Yangın önlemek mi, keriz silkelemek mi?
Mine G. Kırıkkanat
Son Köşe Yazıları

Yangın önlemek mi, keriz silkelemek mi?

09.11.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Turizm, Türkiye’nin en önemli gelir kaynaklarından biri. Bu yılın ocak ayında 74 kişinin ölümüyle sonuçlanan Kartalkaya’daki otel yangını, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda travma yarattı ve turistik tesislere değgin yangın yönetmeliğini değiştirmesine yol açtı.

Ancak adındaki kültüre sahip olmayan ve turizmi otelciliğe indirgeyen bakanlık; travma telaşıyla yaptığı yeni yangın yönetmeliğini de ağzına yüzüne bulaştırdı.

Tesisler arasında yeni eski ya da büyük küçük ayrımı yapmayan; zaten İmar Yasası’nın tamamlayıcısı İmar Yönetmeliği’ni de hiçe sayan yeni yönetmelik, tüm konaklama yerlerini 31 Aralık’a kadar “karşılıklı iki yangın merdiveni” koymaya ve “yangın kapıları” takmaya zorunlu tutuyor.

YÖNETMELİK ÇİĞNEYEN YÖNETMELİK 

Orta ölçekli bir otel sahibi, anlatıyor:

“Otelimin yangın merdiveni var ve arka cephede. Şimdi bakanlık, olanın karşı cephesine ikincisini koyacaksın, diyor. Yani sokak tarafındaki ön cepheye de merdiven koymak zorundayım ki bu da binanın statiğiyle oynamayı gerektiriyor. Ama böyle bir seçenek imar kirliliği yaratacağı gibi, zaten imar yönetmeliğine de aykırı!

Hem imar yönetmeliğine hem de yangın yönetmeliğine uymak için otelimin birkaç odasını yıkıp yerine ikinci merdiveni yapsam; bu kez Turizm Bakanlığı’nın otelime verdiği statü düşüyor.

Bakanlık önünü arkasını hiç düşünmeden, sanki Türkiye’deki on binlerce konaklama tesisi tek tipmiş gibi bir yangın yönetmeliği yapmış. Küçük çaplı basit konaklama işletmeleriyle turizm işletme belgeli büyük tesisleri bir tutmuş.

Dayattığı ikinci yangın merdiveni örneğin kent merkezlerinde bitişik düzen binalardaki otellerde nasıl uygulanabilir? Her tesisin bahçesi mi var?”

KAPI MERDİVEN BAHANE, CEZA ŞAHANE 

Gelelim yönetmeliğin, tam bir abukluk olan yangın kapıları dayatmasına. Abukluk diyorum, çünkü gözlerimle gördüm bu kapıları ve böylesine entipüften, böylesine çirkin yangın kapılarına hayatımın yarısını geçirdiğim hiçbir “uygar dünya” kentinde rastlamadım. Bu bir.

İkincisi, yangına ne denli dayanıklı olduğu çok tartışmalı bu kapıları TSE’den ibaret sertifikayla üretim izni çok az sayıda şirkete verilmiş. Oysa bu şirketler, 31 Aralık 2025’e kadar hem ikinci yangın merdiveni koymak hem de yangın kapıları takmak zorunda olan on binlerce turistik tesisin siparişine yetişemiyor, teslimat tarihi aylar sonrasına veriliyor.

Anlaşılan, Kültür ve Turizm Bakanlığı yine bir silkeleme operasyonu peşinde: Çoğu turistik tesisin dayattığı yeni yangın yönetmeliğine 31 Aralık’a kadar uygun hale gelemeyeceğini biliyor ve ceza keserek kasasını doldurmayı hedefliyor. Neden derseniz, sorgulamak yetiyor:

Okullara, öğrenci yurtlarına, kamu kuruluşlarına da çifte yangın merdiveni, yangın kapıları takılacak mı? Oralarda toplanan, barınan, çalışan milyonlarca insanın canı can değil mi?

