Yazıyor, yazıyor; TKP’nin meydan okuduğunu yazıyor!
Zülal Kalkandelen
Son Köşe Yazıları

Yazıyor, yazıyor; TKP’nin meydan okuduğunu yazıyor!

04.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Yazımın başlığındaki ifade, Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) geçen pazar günü Ankara’da düzenlediği toplantı boyunca kullanılan “gazeteci çocuk” sembolüne bir atıf.

1. Dünya Savaşı sırasındaki kavgadan başlayıp günümüze kadar 100 yılı aşan bir dönemi sahneye yansıttıkları müzikli ve danslı, gösteri, TKP’nin tarihteki yolculuğunu anlattığı gibi, Kuvayı Milliye ruhuyla gerçekleşen Cumhuriyetin kuruluşunu da canlandırdı. Başarılı bir kurguyla sunulan bu gösteriyi, her vatandaşımızın görmesi gerektiğini düşünerek izledim.

Boyun eğmeyen işçilerin salonda yerlerini almaları ve atılan sloganların da etkisiyle salonda dinamik bir atmosfer vardı. Binlerce insan Ankara’daki en büyük oditoryumlardan biri olan Congresium Kongre Merkezi’ni tıka basa doldururken ayakta kalanların yanı sıra, toplantıyı dışarıda kurulan ekrandan izleyen yüzlerce katılımcı da oldu.

“Dalgaları karşılayan gemiler gibi; TKP meydan okuyor!” adıyla duyurulan etkinliğe duyulan heyecan ve ilgi büyüktü. Bu sıradan bir durum değildi. Türkiye’de toplumda ve siyasette yaşanan çürüme, sağlam zeminlere duyulan gereksinimi fazlasıyla artırdı. TKP’nin Ankara’daki toplantısı bu açıdan bir işaretti.

SOLUN KAYAN ZEMİNİNİ DÜZELTEN DURUŞ 

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, bir saatlik konuşmasına, TKP’nin yeniden ayağa kaldırılma süreci ile 80 darbesinden sonra solun aklını ve bedenini esir alan liberalizme karşı verdiği mücadeleden söz ederek başladı ve sonrasında AKP’ye karşı mücadeleye öncelik verdiklerini anlattı.

Konu çözüm sürecine gelince, herkesin anlayabileceği şekilde öngördükleri çözümü netleştirdi. TKP’nin sürecin doğrultusuna başından beri karşı çıktığını, Kürtlerin ayrı devlet kurması, özerklik ya da federasyon ve Kürtlerin ezilerek yok sayılması gibi seçeneklerin çözüm olamayacağını, tek çözümün “bütün yurttaşlarımıza bu ülkenin kaynaklarını ve üretimini eşit bir şekilde paylaştıracak bir toplumsal sistem” olduğunu anlattı.

Başından beri anlatmaya çalıştığımız budur. Türkiye’de bölüşüm kavgası vermeyen, sermaye karşısında emekçileri sömüren düzeni dağıtmayan, aşiret ve tarikat yapılanmalarını yok etmeyen hiçbir mücadele “eşitlik” iddiasında bulunamaz.

TKP, bu yaklaşımıyla solun nicedir etnikçi, mezhepçi liberal tezlerle kayan zeminini olması gereken bir noktaya çekti. Okuyan, tribünlere oynamadan, öyle yalın ve etkili bir dille konuştu ki bu bakımdan pek çok siyasetçiden farkını da ortaya koydu.

LAİK CUMHURİYETE SAHİP ÇIKAN KOMÜNİSTLER

Türkiye’de hâlâ sosyalizme karşı önyargısı olan, “Bizim sosyalistlere ihtiyacımız yok” diyen cumhuriyetçiler de TKP’den yanıtını aldı. “Bugün bu düzene sahip çıkan herkes sahte cumhuriyetçi ve piyasacıdır!” diyen Okuyan sonuna kadar haklıdır.

