Hikmetinden sual edilmeyen sultanlık!
Mine G. Kırıkkanat
Son Köşe Yazıları

Hikmetinden sual edilmeyen sultanlık!

17.02.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

On yedi yıldan beri iktidarda olan AKP, Türkiye’yi zaten zararsız konumundan pek hoşnut, karnı tok, sırtı pek muhalefet yokluğunda; tüm eleştirilere kulaklarını tıkayıp “dediğim dedik, çaldığım düdük” zihniyetiyle yönetiyor.
Bu yönetim biçimi ve muktedirleri, Cumhuriyetin halk aç kalmasın diye var ettiği tüm kurumlarını satıp savdıktan, düzeneklerini yıktıktan, zor yıllardaki karne ve kuyruklarıyla yıllarca alay ettikten sonra; uzun kuyrukların oluştuğu fiyat tanzim satışları düzenliyor. Üstelik temel ihtiyaçların 2 kg ile sınırlandığı bu satışların gördüğü rağbetle övünüyorlar!
Daha doğrusu, övdürüyorlar.
Yandaş medyanın yayımladığı röportajlara bakılırsa, yurdumuzda ucuz yiyecek alabilmek için saatlerce sıra beklemekten çok mutlu ve iktidara tanzim satışları için övgüler yağdıran bir kitle var.
Nüfusun kuşkusuz hiç de azımsanmayacak yoksul ve üretim çarkının dışında kalan yüzdesini oluşturan bu kitleyi; “Hak etmediğini düşündüğü temel ihtiyaçlarını, kuyruğa girip saatlerce bekleyerek alınca, emek verip çile çekerek hak ettiğine inanan halk” diye tanımlamak, sanırım yanlış olmaz.

***

Osmanlı Devleti’nde, vergilendirilen halka “reaya” denirdi. Sizlerin de çok iyi bildiği gibi tebaa statüsündeki reaya tabanını oluşturan ümmet; memur, asker, zanaatkâr, çiftçi ve köylüleri kapsardı.
Bu tebaa içinde elbette tüccarlar da vardı. Ama büyük çapta ticaret, seri imalat gibi kapsamlı ekonomik ve finansal etkinlikler, önce kendiliğinden, sonra dış dayatmayla gayrimüslim azınlıkların ayrıcalıklı alanı olmuştu.
Padişah, devlet demekti. Tüccar ve imalatçı olmayan Müslüman tebaanın can sahibi; kulluğundan hoşnutsa paşalık, han hamam, toprak ve ekmek veren efendisiydi. Kâh velinimet, kâh “zalim kısmet” olabilirdi. Hoşnut değilse hem verdiklerini geri, hem de kellesini alır, sıkışınca vergi salıp iyi gününde ulufe dağıtırdı.

***

1789 Büyük Fransız Devrimi’nden sonra dünyaya yayılan “yurttaşlık” algısı, zaten matbaa ve sanayi devrimini de ıskalayan Osmanlı mülküne uğramadı.
Ticaret ve imalat yapan reaya, her şeyden önce çoğu gayrimüslim olduğu, yani İslam halifesine kulluğu içselleştirmediği; büyük ölçüde de dünyayı izlediği ve yaptığı iş gereği zekâsı geliştiği için yurttaşlık bilinciyle buluştu. Hakkını savunmayı, sonuçta pek kazanamasa da öğrendi.
Ama paşasından marabasına, sahip olduğu her şeyin Padişah/devlet tarafından bazen keyfi olarak alınıp verilmesine koşullanan Müslüman tebaa; hak etmek nedir, neye hakkı vardır, neye yoktur pek bilemedi...
Hatta liyakati, çoğu zaman verilen rütbe ya da makama değil; rütbe ve makamı “lütfeden” efendiye vefa hizmeti sandı!
Hak etmeden ihsan, nimet, lütuf dağıtımına; bazen de küfür kıyamet ya da dayak yiyip soyup soğana çevrilmeye alıştı...

