden Fakültesi öğretim üyesi M. Sinan Özeren’in Depremden Korkmuyorum/Nasıl Korunacağımı Biliyorum adlı kitabı (İş Kültür Yayınları 2015) geçen yıllarda çocuklara karne armağanı olarak dağıtılmıştı. Bunun yeniden dağıtılmasını istemenin tam zamanı.

Elazığ’da yaşanan acılar, insanın gözünün önünden hiç gitmiyor. Bunun için de okumak, bilgilenmek, önlem almak, yapıları sağlam yapmak, yaşamsal önem taşıyor. Bu tutum büyükleri de çocukları da ölümden kurtarıyor. 

Çocuklar güzeldir. Yaşam da... Haftaya ömrünü çocuklar için yazmaya adayan yazarlardan ve kitaplarından söz etmek istiyorum.

Çocuklar güzeldir. Çocuklar için yazmak da... Çocukları depremden korumak da hepimizin görevidir...


Yazarın Son Yazıları

Ziller çalmasın! 3 Eylül 2020
Beş yıl geçti... 27 Ağustos 2020
Şiirle dünya yolculuğu... 20 Ağustos 2020
Askıda kitap 13 Ağustos 2020
Birinci 100 yazı ve... 6 Ağustos 2020
Yarın 24 Temmuz... 23 Temmuz 2020
Kısa yazmak... 16 Temmuz 2020
Yolculuk deyince... 9 Temmuz 2020
Bugün 2 Temmuz! 2 Temmuz 2020
İlhan Abi’yi okumak... 18 Haziran 2020