Nicedir bu köşede sahte cumhuriyetçileri sergilemeye çalıştığımda karşılaştığım tepkiler, bu ülkede “Allah’la aldatanlar” gibi “Atatürk’le aldatanlar” olduğunu da kanıtlıyor.

Bu çerçevede emperyalizm karşıtlığının altının çizilmesi, 2026’da Ankara’da yapılması planlanan NATO toplantısına katılacak olanlara TKP’nin “Hoş geldin” demeyeceğinin vurgulanması dikkat çekicidir.

Okuyan’ın “Emperyalist güçlerle işbirliği, fonlanmak, onların himayesinde devrimcilik yapmak bizim sözlüğümüzde yoktur. Biz asla vatan haini olmayız!” sözleri, Türkiye’de solun tarihi yazılırken anılacak ifadelerdir. Ne vahimdir ki 2026 yılında bunu hâlâ kavrayamamış ve kendine “solcu, sosyalist” diyenler var!

SEÇİM STRATEJİSİNİN ANLAMI

Bununla bağlantılı olarak, TKP cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda tüm cumhuriyetçilerin önüne bir görev koydu: Bu da kendi adayını gösterme ya da belirledikleri çerçevede cumhuriyetçilerin bir adayı olması durumunda belli bir zaman içinde 100 bin kişinin seçim kurulunda imza vermesi...

Gerçek cumhuriyetçilerin, emperyalizmin güdümüne girmeyen solun ve laik kesimin desteğini alacak, sicili temiz, ortalamacı olmayan, antiemperyalist, emekçiden yana, Cumhuriyet Devrimi’nin birikimine sahip çıkacak, laiklikten ödün vermeyecek, kamucu bir aday, solun halka borcudur.

Bu gerici sömürü düzeni alaşağı edilmelidir!

Yazarın Son Yazıları

İlkesiz siyaset 7 - AKP’ye jet hızında geçiş!

Sabah CHP’den istifa etti, yalnızca birkaç saat sonra AKP’ye katıldı.

Devamını Oku
24.06.2026
Kılıçdaroğlu yayını ve hatalar

Kurultayda kaybettiği CHP genel başkanlığı koltuğuna mahkemenin mutlak butlan kararından sonra tekrar oturan Kemal Kılıçdaroğlu, cuma akşamı Sözcü TV’ye çıktı ve partisinin seçmen kitlesinin en çok izlediği kanallardan birinde yaklaşık iki saat boyunca iddialarını yayma fırsatı buldu.

Devamını Oku
21.06.2026
Medrese, molla, Hizbullah!

Geçen hafta Batman’da Âlimler ve Medreseler Birliği (İttihadul Ulema) bünyesindeki medreselerde Arapça medrese eğitimi alan 62 kız çocuğu için icazet ve mezuniyet programı düzenlenmiş.

Devamını Oku
19.06.2026
Kimin kürsüsü?

Günlerdir siyaset gündemini işgal eden kürsü, sıradan bir kürsü değildir; egemenliğin kayıtsız şartsız ait olduğu milletin meclisinde yer alan bir kürsüdür.

Devamını Oku
17.06.2026
Çin Halk Cumhuriyeti İzlenimleri - 4: Köyleri kalkındırma hamlesi

Son yıllardaki hızlı kentleşme süreciyle birlikte (Çin Ulusal İstatistik Bürosu verilerine göre ülkenin kentleşme oranı yüzde 67.89), Çin’de kentsel nüfus kırsal nüfusu geride bırakmış olsa da bugün 1.4 milyarlık toplam nüfusun yaklaşık yüzde 35-40’ı hâlâ köylerde yaşıyor.

Devamını Oku
14.06.2026
Çin Halk Cumhuriyeti izlenimleri - 3: Çin devrimi ve Mao’nun Uzun Yürüyüşü

20. yüzyılın ilk yarısında Çin yabancılar tarafından sömürülerek her yerine girilirken iktidarda olan Çing (Qing) Hanedanlığı, Çin’in demokratik hareketinin öncüsü tıp doktoru Sun Yatsen tarafından devrildi.

Devamını Oku
13.06.2026