Gerilimli Yıllar / 2
Mustafa Balbay
Son Köşe Yazıları

Gerilimli Yıllar / 2

20.06.2009 09:55
Güncellenme:
Takip Et:

Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu 2007’deki Cumhurbaşkanlığı seçiminde “367 şart” savını ortaya atınca çok tartışılmıştı. AKP’liler “bu da nereden çıktı, bize gelince böyle oluyor” derken Kanadoğlu “bence öyle” deyip ısrar ediyordu:

“Kararı yüksek yargı versin!”

Kanadoğlu haklı çıktı...

Aslında Kanadoğlu hukuk ısrarını asıl görevi başındayken yapmıştı.

Türkiye 3 Kasım 2002 seçimlerine hazırlanırken son 2 ayda Kanadoğlu ortaya 3 iddia attı.

1- AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan TCY’nin 312. maddesinden yargılandığı için bu unvanı kullanamaz.

2- DEHAP örgütlenmediği illerde örgütlenmiş gibi gösterilmiştir. Bu evrakta sahteciliktir, seçime katılamaz.

3- Yeniden Doğuş Partisi’ni (YDP) Genç Parti’ye dönüştürme süreci hukuk dışıdır.

Bunların üçü de Yüksek Seçim Kurulu tarafından dikkate alınmadı ve 3 Kasım seçimleri yapıldı.

Kanadoğlu AKP için de seçime 10 gün kala yukarıdaki nedenle kapatma davası açtı. Anayasa Mahkemesi savunma için AKP’ye seçim sonrasına gün verdi.

2002 sonbaharının görünümü şuydu:

Seçim kararı gerilimli alınmıştı...

Genelkurmay Başkanı değişimi gerilimli olmuştu.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı seçimde 3 önemli hukuksuzluk iddia etmişti.

Sonbahar sonunda ise oyu alan, sandığı geçmişti.

Kanadoğlu 3 Kasım hukuksuzluklarını “Alaturka Demokrasi” kitabında topladı.

Ayrıntılarını merak edenler burada bulabilir.



Özkök’ün ‘gerilimli’ gelişi

2002’de siyasetteki gerilim sanki yarışıyormuş gibi devletin öteki kurumlarında da dikkati çekiyordu.

Ankara’da son 10 yıldır Genelkurmay başkanlarının değişimi hep farklı tartışmaları beraberinde getirdi. Son üç değişim kamuoyu önünde deprem yaratmadan sonuçlanmışsa bunda dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in ve onun yerleştirdiği hukukun büyük payı var. Konunun bu yanına ister istemez yeri geldikçe değineceğiz.

2002 yazı... Temmuz’un 18’i... Önce Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu haftalık olağan görüşme için Çankaya Köşkü’ne çıktı. Ancak görüşmenin ardından Köşk’ten ayrılmadı. Ardından da Başbakan Bülent Ecevit Köşk’e geldi. Zirve başladı.

Konu; Org. Kıvrıkoğlu’nun Genelkurmay Başkanlığı’nın uzatılması...

Nasıl yapılacaktı?

Kararname ile...

Sezer, olmaz dedi.

İkna etmeye çalıştılar. Sezer’i biraz tanıyorlarsa hiç denememeleri gerekirdi. Denediler, beklenildiği gibi, olmadı.

Sezer, böyle bir uzatmanın ancak yasayla yapılabileceğini düşünüyordu. Sezer’e hukuk sınırları dışında bir şey yaptırmak zaten olanaksızdı.
 

Özkök hep susmayı yeğledi

Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hilmi Özkök bütün bu süreci sessiz izledi. Sadece 2002 yazında değil, Kara Kuvvetleri Komutanlığı makamında oturduğu sürece hep susmayı yeğledi. Özellikle Çankaya Köşkü’ndeki resepsiyonlarda karşılaştığımızda, ne zaman soru sorsam, hemen Org. Kıvrıkoğlu’nu gösterir, “Komutan orada” derdi.

2001 yılı 29 Ekimi’ydi. Köşkteki resepsiyona katılan komutanlar “bugün konuşmayacağız” dediler. Org. Kıvrıkoğlu meslektaşlarımızın güncel konulara ilişkin sorularının tümüne aynı karşılığı verdi:

“Bugün konuşmayacağım.”