***

Cumhuriyet, matbaa ve sanayi devrimini ıskalayan bu reayadan okumuş yazmış bir halk yaratmayı hem de çok kısa zamanda başardı.
Ticaret ve finans dünyasının gemlerini gayrimüslimlerden alıp Müslümanlara vermek için, çok acımasız yöntemler de kullandı!
Kulluğa koşullanan çok etnili bir ümmetten, “Türk” kimliği altında özgür bir millet yarattı. Kadını ve erkeği yasa önünde eşitledi, ulus ve yurttaşlık bilinci aşılamaya çalıştı.
Müslüman ümmet, el hak, ticarette pek yetenekli çıktı. Nüfusun yoksul bile olsa görerek öğrenen ya da okuyup yazınca gözü açılan yarısı, kulluğu kolayca terk etti, yurttaşlığı özümsedi ve hakkını aramayı da öğrendi.
Ama geniş genelinde dindar, muhafazakâr ya da eril aşiret/ aile baskısından kurtulamayan ve zaten kurtulamaması için cahil bırakılan bir nüfus, toplumsal belleğine yer eden kulluk zihniyetini değiştirmedi. Çünkü bu zihniyeti terk etmek, kadının erkeğe eşitliğini de kabul etmeyi gerektiriyordu ki; kendisi de sultanın eril otoritesine kayıtsız koşulsuz boyun eğen erkek otoritesine dayalı muhafazakârlığın hiç işine gelmedi!

***

Aslında aynı çevrede yetişen, zaten aynı zevksizlik ve görgüsüzlüğü paylaşan; ama az çok eğitim, epeyce de oportünist kurnazlıkla sınıf atlayan AKP muktedirleri, sefalarının ancak “kullanışlı cahiller” sayesinde süreceğini biliyorlardı. İçinden çıktıkları halk tabanına, genetik belleğindeki kulluğa uygun davrandılar. İşsiz güçsüz bırakıp, din ve diyanetle uyuşturdukları yığınları, zaten alışık oldukları ihsan ve ulufe ile geçinmeye koşulladılar. Yandaş medya sayesinde haberlerden bile habersiz, yalan dolanla coşup durulan bir cahiller ordusu yarattılar.
Ve bugün, o kuyruklarda üç kuruşa daha ucuz hıyar alıyoruz diye saatlerce beklemekten mutlu insanlar; ne saçmalarsa saçmalasın hikmetinden sual edilmeyen bir sultanlığa inanıyorlar.  

Yazarın Son Yazıları

Güney Amerika’ya Ortadoğu modeli

Beyaz Saray, sosyal medyada Başkan Donald Trump’ın siyah beyaz bir fotoğrafını yayımlıyor, üstüne küçük harflerle “No games” altına büyük harflerle FAFO yazıyor.

Devamını Oku
11.01.2026
Ve Tanrı aşkı yarattı

Gazeteci, o sabah dörder dörder çıktı çalıştığı derginin eski ama soylu mermer merdivenlerini.

Devamını Oku
04.01.2026
Hemingway için “ikinci Truva kuşatmasının sonu” (2)

9 Ekim 1922 tarihli Toronto Daily Star gazetesinde Ernest Hemingway imzasıyla yayımlanan “Türkler İstanbul yakınlarında” başlıklı haber...

Devamını Oku
28.12.2025
Hemingway’in Türklerle imtihanı

Kurtuluş Savaşı’nın Cumhuriyetle taçlanmasına bir yıl var ve İstanbul işgal altındaydı.

Devamını Oku
21.12.2025
Bir sosyal demokratın anıları

Halkçı Parti’nin genç milletvekilleri koşulların izin verdiği ölçüleri aşarak 12 Eylül ve sonrasındaki işkence iddialarını Meclis gündemine taşıyordu.

Devamını Oku
14.12.2025
Hello Papa, sen misin yeni baba?

Boğaz kıyılarındaki küçük Byzantion yerleşkesini Nova Roma’ya (Yeni Roma, bugünkü İstanbul) dönüştürecek yıkım-yapım çalışmaları 324 yılında başladı.

