‘Sen istiyor duj? Verecek 100 dolar!’

09 Ekim 2020 Cuma

Dolarla artık hiçbir işimiz yok. 

Dolarla sadece borcumuz var.

O yüzden biz de artık dolarla işi olan ülkelere gidip ucuz işgücü olarak çalışabiliriz.

Diplomamızı, mesleki tecrübemizi, kariyerimizi tüm hayallerimizle birlikte çöpe atabiliriz.

Ailemizle vedalaşabiliriz.

Annemizi, babamızı, eşimizi, çocuklarımızı geride bırakıp uzun süre dönmemek üzere başka bir ülkeye göç edip kaçak işçi olabiliriz.

Dolarla işi olan bir ülkede bebek bakabiliriz mesela.

Bulaşıkçılık, garsonluk ya da inşaatlarda işçilik yapabiliriz.

Evlere temizliğe gidebiliriz.

Fuhuş sektöründe çalışabiliriz. 

Yeraltında kendimize bir yer kapabiliriz. 

Kaliteli ve ucuz işçilik

Eğer gittiğimiz ülkede kazandığımız parayı hiç harcamayacak bir düzen kurabilirsek...

İnsan kaçakçılığı yapan dolandırıcılardan paçamızı kurtarabilirsek...

Çalıştığımız yerde konaklayıp bize verilen yemekle yetinirsek...

Arada memlekete dönüp yakınlarımızı görmek gibi bir fantezinin peşine düşmezsek...

Tıpkı düne kadar evlerimizde, işyerlerimizde üç kuruşa çalışan Moldovalı, Rus, Kazak, Filipinli vb. insanlar gibi para biriktirip Türkiye’de kalan akrabalarımıza gönderebiliriz.

Çocuklarımızı düzgün okullarda okutabiliriz.

Anne babalarımıza ev alabiliriz.

Hastalanan olursa onu iyi koşullarda tedavi ettirebiliriz.

Çok sıkı çalışırsak emekliliğimizi garantileyebiliriz.

Böylece, kaçak olarak gittiğiniz o yabancı ülkenin halkı da Türkiye’den çıkıp başka ülkede çalışan eğitimli insanlardan aldıkları kaliteli ama ucuz hizmete şaşırıp birbirlerine bizi anlatabilirler.

Bizim çocuğun Türk bakıcısı ülkesinde fizik doktorası yapmış der biri;

Diğeri, bana temizliğe gelen Türk, aslında oyunculuk okumuş der.

Karanlık bir sokakta sevişmek için pazarlık yaptığı kadının Türk olduğunu ve aslında kendi ülkesinde bir zamanlar öğretmen olduğunu, üç dil bildiğini fark eden adamla;

Uyuşturucu aldığı torbacının eskiden Türkiye’de bilgisayar mühendisi olduğunu öğrenen adam birlikte dudak ısırırlar. 

Ve dolar olarak kazanılan paralar...

Türk ekonomisiyle birlikte Türk insanının da başka bir kanaldan dünyaya açılmasını sağlar.

Başkalarının trajedisi

Zamanında uzaktan seyrettiği bir trajediyi hiç sorgulamadan hayatına olağan bir şey gibi dahil ederken hep kazancını hesaplayan insan;

Kayıplarını hiç hesaplamaz.

Ekonomik çöküşlerin insan hayatında da çöküşlere neden olmasıyla ilgilenmez.

Bölünerek yönetilen halkların başına gelenlerden ders almaz. 

Vahşi kapitalizmin vaatlerine kanmanın başına açabileceği dertleri umursamaz. 

Oysa başka ülkelerin “gerçekleri” zannettiğimiz şey aslında bizim de gerçeğimizdir.

Ve başka insanların kaderi zannettiğimiz şey aslında bizim de kaderimizdir. 

Bir zamanlar her şey aslen kötüye giderken yine de ekonomiyi ayakta tutmayı başaran iktidarın bu başarısının gerçek bir başarı olup olmadığını sorgulamadığımız...

Ekonominin iyi halde olmasının şartlarından kuşkulanmadığımız...

Özelleştirme furyasıyla tüm kaynakları satıp savılan bir ülkede mirasyedi gibi davranan şuursuz iradenin uzun vadede bize neye mal olabileceğini umursamadığımız için...

Bugün bu ülkede iktidar düşüyor ve biz de onunla birlikte düşüyoruz.

Fuhuş yaparak kazandığı parayı hiç harcamadan biriktirip ülkesine gönderen o sarışın, uzun boylu, üç dil bilen, iki üniversite bitirmiş genç kadınlara, dolar daha 2 lirayken sadece bir saat için ödenen ve üzerine kalpsiz şakalar yapılan o para...

Şu anda bu ülkede asgari ücretin üçte biri ediyor. 

Ve her şey artık burada da hızla tepetaklak gidiyor.


Yazarın Son Yazıları

Tek derste faşizm 2 Aralık 2020