Org. Özkök de yine aynı yanıtı verdi: “Komutan orada...”

Resepsiyonun sonuna doğru, yanılmıyorsam Irak’la ilgili bir durum söz konusu olunca Org. Kıvrıkoğlu, konuşmadan yapamadı. Beni gözucuyla süzen Org. Özkök kulağıma fısıldadı:

“Göle ördek yatağından girdiniz.”

Devir teslim töreni yapıldı. Org. Özkök artık Genelkurmay Başkanı’ydı. Görevi devreden Kıvrıkoğlu’nun Özkök’e yönelik şu tümcesi ilginçti:

“Sizi dikkatle izleyeceğiz.”

Org. Özkök fazla konuşmama tavrını Genelkurmay Başkanlığı döneminde de sürdürdü. Kendisine bunun nedenini sorduğumuzda şu karşılığı vermişti: “Günde gelen soğan gibi, yılda gelen sultan gibi karşılanır.”

Org. Özkök’ün gerçek anlamda gazetecilerle “tanışması” 30 Ağustos 2002’de Gazi Orduevi’nde verilen Zafer Bayramı resepsiyonunda oldu. Org. Özkök ağır misafirleri uğurladıktan sonra gazetecilerle kendi standartlarına göre uzun süre sohbet etti.
 

Arcayürek: Her şey aynen devam etmeyecek

Org. Özkök’ün Karadayı ve Kıvrıkoğlu’nun ardından daha farklı bir duruşu olduğu hemen seziliyordu. Resepsiyona birlikte gittiğimiz Cüneyt Abi (Arcayürek) çıkışta şunu söyledi: “Değişik bir durum, bakalım... Ama benim gördüğüm, her şey aynen devam etmeyecek.”

Cüneyt Abi, böylesi durumlarda ilk gözleminde yanılmaz... Ecevit’in rahatsızlığıyla ilgili ilk yazıyı yazan da o olmuştu. Ecevit ayaklarını hafif sürterek yürümeye başlamıştı. Hareketleri yavaşlamıştı.

İlk ne zaman?

1999 yılı ilkbaharında...

Baykal’ın Aralık 1998’de Yılmaz hükümetini düşürmesinin ardından Ecevit’in başbakanlığında seçim hükümeti kurulmuştu. Öcalan’ın 15 Şubat 1999’da Türkiye’ye getirilmesinin Ecevit’in şansını arttırdığı yorumları öne çıkmıştı. DSP’liler de bunu hissedip yaşarken tek endişeleri vardı.

Ecevit’in sağlığı.

Işıklar içinde yatsın Ahmet Piriştina o günleri anlatırken şöyle demişti:

“Balbayım, o kadar endişe ediyorduk ki, nezle olması bile oylarımızı düşürebilirdi.”

İşte böyle bir ortamda Cüneyt Abi herkesin gözü önünde seyreden Ecevit’in hareketlerindeki yavaşlamayı kaleme almış, sormuştu: “Dünyanın her ülkesinde başbakanların, başbakan adaylarının sağlığı merak edilir. Bu, toplumdan saklanmaz. Ecevit’in sağlığında bir sorun mu var? Varsa bu açıklanmalı.”

Cüneyt Abi’nin bu yazısının çıktığı gün bir grup gazeteci Ecevit’le Antalya mitingine gittik. Ecevit VIP salonunda önce benim yanıma geldi. Sert bir ifadeyle şöyle dedi:

“Bir dahaki geziye doktor Cüneyt Arcayürek’i de çağıralım.”

Ecevit, Antalya mitinginde konuya değinmeden geçemedi. Otobüsün üzerinden halka şöyle seslendi: “Benim sağlığımda sorun var, diyorlar. Bunu diyenler bin yıl yaşasın!”

Cüneyt Abi’ye 30 Ağustos akşamı 22.00 sıralarında Gazi Orduevi’ndeki resepsiyondan eve giderken, Org. Özkök’le ilgili ilk gözlemlerini söyledikten sonra yukarıdaki anıyı anımsattım. Bastı kahkahayı... Sonra ciddileşti, “Ama kabul et, yanılmadım. Ecevit’in sağlığı ortada” dedi. Arkasını da şöyle getirdi:

“Her yaşın, her sağlık sorununun bir gerçeği var. Halbuki Ecevit, aylar önce sağlığı bozulmadan yeni bir düzen tutsa, görevi güvendiği birine devretse, Türkiye bu kargaşanın içine düşmezdi.”
 

