Pınar Öğünç

Dünyanın bütün polisleri, dağılın

02 Mayıs 2015 Cumartesi

Aynı sokaklardı, 2013’ün 1 Mayıs günü, yine Beşiktaş’ta, Barbaros Caddesi’nin girişindeki meydana ani bir polis saldırısı olmuş, çarşının içine doğru kaçışanlarla birlikte sağdan yukarı kıvrılmıştık koşar adım. O zamanlar kalabalık içinde kimse diğerlerine “Sakin...”, “Sakin...” diye bağırmazdı böyle koşarken. Bu taktiği ve birilerinin “Sakin...” demesinin gerçekten insanları sakinleştirdiğini bilmiyorduk. İki yıl önce biber gazına karşı alınabilen tek sivil önlem, aslında hiç de işe yaramayan limondu; sirke bile nadir... Bir seri mide şurubunun sulandırıldığında gaz acısına iyi geldiğini ve o 1 Mayıs’tan tam 30 gün sonra Türkiye tarihinin en büyük kırılmalarından biri yaşanacağını kimse bilmiyordu. Gezi başladı.

kimse bilmiyordu. Gezi başladı. Dün sabahtan itibaren Beşiktaş sokaklarında dolanırken geçen iki yıl başka türlü gösterdi kendisini. 1 Mayıs’ı hakikaten bir bayram gibi yaşamak isteyen ve bunda ısrar edenlere Gezi’nin öğrettiği böyle şeyler vardı. Beşiktaşlı olmayanlar dahi zamanla kaçılabilecek ara sokakları öğrenmişti ama aynı bilgiye sayıları o zamandan beri üç katına çıkan polisler de sahipti. Çarşı içi üzeri Mardin, Bingöl yazılı, pikniğe giden okul gezisi servisleri gibi otobüslerle dolu. Türkiye’nin bütün polisleri, Taksim’in, Beşiktaş’ın, Kadıköy’ün ara sokaklarını böyle avuçlarının içi gibi öğrendi sanki zamanla.

Sayılarının artması dışında hükümetin manen sıvazlaması ve hukuken sağladığı destekle, başka türlü bir özgüven vardı poliste. Göstericileri evlerine, dükkânlarına alanların çıktığını biliyorlardı, apartman kapıları kırıldı; garip ama gerçek, dün polis basbayağı çatılarda devriye gezdi. Ne sivil polisler çantalarındaki dev copları, ne de içlerindeki polisle hareket eden siviller demir çubuklarını, bıçaklarını saklama lüzumu duydu.

Devasa şiddet ve güç gösterisine rağmen bu tabloda kim daha hazin görünüyor dersiniz? Tazyikli suyla sürüklenen, gazla tıksıran, yerde ters kelepçe yapılan, bir hiçmiş gibi davranılan bu ülkenin yurttaşları mı? İroniktir, bu manzarada asıl acıklı olan, “Trafiği felç etmemesi için” Taksim’i yasakladığını, şenlik havasında bir İşçi Bayramı dilediğini dile getiren siyasi iktidarın “akılla” bağını böyle iyiden iyiye koparması... Sokak sokak İstanbul haritasında kendi ülkesinin vatandaşlarının yollarını kesmek için plan yapmak, bütün gücüyle meydanların asfaltını, heykellerin taşını korumaya çalışmak, bir yandan karanfilli cümleler kurmak gülünç değil de ne?

Benzer gülünçlükte bir akıl yürütmesiyle, Amerikan polisinin taze şiddeti gündeme getiriliyor. Sanki polis şiddetini ve hukuksuzluğunu eleştirenlerin bilhassa Türk polisine garezi var. Meselenin ilkesel düzeyde dünyanın tüm polisleriyle, tüm antidemokratik tasarruflarla ve dünyanın tüm devletleriyle alâkalı olabileceğini düşünmek işlerine gelmiyor. Günün mana ve ehemmiyetine uygun olsun, “Dünyanın bütün polisleri, dağılın” deniyor yani.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bir tava bir kepçe 19 Nisan 2017