Şahsıma mektuplar (7) Kap-it-al-izm!

24 Şubat 2024 Cumartesi

Benim tek sevdiğim “izm”, kapitalizm! 

Yahu bir sözcük bu kadar mı anlamlı olur? Her hecesinden dolar damlıyor. 

Payın en çoğunu “kap”acaksın...

Payına göz dikeni “it”eceksin...

Masada ne varsa “al”acaksın...

Bütün bunları toplayıp sonuna “izm” koydun mu; al sana kapitalizm!

Bundan ötesi, çene suyu çorba, içi boş torba...

İktidara geldiğimde herkes gözünü “rejim sorununa” dikti, ben hazineme çuval diktim. Zaten içerideki dışarıdaki yamyamlara söz vermiştim; “İktidara geldim mi, memleketin altı da üstü de sizin” demiştim. Hepsi hazırlıklıymış. Eskiden Babıâli denilen bir yer vardı, sonra adı medya center’lar falan oldu. Satış ofisini oraya kurdum. Onlar da emlakçı olarak paylarını aldı. Sonra hepsini kendime bağladım.

***

Önce ihale işlerine el attım. Yasada abuk sabuk bir madde; ihaleye fesat karıştırma! 

Ne lan bu, dedim. İşi yasasına uydurdum; ihaleye fırsat karıştırma haline getirdim. Fırsatını yarat, ihaleyi kapat. Tabii bizim payımızı da at!

Bütün bunları elbette yasal olarak yaptık. Ötesi bize yakışmaz zaten. Her seferinde yasayı ihaleye uydurduk, işlerimizi yasal yasal sürdürdük. 

Övünerek anlatabileceğim en güzel iş, maden yasası oldu. Sömürgecilik tarihinin en ileri yasası. Geliyorlar, madenleri çıkarıyorlar, yanlarına partimden bir ortak veriyorum, payımızı verip gidiyorlar. Vergi vermeyi özgürleştirdim. Utanmadan sıkılmadan, memleketimi yasaklar ülkesi ilan eden fesatlar var. Ulan, vergi verip vermeme özgürlüğü dünyanın neresinde benim müstemmemleketimden daha geniş. Üstelik verginin bir kısmını ortaklarımıza aktarması karşılığı kalanını da siliyoruz. 

İliç’te bir kaza oldu, dillerine doladılar. Demedik mi, ölüm bu işin fıtratında var? Bunu dediğimiz yörenin halkı bize oy vermedi mi? Daha ne be? Bana Erzincan’dan tulum değil, kulum lazım! 

Oy ver, gerisini koyver!

Kanadalılar bayıldı bu lafıma. Dünyanın en iyi SÜT’ü bizde dedim, şaşırdılar. Hemen açılımını söyledim:

Seçmen üretim tesisleri!

Bizim öteki sütle ne alakamız olabilir ki? 

Kanadalılarla kurduğumuz ticaret dillere destandır. Onlar bizim madenlerimizi çıkarıyor. Bizim topraklarımız tarım dışı kalıyor. Bu yüzden Kanada’dan mercimek ithal ediyoruz. Bütçe açık veriyor. Onlardan borç alıyoruz.

***

Ben iyi okurum ama kitap okumam. Meydan okurum, bildiğimi okurum, canına okurum, hariçten gazel okurum... Kitap okuma işini gençliğinde sola, orta yaşında yola gelenlere bırakıp bana projeler üretmelerini söylüyorum. 

Hadi birini paylaşayım... Arjantin’de çok zenginlerin ve çok fakirlerin diktatörü diye bilinen Peron diye biri varmış. Demokrasi treni perona mı geldi dedim, bu başka dediler. Orada çok fakirlere “gömleksizler” deniyormuş, o kadar yani! Herif, zenginleri daha zengin yapıp paraya esir etmiş. Fakirleri daha fakir yapıp muhtaç etmiş. Zenginlere paranın bir kısmını fakirlere verdirip “Bu benden” demiş!

Siyasal denge diye buna derim!

Bildiğim tek izm, kapitalizm dedim ama... Geçenlerde zengin ettiğim bir dostum “azizim” dedi. Allah dedim, bir izm daha buldum.

Yetkisinden bütçesine ne alsam bana az geliyor!

Demek ki bir de “az-izm” var. 

İşte bunu da ben buldum!



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

İYİ Parti çıkmazı! 18 Nisan 2024
Zafer sorumluluğu... 17 Nisan 2024

Günün Köşe Yazıları