İki ay sonra ABD gezisine çıktı

Özkök’e dönersek... Koltuğuna oturdu. 2 ay sonra Kasım 2002 başında önemli bir programı vardı: 6 günlük bir ABD gezisi.

Bu gezinin önemi şuradaydı:

Bir önceki Genelkurmay Başkanı Org. Kıvrıkoğlu 4 yıllık görev süresince hiç ABD’ye gitmemişti. ABD açısından Kıvrıkoğlu’nun özgeçmişindeki en önemli tümce buydu.

Genelkurmay’daki görev değişimi biraz gerilimli de olsa bitmiş, Özkök dönemi başlamıştı.

 

Mesut Yılmaz: Karşı çıktım

Kıvrıkoğlu’nun görev süresinin uzatılması konusunun taraflarından biri olan eski Başbakan Yardımcısı ve ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, Vatan gazetesinden Aydın Ayaydın’ın sorularını yanıtlamıştı. 12 Mart 2008 tarihinde yayımlanan habere göre Yılmaz şunları söylemişti: “Başbakan Ecevit, Kıvrıkoğlu’nun görev süresini uzatmak istiyordu. Bunu Kıvrıkoğlu’na da söylemiş. Paşa yanıt olarak, ‘Bahçeli ve Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu ile bu konuyu görüştüm sıcak bakıyorlar. Ancak Hükümet ortağınız Mesut Yılmaz’a bunu kabul ettiremezsiniz, onun için bu iş olmaz’ demiş. Ecevit birkaç kez beni ikna etmeye çalıştı. Fakat taviz vermedim. Bunun üzerine Kıvrıkoğlu, Hilmi Özkök’ün Genelkurmay Başkanı olmaması için Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan emekli edilmesini ve yerine Jandarma Genel Komutanı Aytaç Yalman’ın getirilmesini, Başbakan Ecevit’ten talep etti. Bu hamleyle Özkök yerine Yalman Genelkurmay Başkanı olacaktı. Başbakan Ecevit bunun için çok çaba sarfetti. Ancak, bu konuda Anavatan Partisi olarak kesinlikle taviz vermedik. Diğer ortağımız MHP de bu konuda çok fazla istekli değildi. Bu nedenle Kıvrıkoğlu’nun talebi hayata geçirilmedi.”



‘Görev süremin uzatılmasını Ecevit istedi’

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin atama ve terfilerinin belirlendiği Yüksek Askeri Şûrası (YAŞ), ağustos aylarının ilk haftasında gerçekleştiriliyor. Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu 2002 yılının Ağustos ayında görev süresini tamamlayarak emekliye ayrıldı. Ancak, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in, Kıvrıkoğlu’nun görev süresini bir yıl uzatarak TSK komuta kademesinin yeniden şekillemesine müdahale etmek istediği konusu gündeme geldi. Konunun yaşayan tarafları emekli Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ve eski Başbakan Mesut Yılmaz daha sonra yaptıkları açıklamalarda o günleri anlattılar. Kıvrıkoğlu, 11 Mart 2008 tarihinde Hürriyet gazetesinde yayımlanan, Şükrü Küçükşahin’e yaptığı açıklamalarında, görev süresinin uzatılmasını kendisinin değil dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in istediğini dile getirdi.
 

