Laleli Rusya krizinin neresinde?
Pınar Öğünç
Son Köşe Yazıları

Laleli Rusya krizinin neresinde?

20.12.2015 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Seferi iki dolara çalışan el arabalı hamallar müşteriye benzettiklerine Rusça sesleniyor. Bol led ışıklı şık görünümlü mağazaların da, pasaj içlerine sıkışmış sunta raflı minicik dükkânların da vitrinlerinde Rusça yazılar... Beyazıt’tan Laleli’ye uzanan sokaklarda ilanlar görüyorsunuz: “Bayana kiralık oda”, “Yabancıya kiralık ev”.

“Bizi Şangay Beşlisi’ne alın, AB’ye elveda diyelim” günleri üzerinden sadece iki yıl geçmiş. Türkiye’nin AB’yle yeni fasıllara açıldığı, düşürülen uçak sonrası Rusya’yla savaşın eşiğinde gezinilen günlerde Laleli’nin arka sokaklarındayız. Üzerinden zaman geçse de liderler hâlâ iddialı beyanatlarla restleşiyor, büyük sermaye üzerinden hamleler planlanıyor fakat krizin Laleli’den görünen yüzü iç içe geçmiş başka hikâyeler anlatıyor. Bir nevî sıfır noktası burası.

 

İç içe hikâyeler

Rusya’yla hem resmi ama daha çok da gayriresmi bavul ticaretinin merkezi Laleli. Hikâyeler iç içe geçmiş çünkü ismini vermeden kazancının beşte birinden çok azının vergisini ödediğini, Türkiye’nin tekstil sektörünü ayakta tuttuğu için buradaki “serbest pazara” senelerdir göz yumulduğunu söyleyen işverenin dışında, günde 10 gömlek satsa mutlu olan küçük esnaf da burada. Yıllar içinde kimi severek, kimi formaliteden bir Türk’le evlenmiş, beş yıl geçse de çalışma iznini alsa diye bekleyen Rus kadınlar da burada. Aldıkları eğitimin çok altında tezgâhtarlık işlerini, çok sevdiği bu şehrin bedeli olarak gören Rus kadınlar... Hayallerle gelmiş Moldovalılar, Ukraynalılar, Özbekler...

Merdivenaltlarında eşofman diktirip merdivenaltı dükkânlarda satan Kürtler deseniz, arkalarında birer göç öyküsü var muhakkak. Kimilerinin patron olma macerası da tabii. Son yıllarda Laleli sokaklarına eklenen Afrikalı göçmenler, yoksul Araplar hikâyelere eklenmiş. Zengin Körfez Arapları daha çok Kapalıçarşı’nın belkemiği şu aralar. Çarşının dönüşümünü, denk geldiğimiz eski dernek başkanı Ali Biçer anlatıyor ve turizme “terörün”, “huzursuzluğun” tesirlerini...

Evet, uçak krizinden beri Laleli “sinek avlıyor”. Böyle diyorlar. Ama nereye girsek önce Ukrayna krizinden giriliyor lafa, o zamandan beri işler değişmiş. “Rublenin düşüşü” bir milat; ortalık “kiralık” ilanlarıyla dolu. Lafa karışan bir müşteri, “Mirasyedi gibi üretmeden ekonomi var olamaz. Esnafa, küçük üreticiye bir çiçek gibi güzel bakmak gerekir. Bunlar her yere AVM dikip zaten bitirdiler o işleri, bütün o KOBİ reklamları da yalan” diye genel bir tespit yapıyor.

 

‘Tayyipçilik’

Mardinli eşofman üreticisi Mehmet Kaya “Kriz zaten önce alttakileri vurur ama bu sefer büyükleri de vurdu. Rusya’ya ekonomik yapımız benziyor, orada da zenginlerle fakirler arasındaki uçurum fazla” diyor. Ona göre Erdoğan ve Putin de birbirine çok benziyor. Ama Erdoğan’ın Putin’i hafife aldığını düşünüyor: “Eski KGB ajanına Kasımpaşalılık söker mi? Altı ay sonra asıl acısı çıkacak bu uçak krizinin. Milliyetçilik falan değil, Erdoğan’ın haklı olduğunu söyleyen varsa Tayyipçiliktendir”.

