Bardağın dolu tarafını kafadan aşağıya dökme zamanı *

14 Ekim 2016 Cuma

Başkanlık tartışmalarını, olasılıklarını, tahminlerini, kehanetlerini bir çuvala doldurup cayır cayır yaksak...
Her şey olağanmış gibi süren bu olağanüstü hayatı elimizin tersiyle itip her şeyi alaşağı etsek...
Büyük bir aymazlıkla “Bize bir şey olmaz” diye diye geldiğimiz şu son noktada bize bir şey olduğunu, hem de çok feci bir şey olduğunu artık idrak etsek...
Belki bir şeyler değişecek.
Oysa biz...
Olan bitene, sanki başka bir seçeneğimiz yokmuş gibi...
Televizyonun karşısında elimizde tuzlu ve yağlı cipsler, donup kalmışız gibi...
Ya da gözüne ışık tutulmuş tavşanmışız gibi...
Ortadan ikiye, üçe, dörde, bine bölünmüşüz gibi...
Her birimiz bönmüşüz gibi...
Hiç yokmuşuz...
Etkisizmişiz...
Ölmüşüz...
Ve hatta gömülmüşüz gibi öylece bakıyoruz.
Eğitim sisteminden hukuk sistemine her şeyi ele geçirdiler.
Sokak ahlakından politik ahlaka kadar tüm alanları talan ettiler.
Anayasayı ayaklar altında çiğnediler.
Biz hâlâ başkanlık sistemini tartışıyoruz.
Avuçlarımızdan hızla kayan laiklik yerin dibine gömülmüş.
Tarikatlar, cemaatler iktidarın kalbinde fink atıyor.
Tüm devlet işleri “bismillah”la yapılıyor.
Dinle devlet işlerini birbirine karıştırmakta kariyer yapmış bir politikacı ülkenin zaten başkanıymış gibi davranıyor.
Biz hâlâ başkanlık sistemini tartışıyoruz.
Muhalifinden aydınına ülkenin tamamında anlaşılmaz bir tutukluk;
İçinden çıkılmaz bir basiretsizlik.
Hani inansak, “Bize büyü yaptılar” diyeceğiz.
Öyle bir atıllık...
Öyle bir şaşkınlık.
İktidarın, kendi ellerimizle ikram ettiğimiz demokrasiyi hoyratça ayaklarının altına alıp çiğnemesine hâlâ hayret ediyoruz.
Cumhuriyetin tüm olanaklarını oburca mideye indirip hukuksuzlukla öğütmesini aklımız almıyor.
Safrayı üzerimize bir kusmuk gibi püskürtmesi karşısında dehşete düşüyoruz.
Biz neye uğradığımızı anlayana kadar atı alan Üsküdar’ı geçecek;
Biz hâlâ at mı eşek mi; Üsküdar mı Kadıköy mü diye aramızda tartışıyoruz.
Anayasanın tarafsızlık ilkesini hiçe sayan ve bunu da bir marifetmiş gibi göğsünü gere gere yapan politik bir şehvet, bağıra çağıra kendi zafer şarkısını besteliyor.
Ve o şarkının sözleri bize hiç de aydınlık bir geleceğe işaret etmiyor.
Vardığımız şu korkunç noktada göz göre göre başkanlık sisteminin kucağına düşmek üzereyiz.
Ve hâlâ birbirimize dönüp “Ne olacak bu memleketin hali” diye söylenmekteyiz.
Asıl soru şu:
“Ne olacak bizim bu halimiz?”
Artık canımız acıtsa bile gerçeklerle yüzleşme zamanı.
Doğru soruları sorma zamanı.
Bardağın dolu tarafını kafadan aşağıya dökme zamanı...
* Yıldız Tilbe’nin bir tweet’i: “Bardağın dolu tarafını kafamdan aşağıya döktüm.”  


Yazarın Son Yazıları

Fetih ve işgal 7 Ekim 2020
Anarko Kemalist 16 Eylül 2020