'Uzatmayı kabul etmem'

Kıvrıkoğlu’nun anlatımıyla sürecin gelişimi şöyle oldu:

“15 Temmuz 2002 günü, pazartesiydi, beni aradılar. Sayın Başbakan rahmetli Bülent Ecevit’in görüşmek istediğini söylediler. Ne zaman ve nerede olduğunu sordular. Ben de ‘Sayın Başbakan’a uygun saatte olur’ dedim. Saat 18.00 için Başbakanlık Konutu’nu söylediler. Saatinde gittiğimde Sayın Başbakan beni kapıda karşıladı; içeri girdiğimde ise Sayın Şükrü Sina Gürel vardı. Kendisi Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olarak kabineye yeni girmişti. Çay içtik. Sonra rahmetli Başbakan konuşmaya başladı. 5 yıldır birlikte çalıştığımızı vurguladı. Çevredeki gelişmeler, Kıbrıs konusu falan... Sonra görev süremin uzatılmasını önerdi. Bu tevazuya teşekkür edip şunları dedim: Ben bunu kabul etmem. Bunu asker kamuoyu hoş karşılamaz. Ben yasada belirtilen 67 yaş sınırını da 4 yıllık görev süresini de dolduruyorum. Sürenin uzaması için kanun çıkması gerekir. Hükümetinizin Meclis’teki sandalye sayısı ise şu anda 259 (Salt çoğunluğun altında). Genelkurmay Başkanlığı gibi üst düzey bir makama ait bir konunun, milletvekillerinin, siyasilerin elinde pingpong topu gibi oynanmasına müsaade etmem. Kendileri ısrar edince konuyu uzatmamak için perşembe günü Sayın Cumhurbaşkanı ile haftalık görüşmelerimiz olacağını belirtip, ‘Konuyu orada da birlikte konuşalım’ dedim. Sayın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e çıktım. Kendisine, birazdan Sayın Başbakan’ın geleceğini, benim görev süremin uzatılmasını önereceğini, benim buna karşı çıktığımı, bunun asker kamuoyunda hoş karşılanmayacağını söyledim. Sayın Başbakan’a söylediklerimi, aynen tekrarladım; pingpong topu, yaş falan.

Bir saat sonra rahmetli Ecevit geldi ve konuyu açtı. Yine aynı şeyleri söyledim. Ama onlara sonra dedim ki, ‘Ama ben size yeni bir Genelkurmay Başkanı öneriyorum’. Yeni bir Kara Kuvvetleri Komutanı (Kıvrıkoğlu, o günün Jandarma Genel Komutanı Org. Aytaç Yalman’ı ima ediyor) atanacak. Bunları 18 Temmuz’da konuşuyoruz. Yeni komutan 30 Ağustos’ta göreve başlayacak. Bu arada siz Genelkurmay Başkanlığı’na atama yapmazsınız, yeni kuvvet komutanı da 30 Ağustos’ta görevi aldıktan sonra eylül ayının ilk haftasında onu Genelkurmay Başkanı atarsınız. Yeni komutanın kim olacağını söylemedim.

Bakın bir nokta daha var. 1 Ağustos Perşembe günü Başbakan Yardımcısı Sayın Devlet Bahçeli ve Milli Savunma Bakanı Sayın Sabahattin Çakmakoğlu ile de Milli Savunma Bakanlığı’nda akşam saat 18.00’de görüştük. Bahçeli de görev süremin uzatılmasının yararlı olacağını söyledi. Sayın Şükrü Sina Gürel bana 1 kez geldi. O da süre uzatmak için kanun çıkarmak gerektiğini, bunu çıkaramayacaklarını söyledi. Ben de o zaman, ‘Zaten ben bunu size söyledim’ dedim. Ve ben şunu düşündüm: Eğer benim bilgim dışında uzatma yapsalardı bile istifa edecektim.”
 

‘Özkök'ü istemedim'

Yine Şükrü Küçükşahin’in köşesinde yer alan açıklamalarında Kıvrıkoğlu, kendisinden sonra Genelkurmay Başkanı olan “emekli Orgeneral Hilmi Özkök’ü istemediği” konusunda da şunları söyledi: “Doğrudur, Hilmi Özkök’ü istemiyordum. Şimdi yazınızda var; ‘Madem gençliğinden beri tanıyordun; o zaman niye Kara Kuvvetleri Komutanı yaptın, kuşkusuna neden oldu’, demişsiniz. Doğrudur; ama unutmayın yüzbaşı iken ayrı, farklı tutum gösterirsin, yetkili komutan olunca farklı. Ben 2 yıl kendisini komutan olarak izledim. Bunun sonucunda da irtica ile mücadeleyi daha iyi yapacak birinin gelmesini istedim.”

Yazarın Son Yazıları

Yavaş’a saldırının suyu çıktı!