En hafif “Keşke olmasaydı” diyorlar ama AK Parti’ye oy verdiğini söyleyen esnaf bile uçağın düşürülmemesinden yana. Politik meşrebe göre “İki diktatör karşı karşıya” diye tarif eden olduğu gibi, “İki süper gücün karşılaşması” diyen de mevcut. Gezdiğimiz onlarca dükkândan sadece birinden çok net bir Erdoğan savunusu işittik. Gençliğini Laleli’ye verdiğini söyleyen ve başta işlerinin iyi gitmediğinden binbir yakınan Mesut Pınar, “Korkunç İvan” diyor Putin için: “Arkasından vurduysak sebebi var. Burada güçlü olan, yapıcı davranan Erdoğan’dır. Salatalık, domates falanla atlatılır, inanıyorum çözülür bu işler, Allah büyük...”

 

Katya olmuş Seda

Cuma namazı vakti pasajdan çıkan bir esnaf Katya’ya anahtarını bırakıyor, “Tamam abi” diyor Katya. Beş yıl önce bavul ticareti için Soçi yakınlarından İstanbul’a gelen Katya o kadar beğenmiş ki İstanbul’u, şimdi oğlu burada lisede okuyor, kızı bir Türk’le evlenmiş. Katya’nın da adı artık Seda.

Komşu esnaf gülüşerek “Kovacaklar bak sizi buradan” diyor, seneler içinde dost olmuşlar, Katya onlardan çok gülüyor. Hemen yanda akrabasının ayakkabı dükkânını çalıştıran Şamil Gürbüz şevkle anlatıyor: “Ben dükkâna haftanın yedi günü bayrak asarım ama faşist değilim. Halklara referandum yapsınlar bakalım kim savaş istiyor? Liderler hırslarını yenemiyor, olan küçük atölyelere oluyor. Böyle bir krizde büyük fabrikaların kapandığını duydunuz mu hiç siz?” Hafta sonu pasajdan Ukraynalı tanıdıklarının düğününe gidecekler, biri onu hatırlatıyor o esnada.

 

‘Putin haksız ama deli’

Burada evlenmiş, hayat kurmuş yüz bin Rus’un olduğu söyleniyor. Laleli civarında bu kriz dolayısıyla Rus işçilere bir tepki veren çıkmamış, başka tür bir dayanışma var aralarında. Ama bir giyim mağazasında çalışan Moldovalı Valentina, onu Rus sanıp arkasından küfür edenleri duyup bağırmış geçenlerde: “Ne diyorsun sen, ben Türkçe anlıyor!” Fakat bu genele yaygın bir eğilim değil.

Eşofman üretip satan Adıyamanlı Mehmet Erşahin, zaten yarım kapasite çalışırken, artık yüzde 30’a düştüklerinden şikâyetçi. Adıyamanlı olunca IŞİD’e de geliyor laf. “Beyni yıkanan” genç hikâyeleri çok duyduğunu anlatıyor. “Cebinden jilet dahi çıkmayınca adamı tutamıyorlar, böyle göz yumma gibi bir şey oluyor haliyle” diyor. Krize dair öngörüleri ise karanlık: “Putin haksız ama deli. Erdoğan’a Kırım’ı işgal ettirirler miydi, ona ses edemediler. Duyuyoruz gazeteciler ölüyor, muhalefet liderleri ölüyor orada. Bilmiyorum aşırı bir savaş halinde Rusları buradan kovmaya varır mı? Hani zamanında bir gecede Rumları kovmuşlar ya... Her gün birisi için kötü dersen inanan çıkar. Ama Rusları yollamak da Rumları yollamaya benzemez.”

Girdiğimiz birçok dükkânda olduğu gibi televizyon açık, Rusya’nın ekonomik yaptırımlarıyla ilgili bir haber daha geçiyor. Gayri ihtiyari dönüyoruz o yana.

 

Esnaf yeni çözüm peşinde

Türk eşinin akrabaları sorun çıkartabilir endişesiyle 12 yıldır Türkiye’de yaşayan tezgâhtar ismini, resmini vermedi. Satışların son dönemde zaten fotoğraf çekip yollayarak, internet ve kargo üzerinden yapıldığını söylüyor. Ticaretin adı “bavul” kalmış. Son yolladıkları malların müşterinin eline geçip geçmediğini bilmiyorlar, merakla haber bekliyorlardı. Rusya gümrükten Türk mallarının girişinde sorun çıkardığından, bir esnaf tekrar “bavullara” dönüldüğünü, kişisel eşya gibi sokmaya çalışanların çıktığını anlatıyor. Başka bir esnaf da etiketleri değiştirenlerden bahsediyor. Mal burada üretilecek ama mesela etikette Azerbaycan yazacak. Tutar mı bilinmez.