KÜLTÜRSÜZ TURİZM ÇİRKİNLİĞİ 

Abukluk buradaysa, sabukluk da uzakta değil: Safranbolu, Alaçatı, Ayvalık, Akyaka’nın ve daha pek çok tarihsel değeri olan eski yerleşimlerin güzelim ahşap ya da özgün karakterli yapılarını biçimsiz yangın merdivenleri, ucube yangın kapılarıyla çirkinleştirmek, hiçbir bakanlığın haddi olmamalıdır!

Kültürsüz bile olsa bir Turizm Bakanlığı’nın, dünyada başta kapı tüm ahşap yapıların özgünlüğünü yitirmeden yangından korunması için TSE’den çok daha güvenilir, AB standartlı ve İSO sertifikalı YANMAYAN BOYA, YANMAYAN SAYDAM VERNİK kullanıldığını bilmesi gerekir. Keza Türkiye’deki hemen tüm otellerde zaten var olan yangın detektörleri ve daha dumanı görünce su boşaltan otomatik yağmur sistemi; merdivenler ve kapılardan çok daha etkilidir.

ÖNLEM ÇOK, DENETLEYEN YOK 

Yeter ki bu sistemler, düzenli olarak denetlensin. Örneğin Almanya’da bırakın otelleri, tüm evlerde var olan yangın detektörlerinin çalışıp çalışmadığı “habersiz” gelen görevliler tarafından düzenli aralıklarla denetlenir.

Örneğin kankası Ahmet Hakan’la Yunan adalarını gezen Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, herhalde fark etmiştir: Yunan turistik tesislerinin hemen hepsi eski yapılar olup kapıları ahşaptır ama yanmayan boyayla boyanmıştır. Hepsinde yangın söndürme teçhizatı vardır ama hiçbirine yangın merdiveni ve ucube yangın kapısı konulmamıştır.

Kartalkaya’daki facia, denetim ihmali yüzünden çıktı.

Var olan önlemleri bile denetlemeyenler, şimdi Türkiye’de zaten kan kaybeden küçük büyük tüm turistik tesislerin ümüğünü sıkıyorlar.

Merak ediyorum: Geçen gün Kocaeli’de 6 kişinin öldüğü yangında, parfüm fabrikasının çifte yangın merdiveni, yangın kapıları yok muydu, acaba?

Yazarın Son Yazıları

Sözü demokrat, özü faşistler

Osmanlı Devleti’nin dış borçlarını toplamak için kurulan zamanın IMF’si Düyunu Umumiye’nin müfettişi ve Fransız casusu Ernest Grenier*, anılarının Kürdistan başlıklı bölümünde anlatır...

Devamını Oku
01.02.2026
Tetikte siyasi erk, hedefte İstanbul Erkek

Geçen hafta, kardeş yazarımız Barış Pehlivan’ın kaleminden İstanbul Erkek Lisesi’nde çevrilen dinci dümeni okudunuz.

Devamını Oku
25.01.2026
Hrant Dink’in iki ölümü

Yarın 19 yıl olacak, içimizdeki en insan kaldırımda cansız yatalı ve üstüne serilen muşambaya sığmayan ayaklarındaki tabanı delik papucuyla unutulmaz olalı...

Devamını Oku
18.01.2026
Güney Amerika’ya Ortadoğu modeli

Beyaz Saray, sosyal medyada Başkan Donald Trump’ın siyah beyaz bir fotoğrafını yayımlıyor, üstüne küçük harflerle “No games” altına büyük harflerle FAFO yazıyor.

Devamını Oku
11.01.2026
Ve Tanrı aşkı yarattı

Gazeteci, o sabah dörder dörder çıktı çalıştığı derginin eski ama soylu mermer merdivenlerini.

Devamını Oku
04.01.2026
Hemingway için “ikinci Truva kuşatmasının sonu” (2)

9 Ekim 1922 tarihli Toronto Daily Star gazetesinde Ernest Hemingway imzasıyla yayımlanan “Türkler İstanbul yakınlarında” başlıklı haber...

Devamını Oku
28.12.2025
Hemingway’in Türklerle imtihanı

Kurtuluş Savaşı’nın Cumhuriyetle taçlanmasına bir yıl var ve İstanbul işgal altındaydı.

