İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir. Marx, bu tespitiyle maddi koşulların oluşumuna vurgu yaparak insanların ancak maddi bir zemini olan, olgunlaşmış sorunlarla karşı karşıya kalabileceğini ve bu maddi zeminin de üretim araçlarındaki gelişmişlikle belirlenebileceğini vurgulamıştır. Ona göre, bir sorunun veya sorunlar dizisinin ortaya çıkması, onu çözebilecek araçların ve toplumsal aktörlerin de ortaya çıktığını göstermektedir.
Ülkemiz, bugün birçok sorun ve kriz dinamiği içerisinde bulunmaktadır. Kapitalist-emperyalist sistemin küresel düzeyde yaşadığı krizler, sisteme bağımlı bir ülke olarak Türkiye’deki ekonomik krizleri de derinleştirmekte, yoksul halk kesimlerini her geçen gün daha da yoksullaştırmaktadır. 2008 krizinden bu yana dünya ekonomisinde yaşanan durgunluk ve daralmanın ekonomik etkileri, pandemi sonrası hızlanan bölgesel ve yerel çatışma ve savaşlarla birleşerek komşu ülkelere yönelmekte ve bölgemizde sürdürülmektedir. Irak ve Suriye’den sonra İran’a yönelik saldırılar bu sürecin güncel örneğidir.
ÜÇ TEMEL NOKTA
Bölgemizde yaşanan bu emperyalist kuşatma ve saldırılar, iç siyasetimizde iktidar bloku eliyle yürütülen Cumhuriyet karşıtı saldırılarla eşgüdümlü ilerletilmektedir. Ülkenin bağımsızlığı, emekçilerin insanca yaşam hakkı ve Cumhuriyet kazanımlarının aydınlanmacı-kamucu birikimi aynı çevreler tarafından yoğun saldırı altında bulunmaktadır.
Emperyalist-kapitalist merkezlerden “meşruiyetini” alan bu karşıdevrim saldırısının hedefini “Vatan-Emek-Cumhuriyet” şeklinde ifade etmek isabetli olacaktır. Dolayısıyla, bu karşıdevrim saldırısına karşı oluşturulacak siyasal hattın temel savunma merkezlerini de bu üç başlıkta toplamak yerinde olacaktır. Emperyalizmin ülkemizi, bölgemizi ve tüm mazlum milletleri tehdit eden saldırganlığına karşı “vatan”, sermayenin kâr güdüsüyle milyonlarca emekçinin kanını emmesine karşı “emek” ve ortaçağ gericiliğinde birleşip 1923 Devrimi kazanımlarını hedef alanlara karşı “Cumhuriyet” mücadelesi, düzen dışı birleşik bir mücadelenin omurgasını oluşturacak ana siyasal hattı özetlemektedir.
LAİKLİK VE KAMUCULUK ŞART
Diğer taraftan, bugünün Türkiye’sinde bu üç mücadele hattı farklı kalkış noktalarına sahip olmaktan ziyade iç içe geçen ve ortaklaşması gereken bir mücadele stratejisini de nitelemektedir. Ülkenin bağımsızlığını savunmanın yolu nasıl Cumhuriyet Devrimi kazanımlarını savunmaktan; aydınlanmacılık, laiklik ve kamuculukta ısrar etmekten geçiyorsa, ülkenin çoğunluğunu oluşturan ve yoksulluk sınırının altında kalan milyonlarca emekçinin emek mücadelesini savunmak da vatanın bağımsızlığını ve Cumhuriyetin kazanımlarını savunmaktan geçmektedir.
İnsanlık, önüne her zaman çözebileceği sorunları koyabilmiştir. Bugün ülkemizin karşı karşıya kaldığı saldırıların hedefi, çözümün de kendisini oluşturmaktadır. “Vatan-Emek-Cumhuriyet” mücadelesini programlaştıracak ve bu program etrafında halkın geniş kesimlerini birleştirebilecek bir toplumsal muhalefet gereksinimi yaşamsaldır, günceldir ve gerçekçidir.
KAAN EROĞUZ
ARAŞTIRMACI