Yazarın Son Yazıları

Bugünün ‘esası’ savunmada

Bugünün ‘esası’ savunmada

Devamını Oku
28.07.2017
Hayır rüzgârında 1 Mayıs

Hayır rüzgârında 1 Mayıs

Devamını Oku
02.05.2017
Bir tava bir kepçe

YSK’nin mühürsüz pusula kararına, şaibe iddialarına karşı Beşiktaş’ta buluşanların sayısı on bine yaklaşıyordu. Kimdi bu insanlar, ne istiyordu?

Devamını Oku
19.04.2017
‘Hayır’a baskı tarihe geçecek

.

Devamını Oku
17.04.2017
Kadınlar haykırıyor: Hayat bizim senin mi sandın?

Kadınlar birçok kentte ‘Hayır’ demek için sokaklardaydı. ‘Kadınların direnişi o sarayı mühürleyecek’ yazısı dikkat çekiyordu bir pankartta.

Devamını Oku
14.04.2017
Hitler'li iki tespit

Hitler'li iki tespit

Devamını Oku
04.04.2017
Evet ve hayır diye iki seçenek varsa, bu ne?

DİB, sahadan tecrübe paylaşıyor. Hayırcıların başına gelenler, Evet’in tasviri aslında.

Devamını Oku
01.04.2017
Aliyev’den Türkiye’ye başkanlık uyarıları: Yapmaz demeyin her şeyi yaparlar

Azerbaycan’da muhalif fikirleri yüzünden cezaevinde iki yıl tutulan insan hakları avukatı İntigam Aliyev, acısını çektikleri başkanlık sistemini anlatıyor, uyarıyor: “Başkanlıkları kendi arşınınızla ölçmeyin”

Devamını Oku
20.03.2017
Paker: Psikososyal dengemiz bozuldu

Derin bir toplumsal kriz yaşıyoruz

Devamını Oku
15.03.2017
Ahmet'inki bir tehdit değil sadece durum tespiti

Ahmet'inki bir tehdit değil sadece durum tespiti

Devamını Oku
22.02.2017
Kadın, göçmen, Müslüman ve Trump’a kafa tutuyor

Kasımda Minnesota Temsilciler Meclisi’ne seçilen ilk Müslüman olan Somali kökenli İlhan Omar İstanbul’daydı. Trump’ın başkanlığıyla Omar’ın işi zorlaştı ama koltuğu daha da manalı hale geldi.

Devamını Oku
05.02.2017
'Tek medya, tek akademi, tek hukuk'

'Tek medya, tek akademi, tek hukuk'

Devamını Oku
03.02.2017
‘Bu koşullarda meşru bir referandum olmaz’

Tarihinin en güçlü temsiliyle Türkiye’ye gelen PEN heyeti, ifade özgürlüğü çerçevesinde hem siyasilerle hem mağdurlarla görüştü, başkanlık referandumuna dair uyarılarda bulundu.

Devamını Oku
28.01.2017
‘Kutsal olan devlet değil, insandır’

‘Kutsal olan devlet değil, insandır’

Devamını Oku
20.01.2017
Savaşa, yoksulluğa ve israfa karşı sofra

Savaşa, yoksulluğa ve israfa karşı sofra

Devamını Oku
04.12.2016
‘Her yıkılmış ev bizim için mezar’

Avukat Ramazan Demir, 8 ay sonra sokağa çıkma yasağı kaldırılan Şırnak’ta evini, kardeşinin test kitabından buldu. Demir, yıkımı “Yıkımın büyüklüğü karşısında sen ufacık kalıyorsun. Şırnak’ta 92’yi yaşadık. Ama bu seferki başka bir şeydi” diye anlattı.

Devamını Oku
28.11.2016
Özgür Gündem nöbetçi yayın yönetmenleri yine adliyede... Suçları dayanışma!

Çağlayan’dak i Adalet Sarayı’nda dün Özgür Gündem’le dayanışma amacıyla bir günlük genel yayın yönetmenliğini üstlenmiş gazeteciler vardı. Necmiye Alpay, Yıldırım Türker, Hasan Cemal, Jülide Kural, Murat Uyurkulak, Faruk Balıkçı ve birçok gazeteci daha.

Devamını Oku
25.11.2016
Bertrand: Gazeteci taraf seçmek zorunda değil

Geçen cuma Gaziantep’te gözaltına alındıktan sonra sınır dışı edilen Fransız gazeteci Olivier Bertrand, ‘Kafkaesk’ dediği o üç günü anlattı.

