İki savaş arasında

İki savaş arasında

12.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Başlık doğru... İki savaş arasında sıkışmış, paramparça bir halde iki savaşa birden tanıklık ederken geleceğimizi belirlemeye çalışıyoruz.

Biri dış savaş: Sınırlarımızın hemen yanıbaşında ABD emperyalizminin güdümünde ve desteğinde İsrail’in hastalıklı yönetiminin yıllardır sürdürdüğü ve İran’a saldırısıyla doruğa çıkan savaş.

Öteki, Silivri’de süregelmekte olan savaş... İktidar, üst üste seçim kazanan, halka hizmette açık ara üstünlüğünü millete ispatlamış olan, cumhurbaşkanı adaylığında Erdoğan’ın en güçlü rakibi olan Ekrem İmamoğlu’nu “düşman” bellediğinden beri sürdürülmekte olan savaş...

Bu iki savaş arasında karamsarlığa, yalnızlığa kapılmadan hayatta kalmaya, insan onuruna yakışır bir biçimde yaşamaya çalışırken mücadelemizi güçlendirmek için dayanışmaya sığınıyoruz.

‘BÜTÜN MESELE’ 

Sınırlarımız dışındaki savaş bizi içine çekmeye uğraşırken sınırlarımız içine düşen etkisiz füze parçalarının, yok İran kaynaklı, hayır İsrail kaynaklı mı olduğu sorgulanırken... NATO’dan atılmak ya da atılmamak, Epstein dosyalarını açmak ya da açmamak tartışılırken... Bir kez daha gördük ki bu savaşın da demokrasi, insan hakları vb. ile hiçbir ilgisi olmayıp sadece ve sadece güç, çıkar, dünya zenginliklerinin paylaşımıyla ilgisi vardır. Ve Gazze’de soykırım yapılması; İran’da bir okulda 168 kız çocuğunun vurulması, her yanda binlerce sivilin öldürülmesi, emperyal güçler için sadece ve sadece bir “teferruattır”. Onların birer sayı değil, birer insan olduğunu anlatamazsınız.

Nil’den Fırat’a kadar toprakların İsrail’e ait olması gerekliliği kutsal kitaplara ve dine dayandırılarak iddia edilirken köktendinciliğin dünyayı yeniden ortaçağa ve karanlığa gömmesi işten bile değildir.

Bir kez daha, laikliğin, sadece ülkemizde değil, dünyada da kavranması, benimsenmesi, içselleştirilmesi için yeterli bir neden olduğunu hâlâ nasıl görmezden gelebiliriz ki!

Batı’nın çifte standardı ve riyakârlığının iyice ortaya döküldüğü bu dönemde, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in “Savaşa hayır” tepkisini getirip asıl meseleye bağlaması, keşke bize de dünyaya da örnek olabilseydi. Neyi vurguladığını anımsayın:

“Asıl mesele İran rejiminden yana olmak değil, asıl mesele uluslararası hukuka bağlı olmaktır.”

HUKUKSUZLUK SAVAŞI:

Gelelim Silivri’de uygulanmakta olan hukuka... Adeta düşman hukuku uygulanmakta. Silivri’de bir zamanlar Ergenekon kumpası davalarını izlemiştim. Hani sonradan Yargıtay’ın bozduğu, Erdoğan’ın “Meğer aldatılmışız” dediği davaları...

Ve tüm tanıklıklar “Ergenekon terör örgütü”ne yapılanlardan hiç ders alınmadığını gösteriyor.

Silivri’deki asıl meselenin, en harika biçimde Nâzım Hikmet’in dizelerinde ifade edildiğini düşünüyorum:

“Mesele esir düşmekte değil, teslim olmamakta bütün mesele” demişti şair. Bedeni hapsetseniz de ruhunu düşüncesini hapsedemezsiniz...

Mahkemenin gidişatını görünce neden televizyonlardan canlı yayınlanmasına izin veremediğini görüyorsunuz zaten!

O dört bin sayfanın içinde en ufak bir “gerçek suç delili olsa” o yandaş kanallar, gazeteler şimdiye dek neler neler yayınlarlardı. Oysa şimdilik sadece usulsüzlüğe tanıklık ediyoruz. Bir de zaman zaman iktidarın “Cambaza bak” çaresizliğine...

İKİ HABER

Bu yazıyı yazarken dünkü gazetemizde, aynı sayfada buluşan iki haber dikkatimi çekti. İki savaş arasındaki paramparça ruh halimizden ayrılıp o iki habere odaklanıyorum. Adalet ve laiklik her ama her ülkeye gerek diyerek...

İlki Rengin Temoçin’in haberiydi... Ümraniye’de apartmanların önüne bırakılan bildirilerde şeriat çağrısı yapılarak laik düzen, milli bayramlar ve Mustafa Kemal Atatürk devrimleri hedef alındığını vurguluyordu. Bildirilere tepki gösteren Ümraniye Kent Savunması sözcüsü, bu girişimlerin laik ve bilimsel eğitime yönelik politikaların yarattığı ortamdan güç aldığını söylüyordu.

Bir başka haber ise hemen hemen tüm basınımızda yer alan haberdi: Trabzon’dan Amerikan Matematik Olimpiyatları’nda Türkiye birincisi olan 10 yaşındaki Lina Saka, 153 ülkenin katıldığı STEM Olimpiyatları’nın matematik kategorisinde 100 tam puan alarak dünya birincisi olmuştu. Lina, İtalya’daki finalde Türkiye’yi temsil edecek olmaktan duyduğu mutluluğu dile getiriyordu. Annesi Ayça Karadeniz Saka da kızı Lina’nın mutluluğunu ve heyecanını paylaşıyordu...

İşte bir yol ayrımı daha... Nasıl bir Türkiye seçmek istediğinize siz karar verin... 

Yazarın Son Yazıları

İki savaş arasında

Başlık doğru...

Devamını Oku
12.03.2026
Katliam devam ediyor

Farkında mısınız, ülkemizde kadın katliamı dolu dizgin devam ediyor.

Devamını Oku
08.03.2026
Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025