Yükselen ve hep yükselecek olan bir değer: Laiklik
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Yükselen ve hep yükselecek olan bir değer: Laiklik

25.09.2018 09:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dünya tarihinde yaşanan ihtilafların, kavgaların, kanlı savaşların yerine toplumsal barışı inşa etmenin tek yolu olan laiklik, ne yazık ki hak ettiği şekilde kavranamamıştır. Dindarlığın da güvencesi olan laiklik, demokrasinin işleyebilmesinin en önemli dayanağıdır.

Keşfedildiği zamanlardan itibaren 20. yüzyılın sonuna kadar laikliğin önemi ve değeri layık olduğu oranda anlaşılamamış, buna bağlı olarak da yeterli şekilde sahiplenilmemiştir. Bunun sebebi önceki yüzyıllarda laikliğin toplumsal barış ve uzlaşmaya katkısının tam olarak fark edilememesidir. Bu yüzdendir ki dünyada çok az devlet, temel ilkeleri ve hukuki düzenlemeleri arasında laikliğe yer vermiştir. Ama içinde ve henüz başında bulunduğumuz 21. yüzyılda ise laikliğin değeri hızla öne çıkmış, hiç ilgisiz sanılan ülke ve toplumlar bile en başta Müslümanlar olmak üzere ona karşı kulak kabartmaya başlamıştır. Yakın bir gelecekte hemen her devlet laiklik olmadan yönettiği topluma barış ve huzur getiremeyeceğini idrak edecektir. İşte bunun için bundan sonraki zamanlarda laiklik daima yükselen bir değer ve hemen her devletin olmazsa olmaz temel bir düzenlemesi olacaktır.

Toplumsal barış için laiklik
Tarih boyunca toplumsal ihtilaflara, kavgalara, kanlı savaşlara en fazla din ve mezhep farklılıkları ile etnik ayrılıklar sebep olmuştur. Din ve mezhep farklılıklarını kavga ve savaş nedeni olmaktan çıkarıp toplumsal barış, uzlaşma ve rahatlama sağlamanın tek yolu laikliktir. Bu konuda laikliğin alternatifi yoktur. Laiklik, yüzyıllarca çok kanlı bir şekilde sürmüş olan din, inanç ve mezhep kavgalarına son vermek ve bu alanda köklü bir özgürlük sağlamak için yürütülen uzun çabaların sonunda keşfedilmiş son derece akılcı, o ölçüde değerli ve tutarlı bir formüldür...
Laiklik asla din karşıtlığı ve dinsizlik değil, dinin devleti yönetme amaçlı siyasal bir ideoloji haline getirilmemesidir. Din böyle bir amaca yöneldiğinde, böyle bir amacın ideolojisi haline getirildiğinde toplumda özgürlük, demokrasi ve çağdaşlığın alamet-i farikası olan çoğulculuk bitiyor; tek inancın, tek görüşün, tek yorumun dayatmaları ve o dayatmalardan doğan çatışmalar başlıyor. Bu sebeple bir demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla işleyebilmesinin en önemli dayanağı, bir anlamda omurgası da laikliktir.

İlk Müslüman laik ülke: Türkiye
Türkiye, Müslüman ülkeler içinde Atatürk’ün öngörüsü sayesinde laikliği en erken kabul eden ülke olmuştur. Katı ve kraldan fazla kralcı uygulamalarıyla zaman zaman sorunlar yaşanmış olsa da laiklik kabulünden bu yana Türkiye’yi din ve mezhep ayrılıklarının sebep olduğu gerginliklerden, çatışmalardan; tarikat ve cemaatlerin rekabet ve çıkar savaşlarının bütün topluma egemen olmasından korumuştur.
Türkiye’de laiklik sayesinde kadın erkek eşitliğinde önemli mesafeler alınmış; kızlarımız, kadınlarımız her alanda eğitim görebilmiş; kişilik ve bireysellik kazanabilmiş; bazı İslam ülkelerinde kadınlar sürücü belgesi bile alamazken bizim kadınlarımız her türlü memuriyeti elde edebilmiş; bütün kamusal alanlarda var olabilmiş; ülke kalkınmasında önemli roller üstlenmiştir.
Laiklik, din ve inanç özgürlüğü kadar inancın dışavurumu ve yaşanması olan dindarlığın da güvencesidir. Bu sistemde dileyen ve isteyen; kimseye din ve dindarlık empoze etmemek, dini siyasete ve kişisel çıkarlara araç yapmamak koşuluyla dilediği kadar dindar olabilir. Sadece devlet laik olur, vatandaş laik olmaz düşüncesi yanlıştır. Birey ve vatandaş da hem laik hem dindar olabilir. Laiklik dindarlığa, dindarlık laikliğe engel değildir.
Türkiye’de ve bütün Müslüman ülkelerde dindar Müslümanların atması gereken en önemli adım, kendileri için istedikleri özgürlük, demokrasi ve hoşgörüyü, kendileri gibi olmayanlara da tanıyacaklarını açık seçik ifade ve ilan etmektir. Ancak böyle bir adım laikliğin ve onun üzerinde yeşerecek olan toplumsal barış ve istikrarın temel zemini olabilir.
Türkiye’de devletin ve onun sahadaki temsilcisi olan hükümetlerin asla savsaklamaması gereken en önemli görevleri her yerde ve her fırsatta laikliğin eğitimini çok iyi vermek; önemini, değerini çok iyi anlatmaktır. Bu, çağdaş bir devlet ve toplum olma yolunda yapılacak en önemli iştir.  