Devamını Oku
07.12.2025
Türkiye’nin ilk kitap müzesi: FKE

Fethiye, yurttaşların ormanları yanmasın diye nöbet tuttuğu ve olağanüstü güzellikte kıyı şeridine çöken muktedirlere, muktedir torpillilerine karşı kazanamayacaklarını bile bile mücadeleye girmekten korkmayan çevreciler ile yurtsever Yörüklerin diyarıdır.

Devamını Oku
30.11.2025
Karar ve tavır

Türkiye artık ulusal bir toplum değil.

Devamını Oku
23.11.2025
Onlar SAFE, bizler saf..

Hayhuy arasında kaynadı gitti...

Devamını Oku
16.11.2025
Yangın önlemek mi, keriz silkelemek mi?

Turizm, Türkiye’nin en önemli gelir kaynaklarından biri.

Devamını Oku
09.11.2025
Panik atak mı, panik aşk mı?

Kırk yaş, rastgele bir yaş değildir.

Devamını Oku
02.11.2025
İster zart, ister zurt, illaki zort

Dünyada pek çok devlet ve yönetim biçimi vardır.

Devamını Oku
26.10.2025
Yılanların yalanı

Türkiye’nin yalanları, tarihi kadar uzun, kalın ve kuyrukludur.

Devamını Oku
19.10.2025
Hayaller Riviera, gerçekler Gazze

ABD’nin en hafif deyimle en tuhaf başkanı Trump’ın Gazze’ye ilişkin bir projesi var.

Devamını Oku
12.10.2025
Siter yalha züdü çekger dirmi?

Çocukken çok sevdiğim bir oyun vardı. Belki siz de oynamışsınızdır...

Devamını Oku
05.10.2025
Al saat ver saat

Makronezya müstebiti Valdemir Potin’in ricası üzerine Mikronezya’yı barışçıl amaçlarla işgal eden 100 bin Çinli askeri doyurmak kolay değildi.

Devamını Oku
04.10.2025
Bir muhtarın çığlığı

11 Eylül 2025 tarihinde Kadıköy ilçesindeki Caferağa Mahallesi’nin kalbindeki tek mazbut (tahrip edilmemiş alan), Ali Oğlu Hüseyin Vakfı’na ait 12 dönümlük arsa için bir ihale düzenlendi.

Devamını Oku
28.09.2025
Hatırla sevgili, o makus tarifi

100 bin Çinlinin 100 bin nüfuslu Mikronezya adasını işgali, iştah ve sefayla sürüyordu.

Devamını Oku
27.09.2025
Eğriliğin ederi, doğruluğun bedeli

Dünyanın tüm kedileri aynı dili konuşur, aynı tınılarda hırlar ve miyavlarlar.

Devamını Oku
21.09.2025
Kayyum devşirme

12 Haziran 2011 genel seçimleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanı olarak girdiği ikinci, oy kullanabildiği ilk seçimdi.

Devamını Oku
14.09.2025
Sal gideyim, salla geleyim

Yalnız ve güzel ada Mikronezya’nın uyuşuk ahalisi, her şeye alıştığı gibi savaşsız gerçekleşen Çin işgaline de alışmış, minnak adayı nüfusu kadar işgalciyle paylaşmayı da kabullenmişti.

Devamını Oku
13.09.2025
Hayaller dolgun fon, gerçekler yırtık don

Güzel bir Kafkas atasözüdür: “Yükseklerde ne eserse alçaklarda onu toplarsın.”

Devamını Oku
07.09.2025
Belirsizliğe doğru

Joseph Ignace Guillotin, 1738 ile 1814 yılları arasında yaşamış bir doktor; Paris Tıp Enstitüsü’nde anatomi dersleri veren bir hocaydı.

Devamını Oku
31.08.2025
Yarım insan hakları

Mısır, nüfus çoğunluğu Müslüman bir ülkedir.

Devamını Oku
24.08.2025
我们身后还有十五亿

Çin’in Mikronezya’yı sessizce işgali Makronezya müstebiti Valdemir Potin hariç, Ezya arşipelindeki tüm istibdatları heyecana gark etmiş ve hatta okyanus ötesi kıtaları da zıplatmıştı.

Devamını Oku
23.08.2025
Bir vasiyetin ağırlığı

“Toplum olarak fikirdüşünce gelişmesi ve vicdan bilinçlenmesi gibi nimetlerden yoksun kalmışlığımızın iki sorumlusu vardır...

