Gül’ün çıkışı... Sağın seçeneği sağ mı?

19 Şubat 2020 Çarşamba

Siyasetin yeniden şekillenmeye başladığına ilişkin yorumların “somut bulgulara” dönüştüğü günlerdeyiz.

Sadece son 48 saatte yaşananlar bile önümüzdeki dönemin habercisi. 

Önce Gezi davasına değinelim... İktidar, Gezi Direnişi’ni “darbeye zemin hazırlama” diye yorumlayacak kadar ileri gitti. Kaderin cilvesine bakın ki, iktidarın da medya gündeminde kalması için çok çaba harcadığı “yeni bir darbe girişimi mi var” sorusunun yükseldiği günlerde Gezi’nin en çok konuşulan davası beraatla sonuçlandı. Tek tutuklu sanık Osman Kavala da beraat kararıyla birlikte tahliye edildi. Darısı yargılaması devam eden, özgürlük bekleyen tüm mahpusların başına...

***

Erdoğan’ın geçen sonbahardan bu yana önüne üç hedef koyduğunu vurgulamıştık: ekonomi iyi gidiyor havası vermek, dış gelişmelere dayalı bir kahramanlık yaratmak, Millet İttifakı’nı parçalamak...

Üçünü de başaramadı...

Ekonomide, damat iftihar ediyor, halk intihar ediyor.

Dış politikada, ABD ile Rusya arasında pinpon topuna döndük.

Millet İttifakı da her türlü nifaka karşın devam ediyor. 

Üçüncü şıkla ilgili bazı gelişmeler var. İYİ Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal’dan sonra Balıkesir Milletvekili İsmail Ok da istifa etti. İddia o ki başka istifalar da olacak. 

Ok, giderken okları partisine ve CHP’ye çevirdi. Ok, birden CHP’nin HDP ile ortaklık yaptığını keşfetmiş. Bu keşif ona MHP’nin yolunu açar mı?

Bahçeli dün mesajını vardi:

“MHP’nin kapısı her zaman açıktır!”

Eskiden MHP, bu tür oyunlara girmezdi!

Millet İttifakı’nın İYİ Parti ayağında bunlar olurken dün Karar gazetesinde 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün nispeten kararlı bir söyleşisi yayımlandı.

Gül diyor ki:

- Babacan’ı destekliyorum.

- Erdoğan’ın Bahçeli ile bir olup attığı adımların hiçbirini desteklemiyorum.

- Siyasal İslam bitmiştir.

- Türkiye’de tam demokratik parlamenter sistem şart.

- FETÖ’den ders çıkaralım.

Öyle anlaşılıyor ki Gül merkezli konuşulan planlar, Gül’ün attığı adımla bir basamak daha ilerlemiş!

Gül, fiilen “varım” diyor.

Gül’ün, “siyasal İslam bitmiştir” saptaması ayrı bir yazı konusu.

Son 48 saat şöyle de yorumlanabilir:

MHP, İYİ Parti’yi “tırtıklarken”, AKP’deki Babacan erozyonu büyüyor.

Bu hareketin Millet İttifakı’nın “parlamenter sistem” hedefiyle örtüştüğü açık. Babacan’ın uluslararası finans çevrelerince çok sevildiği de açık. 

Bu durumda şu soru öne çıkıyor:

AKP’ye karşı yine sağ liberal politikaların öne çıktığı bir iktidar projesi mi oluşuyor?

***

Bu siyaset planlamasına karşı, varlığını iktidarda kalmaya sabitlemiş AKP ne yapabilir?

Yukarıda, üç maddelik hesabın tutmadığını aktardık.

Yoksa geriye şu mu kalıyor:

Ben gidersem darbe gelir!


Yazarın Son Yazıları

Sırıtıyor... 22 Ekim 2020
Hukuksal soykırım! 18 Ekim 2020