Devamını Oku
21.12.2025
Bir sosyal demokratın anıları

Halkçı Parti’nin genç milletvekilleri koşulların izin verdiği ölçüleri aşarak 12 Eylül ve sonrasındaki işkence iddialarını Meclis gündemine taşıyordu.

Devamını Oku
14.12.2025
Hello Papa, sen misin yeni baba?

Boğaz kıyılarındaki küçük Byzantion yerleşkesini Nova Roma’ya (Yeni Roma, bugünkü İstanbul) dönüştürecek yıkım-yapım çalışmaları 324 yılında başladı.

Devamını Oku
07.12.2025
Türkiye’nin ilk kitap müzesi: FKE

Fethiye, yurttaşların ormanları yanmasın diye nöbet tuttuğu ve olağanüstü güzellikte kıyı şeridine çöken muktedirlere, muktedir torpillilerine karşı kazanamayacaklarını bile bile mücadeleye girmekten korkmayan çevreciler ile yurtsever Yörüklerin diyarıdır.

Devamını Oku
30.11.2025
Karar ve tavır

Türkiye artık ulusal bir toplum değil.

Devamını Oku
23.11.2025
Onlar SAFE, bizler saf..

Hayhuy arasında kaynadı gitti...

Devamını Oku
16.11.2025
Yangın önlemek mi, keriz silkelemek mi?

Turizm, Türkiye’nin en önemli gelir kaynaklarından biri.

Devamını Oku
09.11.2025
Panik atak mı, panik aşk mı?

Kırk yaş, rastgele bir yaş değildir.

Devamını Oku
02.11.2025
İster zart, ister zurt, illaki zort

Dünyada pek çok devlet ve yönetim biçimi vardır.

Devamını Oku
26.10.2025
Yılanların yalanı

Türkiye’nin yalanları, tarihi kadar uzun, kalın ve kuyrukludur.

Devamını Oku
19.10.2025
Hayaller Riviera, gerçekler Gazze

ABD’nin en hafif deyimle en tuhaf başkanı Trump’ın Gazze’ye ilişkin bir projesi var.

Devamını Oku
12.10.2025
Siter yalha züdü çekger dirmi?

Çocukken çok sevdiğim bir oyun vardı. Belki siz de oynamışsınızdır...

Devamını Oku
05.10.2025
Al saat ver saat

Makronezya müstebiti Valdemir Potin’in ricası üzerine Mikronezya’yı barışçıl amaçlarla işgal eden 100 bin Çinli askeri doyurmak kolay değildi.

Devamını Oku
04.10.2025
Bir muhtarın çığlığı

11 Eylül 2025 tarihinde Kadıköy ilçesindeki Caferağa Mahallesi’nin kalbindeki tek mazbut (tahrip edilmemiş alan), Ali Oğlu Hüseyin Vakfı’na ait 12 dönümlük arsa için bir ihale düzenlendi.

Devamını Oku
28.09.2025
Hatırla sevgili, o makus tarifi

100 bin Çinlinin 100 bin nüfuslu Mikronezya adasını işgali, iştah ve sefayla sürüyordu.

Devamını Oku
27.09.2025
Eğriliğin ederi, doğruluğun bedeli

Dünyanın tüm kedileri aynı dili konuşur, aynı tınılarda hırlar ve miyavlarlar.

Devamını Oku
21.09.2025
Kayyum devşirme

12 Haziran 2011 genel seçimleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanı olarak girdiği ikinci, oy kullanabildiği ilk seçimdi.

Devamını Oku
14.09.2025
Sal gideyim, salla geleyim

Yalnız ve güzel ada Mikronezya’nın uyuşuk ahalisi, her şeye alıştığı gibi savaşsız gerçekleşen Çin işgaline de alışmış, minnak adayı nüfusu kadar işgalciyle paylaşmayı da kabullenmişti.

Devamını Oku
13.09.2025
Hayaller dolgun fon, gerçekler yırtık don

Güzel bir Kafkas atasözüdür: “Yükseklerde ne eserse alçaklarda onu toplarsın.”

Devamını Oku
07.09.2025
Belirsizliğe doğru

Joseph Ignace Guillotin, 1738 ile 1814 yılları arasında yaşamış bir doktor; Paris Tıp Enstitüsü’nde anatomi dersleri veren bir hocaydı.