Devamını Oku
17.08.2025
Çin işi, asker dişi

Mikronezya ile Yutania’nın şöyle ağız tadıyla bir türlü kapışamayan ordularının sahillerde pineklediği bir sabah; olan oldu.

Devamını Oku
16.08.2025
İsyan hakkı

İnsanlar niçin anneye, babaya, düzene isyan ederler?

Devamını Oku
10.08.2025
Yanık toprak taktiği

Türkiye, artık ağır yaralı bir ülke.

Devamını Oku
03.08.2025
Satamam derdimi kimseye

Mikronezya’nın Yutania ile nihai kapışması beklenirken Ulu Çoban Muktedir Makropiç’in de askeri ve sivil ahalinin moralini elbette yüksek tutması gerekiyordu.

Devamını Oku
02.08.2025
Patria Nostra’dan Madara Mostra’ya

Hani karşınızda biri limon yer, sizin damağınız kamaşır.

Devamını Oku
27.07.2025
Emekli açlık, emeksiz tokluk

Köyde doğdum. Lise bitene kadar kara lastik ayakkabı giydim. Devlet yurdunda tıkış tıkış vaziyette üniversiteyi bitirebildim...

Devamını Oku
20.07.2025
Son dilek, yok çörek

Mikronezya ve Yutania’nın yaz sıcağında çöle dönüşen kumsallarında düşman beklerken sivrisinek avlayan, sevdiklerinden aylardır uzak kalan askerler, depresyona giriyorlardı.

Devamını Oku
19.07.2025
Yüreğimiz sızlar, ciğerimiz yanarken...

Canlılar arasında bir canlı türü olan insanın, ait olduğu memeliler sınıfındaki diğerlerinden tek üstünlüğü, beyinsel yeteneğidir.

Devamını Oku
13.07.2025
Dar sahada kısa paslaşma

Mikron ordusu kıyıda düşman beklerken, Betonit Saray’da işler çığrından çıkmıştı. Olası savaş masrafları boyuna yoksul halkın sırtına bindiriliyor; savaş korkusu ise Kel Tepe’deki ayrıcalıklı nüfusun cima furyasını kamçılıyordu. Sarayın CİA danışmanı Frozen Goldstein, donuk zekâsına karşın epeyce ateşli bir çapkındı. Güzeller güzeli karısı Frambuaz ise başlangıçta dini bütün bir Yolcu ve erdemli bir kadındı. Ama kocasının ihanetlerini öğrenince yoldan çıkmış; “göze göz dişe diş” deyip o da cima havuzuna atlamıştı.

Devamını Oku
07.07.2025
Diyanet’in yol harcı, teğmenlerin ihracı

Tuzla Piyade Okulu’nda 10 Kasım 2023’te Atatürk’ü anma etkinlikleri için son hazırlıklar yapılıyordu.

Devamını Oku
06.07.2025
Saçma sapan bir savaş mıydı?

Saçma sapan bir savaş mıydı? İ srail’in suikast saldırıları, İran’ın Demir Kubbe’yi delen füzeleri, ABD’nin İran’ı bombardımanı, yıkılan binalar, insan kayıpları ve pek de anlam verilemeyen bir savaş daha tavsadıktan sonra ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth dünyaya açıkladı: “Biz bu saldırılara aylardır hazırlanıyoruz…”

Devamını Oku
29.06.2025
Suratın tatlısı, limonun ekşisi

Mikronezya adasının Yutania’ya bakan kıyı şeridinde, askeri karargâh dışında bir sivil yaşam belirtisi de vardı...

Devamını Oku
28.06.2025
Sarı Paşa ve Türk Mucizesi

Vakit dardı. Kütahya mücadelesi sonrası, Yunan ordusu var gücüyle saldırıya geçecekti.

Devamını Oku
22.06.2025
Felekten bir gece, adını hece hece

Bolluk ve mutluluk istibdatı Yutania adasında, herkes seferberlik öncesi günleri özlüyordu.

Devamını Oku
21.06.2025