İsmail Özcan
Eğitimci

Yazarın Son Yazıları

Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026
Atatürk, üç kadın ve Hatay - Ülgen Zeki Ok

Kişisel gelişime hevesli gençler, bu amaca yönelik rehber kitaplar yerine, Atatürk’e yakın insanların yazdığı anı kitaplarını okumalılar.

Devamını Oku
28.01.2026
Suriye’de neler oluyor? - Nejat Eslen

ABD’de strateji geliştirme yöntemi öğretisinde üç ana unsurun esas alınması gerektiği ifade edilir...

Devamını Oku
28.01.2026
Üniversitelerde bitmeyen sorunlar - Kaya Özgen

Üniversitelerimizde büyük sorunlar yaşandığı biliniyor.

Devamını Oku
28.01.2026
Çöküşü yönetenler - Doğan Sevimbike

Davos’ta bu yıl dile getirilenler, artık “gelecek vizyonu” ya da “reform çağrısı” olarak okunamaz.

Devamını Oku
27.01.2026
Trump siyasi havayı geriyor - Taner Baytok

Büyük küçük birçok ülkenin gündeminde ilk sırayı işgal eden açlık, fakirlik, geçim sıkıntısı yerini daha da önemli başka risklere terk etti.

Devamını Oku
27.01.2026
Cüzzamla Savaş Derneği 50 yaşında - Prof. Dr. Ayşe Yüksel

Yarım asır önce, ülkemizde belki de yalnızca Verem Savaş Derneği’nin olduğu günlerde, bu dernekten de destek alarak Cüzzamla Savaş Derneği’ni kim kurdu?

Devamını Oku
26.01.2026
Hukuksuzluk diz boyu… - Av. Erol Ertuğrul

Ünlü İtalyan fizikçi Galileo, “Dünya dönüyor” dediği için engizisyon mahkemesi tarafından 1632 tarihinde yargılanmış ve yaşam boyu hapis cezası ile cezalandırılmıştı.

Devamını Oku
26.01.2026
Kurtulma olasılığını da düşündüler - Mustafa Yıldırım

Tevhid, Ekim 1991’de “İslami Direniş ve Parti” başlıklı bildiriyle kendilerini, “Türkiye’deki tağuti Kemalist rejime karşı olan Müslümanlar” olarak tanıttı; “mevcut rejime karşı mücadele verecek bir hareketin” yapılanma ilkelerini, madde madde açıkladı.

Devamını Oku
25.01.2026
Yönetenler, yüreklendirenler - Mustafa Yıldırım

Humeyni, Kuran için savaşı, bireyleri öldürmeyi emreden çağlar sonrasının yeni halifesi olarak saygı, sevgi kazanıyor; dünya Müslümanlarının tek önderi olduğunu gösteriyordu.

Devamını Oku
24.01.2026
UMUT o duvar yıkılıncaya kadar devam edecek

Türkiye’nin yakın dönem siyasi tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri, 24 Ocak 1993’te gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun Ankara’da evinin önünde hunharca ve kalleşçe öldürülmesiydi.

Devamını Oku
24.01.2026
Kara bir tarih: 24 Ocak - Hilmi Taşkın

24 Ocak 1993 günü Ankara’da aracına yerleştirilen bomba ile katledildi Uğur Mumcu.

Devamını Oku
24.01.2026
Tarihsel mezhepçi zihniyet - Neval Oğan Balkız

Leyla Şahin Usta, bir milletvekili ve aynı zamanda AKP grup başkanvekili.

Devamını Oku
22.01.2026
Psikolojik sermaye - Banu Özkan Tozluyurt

Bugünün dünyasında çocuklarımızı en çok neyle ölçüyoruz?

Devamını Oku
22.01.2026
Stratejik akıl ve politik alan - Başar Yaltı

Generallerin sanatı olarak bilinen strateji, askeri bir terim olmakla birlikte artık yaşamın hemen her alanında, özellikle de politik alanda kullanılan bir kavram haline geldi.

Devamını Oku
21.01.2026
Gazze’ye kim çöktü? - Ufuk Saka

Her şey küresel sermaye ittifakı adına İngiliz hükümetinin, ta 1848 yılında bir genelgeyle Filistin’deki konsoloslarını Yahudilerin himayesine vermesiyle başlamıştı.

Devamını Oku
21.01.2026
İktidarın meşruiyet sorunu - Kadir Serkan Selçuk

2002 genel seçimlerinde AKP yüzde 34 oy aldı.

Devamını Oku
21.01.2026