Devamını Oku
31.08.2025
Yarım insan hakları

Mısır, nüfus çoğunluğu Müslüman bir ülkedir.

Devamını Oku
24.08.2025
我们身后还有十五亿

Çin’in Mikronezya’yı sessizce işgali Makronezya müstebiti Valdemir Potin hariç, Ezya arşipelindeki tüm istibdatları heyecana gark etmiş ve hatta okyanus ötesi kıtaları da zıplatmıştı.

Devamını Oku
23.08.2025
Bir vasiyetin ağırlığı

“Toplum olarak fikirdüşünce gelişmesi ve vicdan bilinçlenmesi gibi nimetlerden yoksun kalmışlığımızın iki sorumlusu vardır...

Devamını Oku
17.08.2025
Çin işi, asker dişi

Mikronezya ile Yutania’nın şöyle ağız tadıyla bir türlü kapışamayan ordularının sahillerde pineklediği bir sabah; olan oldu.

Devamını Oku
16.08.2025
İsyan hakkı

İnsanlar niçin anneye, babaya, düzene isyan ederler?

Devamını Oku
10.08.2025
Yanık toprak taktiği

Türkiye, artık ağır yaralı bir ülke.

Devamını Oku
03.08.2025
Satamam derdimi kimseye

Mikronezya’nın Yutania ile nihai kapışması beklenirken Ulu Çoban Muktedir Makropiç’in de askeri ve sivil ahalinin moralini elbette yüksek tutması gerekiyordu.

Devamını Oku
02.08.2025
Patria Nostra’dan Madara Mostra’ya

Hani karşınızda biri limon yer, sizin damağınız kamaşır.

Devamını Oku
27.07.2025
Emekli açlık, emeksiz tokluk

Köyde doğdum. Lise bitene kadar kara lastik ayakkabı giydim. Devlet yurdunda tıkış tıkış vaziyette üniversiteyi bitirebildim...

Devamını Oku
20.07.2025
Son dilek, yok çörek

Mikronezya ve Yutania’nın yaz sıcağında çöle dönüşen kumsallarında düşman beklerken sivrisinek avlayan, sevdiklerinden aylardır uzak kalan askerler, depresyona giriyorlardı.

Devamını Oku
19.07.2025
Yüreğimiz sızlar, ciğerimiz yanarken...

Canlılar arasında bir canlı türü olan insanın, ait olduğu memeliler sınıfındaki diğerlerinden tek üstünlüğü, beyinsel yeteneğidir.

Devamını Oku
13.07.2025
Dar sahada kısa paslaşma

Mikron ordusu kıyıda düşman beklerken, Betonit Saray’da işler çığrından çıkmıştı. Olası savaş masrafları boyuna yoksul halkın sırtına bindiriliyor; savaş korkusu ise Kel Tepe’deki ayrıcalıklı nüfusun cima furyasını kamçılıyordu. Sarayın CİA danışmanı Frozen Goldstein, donuk zekâsına karşın epeyce ateşli bir çapkındı. Güzeller güzeli karısı Frambuaz ise başlangıçta dini bütün bir Yolcu ve erdemli bir kadındı. Ama kocasının ihanetlerini öğrenince yoldan çıkmış; “göze göz dişe diş” deyip o da cima havuzuna atlamıştı.

Devamını Oku
07.07.2025
Diyanet’in yol harcı, teğmenlerin ihracı

Tuzla Piyade Okulu’nda 10 Kasım 2023’te Atatürk’ü anma etkinlikleri için son hazırlıklar yapılıyordu.

Devamını Oku
06.07.2025
Saçma sapan bir savaş mıydı?

Saçma sapan bir savaş mıydı? İ srail’in suikast saldırıları, İran’ın Demir Kubbe’yi delen füzeleri, ABD’nin İran’ı bombardımanı, yıkılan binalar, insan kayıpları ve pek de anlam verilemeyen bir savaş daha tavsadıktan sonra ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth dünyaya açıkladı: “Biz bu saldırılara aylardır hazırlanıyoruz…”

Devamını Oku
29.06.2025