Yaşasın başkent Ankara!

13 Ekim 2021 Çarşamba

Bugün Ankara’nın başkent oluşunun 98. yıldönümü. Kutlu olsun!

Ankara, bilinen tarihi üç bin yılı aşan bir şehir...

Ankara, Hititlerin dağına, taşına iz bıraktığı şehir...

Ankara, Gordiyon’uyla Frigya’ya başkentlik eden şehir...

Ankara, İskender’in bir kış kalıp “büyük” unvanını aldığı şehir...

Ankara, Roma’nın en büyük hamamını, tapınağını yaptığı şehir...

Ankara, Selçuklu’nun, Anadolu’nun merkezi diye tutunduğu şehir...

Ankara, Ertuğrul Gazi’nin soluklanıp Söğüt’e yürüdüğü şehir...

Ankara, Ahilerin devlet kurduğu şehir...

Ankara, Fatih Sultan Mehmet’in elinin değdiği, Osmanlı’nın seferlerine en çok nefer veren şehir...

Ankara, Kurtuluş Savaşı’na ana karargâh olarak her şeyiyle katılmış, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecini yaşamış, bu topraklardaki son başkent...

***

Anadolu, başkentler coğrafyasıdır. Binlerce yılda onlarca devlete başkentlik etmiştir. Bir kısmı bugün de yaşayan 100’e yakın “eski başkent” vardır. 

Yürekten inancımız o ki gelecekte de Ankara son başkenttir.

Ankara’nın başkent oluşu, dünyaya kabul ettirilişi, bir destandır. 

Mustafa Kemal Atatürk, daha İstanbul’dan Samsun’a giderken ana karargâh olarak en güvenli yerin Ankara olduğunu gördü, Ali Fuat Cebesoy’a, o bölgenin güvenliğini sağlama görevi verdi. 

1923 yılının ekim ayı Cumhuriyet tarihimizin çok önemli olaylarına tanıklık etti. 6 Ekim’de İstanbul işgalden kurtarıldı, 13 Ekim’de Ankara resmen başkent oldu, 29 Ekim’de Cumhuriyet ilan edildi. 

Asıl mücadele ise bu aşamadan sonra başladı. Kurtuluş Savaşı’nda yenilenler, Lozan’da bu yenilginin altına imza atanlar, bunu kabul etmek istemiyordu. Bir gün, hedefleyip başaramadıkları her şeyi alacaklarını umuyorlardı. Bu, Atatürk’ün Ankara’daki “başarısızlığına” bağlıydı. Onlara göre, hilafeti isteyenler hâlâ güçlüydü, savaşlar kazanan Mustafa Kemal devlet kurmada aynı başarıyı gösteremezdi, Cumhuriyet tez zamanda yıkılırdı, İstanbul’u yeniden işgal edebilirlerdi!

Bunun için de Ankara’yı başkent olarak tanımadılar. 

1924’te Ankara’da dört ülkenin büyükelçiliği vardı: 

Sovyetler Birliği, Afganistan, Polonya, Yunanistan...

Onları Arnavutluk, Çekoslovakya, Mısır izledi...

Mustafa Kemal, güven mektubunu İstanbul’da vermek isteyen büyükelçilere, “Başkentimiz Ankara’dır” diyor, buraya davet ediyordu.

İstanbul planlarında başı çeken, İngiltere Büyükelçisi’ydi. Büyükelçiliği Ankara’ya taşıyanlara “keçiler”, İstanbul’da kalanlara “koyunlar” adını takmıştı. 

1927 yılına dek inat sürdü. Mustafa Kemal’in artık yenilmeyeceğini gördükten sonra tüm büyükelçilikler Ankara’ya taşındılar. 

***

Ankara’ya gelen büyükelçiler zamanla Atatürk’ü tanıdılar. Neredeyse tümü görev süreleri dolduktan sonra Mustafa Kemal’li anılarını yazma gereği duydular. 

Çarpıcı olanlardan biri 1930’lu yıllarda Avusturya’nın Ankara Büyükelçiliği’ni yapan Norbert Von Bischoff’tur. Şöyle diyor anılarında:

“Atatürk’ün en büyük eseri Ankara’dır. Çünkü bütün eserlerini Ankara’da verdi.”

Ankara, 19. yüzyılda yaşadığı, karakış, buna bağlı kıtlık, veba salgınları ve yangınlar nedeniyle 20. yüzyıla çok acılı girdi. Oysa Sakarya ile Kızılırmak’ın tek ortak ili olan Ankara’nın tarihsel, kültürel, tarımsal zenginliği yüksekti. Yunus Nadi bir söyleşisinde Mustafa Kemal’e soruyor:

- Ankara’yı başkent yapmak nereden aklınıza geldi?

“Tarihten” diyor, devam ediyor:

“Lisede, Selçuklular sonrasını okurken Anadolu’nun ortasında farklı bir devlet kurulduğunu öğrendim. Bu Ahilerin kurduğu Ankara devletiydi. Öteki beyliklerden farklıydı. O çağın koşulları içinde bir cumhuriyetti.”

Ankara’yı bütün tarihiyle birlikte yüceltmek, geçmişten geleceğe Cumhuriyete sahip çıkmak demek...

Yaşasın başkent Ankara!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Senin gibisi gelmedi! 24 Ekim 2021
Bürokrasi sendeliyor! 20 Ekim 2021