Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB); Airbnb, Expedia, GetYourGuide gibi devlere karşı "haksız rekabet" kılıcını çekti. Gerekçe tanıdık: "Onlar kayıt dışı, biz kayıtlıyız. Onlar vergi ödemiyor, biz ödüyoruz."
Peki, bu hamle gerçekten yerli acentayı korumak mı, yoksa tüketiciyi seçeneklere kapatmak mı?
Bu hikâye bana, daha önce defalarca izlediğimiz o tanıdık "korumacı" filmleri hatırlatıyor
Hatırlarsınız, çok kısa bir süre önce Temu, AliExpress ve Shein üzerinden gelen paketlerin 30 Euro’luk gümrük muafiyeti kaldırıldı. İTO Başkanı’nın "Haksız rekabet var!" feryatları meyvesini verdi ve artık yurtdışından gelen 1 Euro’luk anahtarlık bile gümrük bürokrasisine takılıyor.
VERGİ REKORLARIYLA SANAYİYİ KORUMA!
Daha eskiye gidelim. 2014 yılında Vestel, yerli üretimi korumak adına ithal akıllı telefonlara ek vergi talep ettiğinde de benzer bir söylem vardı: "Yerli sanayi güçlensin."
Ne oldu? Yerli telefon devrimi değil, IMEI kayıt ücretlerinde dünya rekoru kıran bir artış süreci başladı.
TÜRSAB’ın 2017’deki Booking.com hamlesini unutmadık. Booking.com kapandı da yerli seyahat portalları dünya devi mi oldu? Maalesef hayır. Üstüne üstlük turistler de bu kararla daha kısıtlı bir pazara mahkûm edildi.
Yerli acentaların bu platformlarla teknolojik ve hizmet kalitesi açısından yarışması gerekirken, hukuk yoluyla "kapattırma" yoluna gidilmesi, inovasyonun önünü tıkıyor.
Gezginler için Airbnb bir tercih değil, bazen bir zorunluluktur. Kalabalık bir aile için 3 otel odası tutmak yerine bir ev kiralamak özgürlüktür.
Kayıt dışılığı önlemek; yasaklamakla değil, bu devleri Türkiye'de ofis açmaya, vergi sistemiyle entegre olmaya teşvik edecek modern yasal düzenlemelerle olur. Aksi takdirde, dünyada her şey bir "tık" uzağımızdayken, biz yine kendi içimize kapalı, seçenekleri azalmış ve rekabet gücünü yitirmiş bir sektörle baş başa kalırız.