Devamını Oku
18.11.2016
'Otoriteryanizm yükseliyor'

Trump’ın başkan seçilmesi tartışmaları devam ediyor. Doç. Dr. Evren Balta insan haklarının, özgürlüklerin baş tacı edildiği 90’lar döneminin kapandığını söylüyor. Balta “Trump lider olarak bunların hiçbiriyle ilgilenmediğini söylüyor. Trump gibi liderlerin, Türkiye’de Erdoğan’ın, Macaristan’da Orban’ın yaptığı en önemli şeylerden biri kurumsuzlaştırma” diyor.

Devamını Oku
13.11.2016
Delirmiyorsak o da inattan

Delirmiyorsak o da inattan

Devamını Oku
05.11.2016
‘OHAL hatırası’

‘OHAL hatirası’

Devamını Oku
03.11.2016
Denizde orman kanunları

Su ürünleri mühendisi Mehmet Özdinar’ın TÜİK için balıkçılardan veri toplarken ölümü, gözleri vahşi kapitalizm belgeseline benzeyen balıkçılık sektörüne, büyük balıkçıların hırsına ve rekabet arttıkça ortaya çıkan şiddete çevirdi.

Devamını Oku
31.10.2016
Devletin ‘üvey’ çocukları

Devletin ‘üvey’ çocukları

Devamını Oku
15.10.2016
'AKP, kendini OHAL’e kaptırdı'

'AKP, kendini OHAL’e kaptırdı'

Devamını Oku
01.10.2016
‘Ellerimiz yakalarında’

‘Ellerimiz yakalarında’

Devamını Oku
25.09.2016
‘İşimi bitireyim sonra öldürün’

‘Öldürün ama işimi bitireyim ondan sonra’

Devamını Oku
24.09.2016
Göbeklitepe'ye yazık

Göbeklitepe'ye yazık

Devamını Oku
28.08.2016
El yakmadan yazılmaz

El yakmadan yazılmaz

Devamını Oku
23.08.2016
Bu önlemlerle kâr özelleştiriliyor, zarar toplumsallaştırılıyor

İktisatçı Doç. Dr. Ümit Akçay, AKP’yi iktidarda tutan en önemli faktörlerden birinin her şeye rağmen ekonomik büyümenin sürmesi olduğunu söylüyor. Akçay, “Büyüme durduğunda olabilecekleri kimse bilmiyor. O nedenle “ne pahasına olursa olsun büyüme” ruhu hâkim” diyor.

Devamını Oku
19.08.2016
'Batı jetlerin sesini yeni duydu'

'Batı jetlerin sesini yeni duydu'

Devamını Oku
24.07.2016
Darbeciye işkence demokrasi getirmez

Darbecilerin cezalandırılması gerektiğini söyleyen TİHV Genel Sekreteri Bakkalcı, insanlık onurunun korunmasına yönelik değerlerin polemik konusu yapılamayacağını söyledi.

Devamını Oku
23.07.2016
Taksim'de bir 'şölen'

OHAL ilanı, Taksim Meydanı’ndaki Demokrasi Şöleni’nde canlı dinlendi. Sonra kornalarla sabaha kadar sürecek ‘olağanüstü’ bir kutlama başladı.

Devamını Oku
22.07.2016
Hepiniz aynı tanktasınız

Hepiniz aynı tanktasınız

Devamını Oku
16.07.2016
‘Kimse farklı olduğu için azap çekmesin’

‘Kimse farklı olduğu için azap çekmesin’

Devamını Oku
10.07.2016
'Taksim’in içine etmek mümkün'

Prof. Sayın’ın Bilgi Üniversitesi’yle ilişiğinin kesilmesini protesto ederek istifa eden Prof. Neumann, Batı’nın Erdoğan’ı sultan olarak göstermeyi sevdiğini, Erdoğan’ın da kendini Osmanlı motifleriyle sunduğunu söyledi

Devamını Oku
07.07.2016
‘Sadece özgürlük istiyoruz’

‘Sadece özgürlük istiyoruz’

Devamını Oku
20.06.2016
Fuarda biten umutlar

Fuarda biten umutlar

Devamını Oku
11.06.2016
Örgütlü kötülüğün davası

Kadıköy’de öldürülen Bahadır Grammeşin’in kardeşi Başak, bugünkü duruşma öncesi Cumhuriyet’e konuştu.

Devamını Oku
08.06.2016
“Asıl evlerimizin halini görünce delireceğiz”

“Asıl evlerimizin halini görünce delireceğiz”

Devamını Oku
29.05.2016
‘İnadına o evde yaşayacağım’

Yüksekova’da yatak odalarına bir özel harekâtçının “Yüksekova’da aşk başka yaşanıyor” yazdığı Uzunköprü çifti Cumhuriyet’e “Bu neyin kinidir çözemiyoruz” dedi.

Devamını Oku
27.05.2016