Sorunları değil devleti çözdüler!

12 Temmuz 2020 Pazar

Parlamenter sisteme son verip yerine “canım böyle istedi” yöntemiyle devletin darmadağın edildiği dönemin başlangıcının ikinci yılındayız.

24 Haziran 2018 seçimlerinden iki hafta sonra resmen başlayan bu dönemin Türkiye’yi ne hale getirdiği ortada...

Herkes bakıyor ama çoğunluk görmüyor!

Giderek kangrenleşen sorunlar ancak daha büyük bir sorun üretilerek gündemden “düşüyor”!

AKP, bu yapı içinde iktidardan gitmemeyi kafasına koydu. Bunun yapıtaşlarını da örmeye devam ediyor.

Böylesi yöntemler her kesimde korku üretir. En çok da iktidarda. Zira bunca yaptıklarından sonra “ya devran dönerse” endişesi başlar. Hiç devran dönmeyecekmiş gibi davranırlar ama... Tarihe baktığımızda bunun t-onlarca örneği vardır.

***

Baroları parçalama yasası devleti çözmeye son örnek.

Kendilerince siyasal düzeni kurdular, şimdi toplumsal düzeni kurmanın peşindeler. Toplumda iktidarı denetleme gücüne sahip hiçbir mekanizma bırakmak istemiyorlar.

Baro başkanları, meslek onurunu ve baro kurumunu korumak için her şeyi yaptılar. Yerine göre militanca davrandılar ama toplumsal meşruiyetin dışına çıkmamaya büyük özen göstererek hareket ettiler. Yasanın Meclis’te görüşüldüğü günler, “yasama kurumu” olarak Meclis’in, yargının üç önemli ayağından biri olan avukatlara kapatıldığı bir süreç olarak belleklerde kalacak.

Meclis, AKP-MHP işbirliği ile sonuçları çok tartışılacak bir yasa çıkardı. Dün sabaha karşı çıkan yasa, baro başkanlarının neredeyse tamamının karşı çıktığı “çoklu baro”yu getiriyor. Buna göre 5 binden fazla üyenin bulunduğu baroda, 2 bin avukat ayrılıp başka baro kuracak! Her baro, üst kurum olarak Türkiye Barolar Birliği (TBB) genel kurulunda aynı delege sayısı ile temsil edilecek. 30 avukatın bulunduğu bir ilde baro kurulabiliyor. Buna göre matematiksel olarak 30 avukatla 30 bin avukat aynı sayıda delege çıkaracak.

Anlatım kolaylığı bakımından vurgulayalım: Örneğin nüfusu 50 bin olan il ile 5 milyon olan il TBMM’ye aynı sayıda milletvekili gönderecek.

Bunun hiçbir mantıklı açıklaması olamaz. Zaten AKP’li milletvekilleri de yapamadılar. İçeriğini ve sonuçlarını bilmedikleri bir yasaya parmak kaldırdılar.

Bunun ilk sonucu, büyük illerin barolarını bitirmek, devamında TBB’yi etkisizleştirmek olacak.

Devamı daha vahim gelebilir. Yasa, İstanbul’da 20, Ankara’da 10, İzmir’de 5 ayrı baro kurulmasına izin veriyor.

Bu barolar ne tür barolar olabilir?

Pek çok sağduyulu avukat şöyle diyor:

Sonuçta bizim mesleğimizde aklın yolu kazanır. Barolarda büyük bir parçalanma olmaz...

Bu iyi niyetli yaklaşımın tutmasını diliyoruz. Ancak parçalanmada AKP öncülük edebilir. Bu karşı tepki doğurabilir. AKP barosuna karşı mevcut baronun daha etkili olmasını isteyenler kendi aralarında bölünebilir.

Bunun devamı, yargıya olan güvenin daha da zayıflayacağı, yozlaşmanın artacağı bir kaostur.

Anayasa Mahkemesi (AYM) ne yapar?

Son dönemde aldığı kararlar parçalı bulutlu, umut var! Ancak bu dosya önüne geldiğinde öncelikli olarak yürütmeyi durdurursa zarar azaltılabilir.

Şimdi barolar ne yapacak?

Önlerinde toplumsal meşruiyeti koruyarak yürümeleri gereken zorlu bir yol var. Kendi içlerinde parçalanmadan sorumluluk bütünlüğü gerekiyor.

Bu direnişi gösteren o duruşu da gösterebilir.

***

Sonuçta, demokrasiyi, Cumhuriyeti, devrimleri halkın içinde kabul gördüğü kadar koruyabileceğiz.

İktidar, dindar ve kindar bir nesil yetiştirip bütün birikimleri yok etmek istedi.

Böyle bir nesil yetiştiremedi!

Şimdi zorlamalarla, hassasiyetleri derinleştirip bunlar üzerinden ayrışma yaratarak böyle bir nesil varmış gibi davranıyorlar.

Cumhuriyet toplumda yer etti, kabul gördü.

Bakmayın imaj bombardımanına...

Bakmayın, sosyal medyadan yakınıp sosyal medya üzerinden saldırmalarına...

Bakmayın, işsizlikten enflasyona kadar her sorunun altında kalıp tepeden bakmalarına...

Bakmayın, Libya’dan Suriye’ye her yerde tökezleyip “dünya bize hayran” dediklerine...

Böyle gitmeyecek!


Yazarın Son Yazıları

Okullar açılacak mı? 12 Ağustos 2020
CHP’nin İnce-ldiği yer! 6 Ağustos 2020
Umutlu olma suçu! 28 Temmuz 2020
Düş politika… 21 Temmuz 2020