Şu üç sorun yerel-genel iktidar işbirliği yapmadan kalıcı çözüme kavuşturulamaz: Deprem, kuraklık, orman yangınları!

Devamını Oku
15.01.2026
ABD Trump’la aslına dönüyor!

Her sabah güne iki soruya yanıt arayarak başlıyoruz...

Devamını Oku
14.01.2026
İBB 2026’ya sıfır borçla giriyor!

7 Ocak Çarşamba günü Ekrem İmamoğlu ile Silivri’deki görüşmemizin ana konusu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2025-2026 yılı bütçesiydi.

Devamını Oku
13.01.2026
Adana’dan Silivri’ye!

Çarşamba Silivri’deydik, bugün Adana’dayız!

Devamını Oku
10.01.2026
AKP transfer-fer arıyor!

AKP, emekliye zam oranını artıramayınca Meclis’teki temsil oranını artırmak için harekete geçti.

Devamını Oku
08.01.2026
Kontrolsüz güç, güç değildir!

Başlık klasikleşmiş bir anlatım.

Devamını Oku
07.01.2026
Dünya söyleniyor, Trump eğleniyor!

ABD’nin Venezüella Devlet Başkanı Maduro’yu eşiyle birlikte New York’a kaldırması, dağa kaldırmaktan daha kaba bir operasyon!

Devamını Oku
06.01.2026
İran’da çarşı karıştı!

Yeri geldikçe vurguluyoruz, Türkiye dünya ile komşu!

Devamını Oku
03.01.2026
2026: Çoktan seçmeli!

Halının altı o kadar çok yükseldi ki 2026’yı zor görüyoruz!

Devamını Oku
01.01.2026
2025’te yitenler!

2025’in son gününde, geçen 365 güne bakınca hayıflanmadan edemiyoruz...

Devamını Oku
31.12.2025
Topraklarımızda 10 bini aşkın IŞİD’li!

Yılın son pazartesi gündemini tahmin etmek zor değildi.

Devamını Oku
30.12.2025
Çöp bidonu sofra olmuşsa...

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın 9 Aralık’ta TBMM’de mülakat eleştirileri yöneltip “Utanmıyor musunuz” sorusuna AKP’li mevkidaşının yanıtı şu olmuştu...

Devamını Oku
27.12.2025
Kevgir kubbe!

Libya Genelkurmay Başkanı Muhammet Ali el Haddad’ın Türkiye’ye yaptığı resmi ziyaretten sonra ülkesine dönerken uçağının düşmesi sonucu heyetiyle birlikte ölümü, pek çok soru işaretinin doğumuna neden oldu.

Devamını Oku
25.12.2025
Kırılma-karılma süreci!

2025, 2026’ya hayli karışık, yeniden biçimlenmelere açık, seçenekleri bol bir siyasal gündem devrediyor.

Devamını Oku
24.12.2025
Gündeme uyuşturucu verdiler!

Toplumda ciddi sarsıntı yaratan operasyonlar için sık kullanılan cümlelerden biri şudur: Zamanlama manidar!

Devamını Oku
23.12.2025
Utanmazlar!

9 Aralık’ta TBMM Genel Kurulu’nda CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, “ayrıcalıklı” işe girenleri sıraladı.

Devamını Oku
20.12.2025
Taht oyunları!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan, son günlerde bazen konuşmuyor!

Devamını Oku
18.12.2025
Gülşah Durbay’ın bıraktığı iz...

Ne zaman, zamansız bir ölüm haberi alsam aklıma ilk Yunus Emre’nin dörtlüğü gelir...

Devamını Oku
17.12.2025
Denetim elemanları...

Gündemde asgari ücret var.

Devamını Oku
16.12.2025
Bebeerkil toplum!

TÜİK deyince aklımıza ilk enflasyon rakamları geliyor ama kurumun Türkiye’nin her alandaki verilerini derleyip toparlamak, bunları “bilgi” haline getirmek gibi önemli bir işlevi var.

Devamını Oku
13.12.2025
Trumpizm: Önce Amerika!

ABD’nin yeni strateji belgesi yayımlandı.

Devamını Oku
11.12.2025
Denk bütçe!

