Emek En Cüce Değerdir!

30 Nisan 2015 Perşembe

Yarın 1 Mayıs... Emeğe ilişkin söylemlerin başında şu gelir: Emek en yüce değerdir...
Bilgi çağındayız. Her 5 yılda bir yeryüzündeki bilgiler ikiye katlanıyor. Kimileri emeğe ilişkin söylemi bilgiye çeviriyor ve bilgi en yüce değerdir diyor. Elbet bunda da haklılık payı var ama bilgiyi üretmek için de bilgiyi kıymetlendirmek için de emek harcamak gerektiğini vurgulayalım.
Bilim insanı Pasteur’e ilişkin güzel bir anlatım vardır... Kuduz aşısını bularak insanlığa çok büyük bir hizmette bulunan Pasteur’ün bu başarısı kimi meslektaşları tarafından kıskançlıkla karşılanır. Bir toplantıda kürsüye çıkan herkes, söze, “Pasteur’ün şans eseri bulduğu aşı” gibi cümlelerle başlar. Bir süre sonra Pasteur’ün öğrencileri buna isyan eder ve oturdukları yerden haykırırlar:
“Hocamızın bu buluşuna şans eseri diyemezsiniz...”
Karşıt sesler yükselirken Pasteur devreye girer ve kürsüye çıkar:
“Arkadaşlar, sevgili öğrencilerim, evet ben bu aşıyı şans eseri buldum ama bu şans, sadece iyi araştırmacılara, çok emek harcayan kişilere güler...”
Kıssadan hisse, her türlü başarının ardından mutlak yoğun bir emek vardır.

***

Dünya 1 Mayıs’ı işçinin, emeğin bayramı olarak kutlamaya hazırlanırken emek günün kavramları ve yönetim biçimleri karşısında en yüce değer olma özelliğini yitirdi. 1970’li yıllarda dünyanın zengin kuzey ülkeleri yeryüzündeki bütün refahın yüzde 60’ına sahipti. Nüfusça çok daha yoğun fakir güney ülkelerine ise yüzde 40’lık bir pay biçiliyordu. Belki bu, tıpkı doğada aynı anda dikilen iki ağacın farklı büyümesi gibi kabul edilebilir bir orantısızlık olarak görülebilirdi. Ancak bugün yeryüzündeki bütün refahın yüzde 85’i zengin ülkelerin, yüzde 15’i ise fakir güneyin.
Orantısızlık bununla kalmıyor. Zengin ülkelerin içindeki servet dağılımı da olağanüstü dengesiz. Örneğin Amerika’da nüfusun yüzde 1’i, arta kalan yüzde 99’dan daha zengin. Bu ülkeden son dönemde gelen kargaşa haberlerinin çoğunun nedeni de bu.
Dengesizlik Türkiye’de de makası aça aça devam ediyor.
Fakir ülkelerin gerçeğini ise en çarpıcı şekilde “Akdeniz mezarlığı” ortaya koyuyor. Çağdaş köleler olmaya razı insanlar ölümün kucağında Akdeniz’in doğusundan batısına ve kuzeyine ulaşmaya çalışıyor. Çoğu menzile varmadan ya yakalanıyor, ya Akdeniz’in tuzlu sularına gömülüyor. Bunun da başlıca nedeni emek en yüce değerdir sözünün yerini, vahşi kapitalist düzende sermaye en yüce değerdir sözünün almasıdır.

***

1 Mayıs’ın çağrıştırdıklarından birkaç kesit paylaştık... Türkiye’de 1 Mayıs deyince ne yazık ki akla ilk yasaklar ve ölümler geliyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de bir hakkı teslim etmiş olmasına karşın, Taksim Meydanı hâlâ emeğin bayramını kutlamaya kapalı. Hızlı değişimin pek çok alanda başkalaşmaya dönüştüğü dünyamızda, her alanda emeğin hakkını verecek, yeni bir ortak gelecek üretmeye gereksinim var. 1 Mayıs’ların bunların da tartışıldığı günler olmasını diliyoruz. Emeğin bayramını bugünden kutluyoruz.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Oyun içinde oyun! 22 Haziran 2021
Afganistan B-ataklığı! 16 Haziran 2021