Dün yayımlanan yazımızı gazetelerin zaman akışı gereği önceki gün akşam saatlerinde kaleme almıştık. Yazıda, iktidarın CHP’yi aşağı çekme hamlelerinde her yönteme başvurduğunu ancak başaramadığını vurgulamış, şöyle demiştik:
“...İktidarın kafasında bugüne kadar yaptıklarının iki katı var!”
Daha bu yazı okura ulaşmadan adalet bakanı ve içişleri bakanı değişti. Türkiye iyi-kötü demokrasiyle yönetilirken her iki bakanlığa da seçimlere üç ay kala tarafsız kişiler atanırdı. Bunlara bir de ulaştırma bakanı eklenirdi. Bu üç bakanlığın seçimlerde olabildiğince iktidara ve muhalefete eşit mesafede olması hedeflenirdi.
Şimdi iktidar “seçim dönemi” bakanlarını atadı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın siyasal bir makam haline getirildiği ancak bu kadar net anlatılabilirdi!
2017’de bugünkü sistem topluma anlatılırken şu tür cümleler kuruluyordu:
“Bakanlar milletvekili kökenli olmayacak. Yani siyasetten gelmeyecek. Böylece tarafsız bir şekilde görevini yapacak!”
***
Bu aşamadan sonra ne olacak?
Daha sert bir sürecin başlayacağı anlaşılıyor.
İktidarın topluma verebileceği bir şey kalmadı. Elde sadece korku salmak var! Bunun için de yeni hamlelerin geleceğini vurgulamak bile gereksiz.
Olağanüstü bir “teyakkuz” halinden söz ediliyor! Başta CHP olmak üzere muhalefet temsilcilerinin her şeyi didik didik. Bu bağlamda CHP’lilerin yaşadıkları her yerin, akla neresi geliyorsa, her yerin camdan olduğunu düşünerek hareket etmesi gerekiyor!
Adı Fatih Sultan Mehmet olan, adı 15 Temmuz Şehitler Köprüsü olan boğazdaki geçit kalelerinin satışının söz konusu olduğu bir ortamda, iktidarın tek seçeneği CHP’yi konuşturmak!
Emeklilerin tepkisinin dinmediği, “Yeni çalışma yapıyoruz” diyerek oyalanmaya çalışıldığı bir ortamda, iktidarin tek seçeneği CHP’yi konuşturmak!
Dünya gıda fiyatlarının son bir yılda yüzde 1 düştüğü ama Türkiye’de yüzde 32 arttığı bir ortamda, iktidarın tek seçeneği CHP’yi konuşturmak!
Önümüz mart, Ekrem İmamoğlu’nun davası başlayacak. İmamoğlu savunma kadar, yaşanan hukuksuzlukların da defterini açacak. Böyle bir ortamda, iktidarın tek seçeneği CHP ile ilgili “yeni” şeyleri konuşturmak!
İktidar DEM Parti ile demokrasi, hukuk devleti görüşmeleri yapmıyor, Öcalan pazarlığı yapıyor. Bunun bu şekilde anlaşılmaması için iktidarın tek seçeneği CHP’yi konuşturmak!
***
Bütün bu tek seçeneklere karşı CHP’nin de tek seçeneği var:
Milleti arkasına alıp demokrasi mücadelesi vermek!
Bu haklı mücadeleyi verirken haklı kalmaya özen göstermek!
Milletten başka dayanacak hiçbir ulusal ve uluslararası kurum kalmadı. Kimi kuklalaşmış kurumları devreye sokma çabasına girse bile bu bilinçle hareket etmek!
Süreci, “iktidar-muhalefet” kavgası olmaktan çıkarıp Türkiye’nin tarihsel birikimlerini koruma ve geleceği kurma yürüyüşüne çevirmek!
Sevgili ağabeyimiz Ataol Behramoğlu’nun muhteşem dizelerinde vurguladığı gibi korkmaya gerek yok çünkü korkulan oldu!
Karşıdevrim fersah fersah yol aldı!
Kaygılı mıyız?
Evet...
Kaygı iyi bir mücadele hammaddesidir!
Ya toplumun tümü kaygısız olsaydı!