2026 yılı bütçesinin TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlamasıyla ekonomi hak ettiği gündem önceliğini bir nebze kazandı.

Devamını Oku
10.12.2025
Suriye’nin bir yılı!

Suriye’de Esad rejiminin devrilmesinin üzerinden bir yıl geçti. 8 Aralık 2024’te Şara ve beraberindekiler Halep’ten çıktıkları engelsiz yolculukla Şam’a vardılar. Havaya sıktıkları zafer kurşunları Esad güçlerine sıktıklarından çok daha fazlaydı.

Devamını Oku
09.12.2025
Mr. Tom Barrack... Bu üslubu bırak!

Sayın Büyükelçi, göreve geldiğiniz günden beri Türkiye ve bölge üzerine tezler ortaya atıp geçmişten geleceğe aklınıza geleni söylüyorsunuz.

Devamını Oku
06.12.2025
İktidar, halkın İMF’si oldu!

Dün sabah saat 10.00’da enflasyon rakamlarının açıklanmasıyla birlikte art arda buna paralel haberler döküldü:

Devamını Oku
04.12.2025
Tarım ‘şap’a otururken!

Uzunca bir süredir tarımdan gelen olumsuz haberler zincirine sonunda iktidarın TÜİK’İ de katıldı.

Devamını Oku
03.12.2025
Papanın ziyareti!

Papa 14. Leo’nun Türkiye ziyareti sona erdi, tartışmaları devam ediyor.

Devamını Oku
02.12.2025
Yeni siyasal yelpaze ve CHP!

CHP’nin 39. olağan kurultayı Ankara için sık kullandığımız şu tanımın gölgesinde başladı...

Devamını Oku
29.11.2025
İtirafname!

İBB iddianamesi İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.

Devamını Oku
27.11.2025
Parçalar birleşmiyor!

Uzun süre tartışıldıktan sonra ansızın gerçekleşen İmralı görüşmesinin yeni bir sürecin başlangıcı olduğunu dün vurgulamıştık.

Devamını Oku
26.11.2025
Süreç yeni başlıyor!

Kritik haftalardan bir hafta daha başladı.

Devamını Oku
25.11.2025
CHP milleti dinledi...

Son birkaç gündür uzun süredir konuşamadığımız, Anadolu’nun pek çok yerinden eski-meyen dostların sesini duyduk.

Devamını Oku
22.11.2025
İşi İmralı’ya sürdüler!

Kamuoyunda “Terörsüz Türkiye” diye bilinen komisyonun tam adı şöyle...

Devamını Oku
20.11.2025
Erdoğan’la Bahçeli’nin Öcalan sorunu!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin dün partisinin grup toplantısındaki konuşması bir süredir kulislerde dalgalanan pek çok olasılığın doğruluk payını arttırdı.

Devamını Oku
19.11.2025
Akdeniz’de ABD kuşatması!

Güney yelpazemizde birbirinden farklıymış gibi seyreden gelişmeleri birleştirince ortaya Türkiye’nin etrafını saran bir yay çıkıyor.

Devamını Oku
18.11.2025
İddianamenin satırları!

Satır sözcüğünün ikinci anlamı şu...

Devamını Oku
15.11.2025
AKP’nin bitmeyen Atatürk zikzakları!

Bir 10 Kasım’da daha Mustafa Kemal Atatürk’ün unutulmaz, unutturulamaz olduğunu yaşadık.

Devamını Oku
13.11.2025
Bana her şey Ergenekon’u hatırlatıyor!

Dün sabah iktidar medyasının haber vermesiyle gündeme düşen İmamoğlu iddianamesi saat 15.00 sıralarında kamuoyuna ulaştı.

Devamını Oku
12.11.2025
45. yıl…

7 Kasım 1980 Cuma günü. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde günün sonuna yaklaşıyoruz.

Devamını Oku
11.11.2025
Hukuksuzluk Tayfun’u!

1293 gündür hapiste olan Tayfun Kahraman’la ilgili Anayasa Mahkemesi’yle İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi arasındaki asimetrik çatışma Türkiye’nin hukuksuzlukta geldiği noktanın yeni bir ivmesi oldu.

Devamını Oku
08.11.2025