Belirsizliğe doğru
Mine G. Kırıkkanat
Son Köşe Yazıları

Belirsizliğe doğru

31.08.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Joseph Ignace Guillotin, 1738 ile 1814 yılları arasında yaşamış bir doktor; Paris Tıp Enstitüsü’nde anatomi dersleri veren bir hocaydı.

Yurdu Fransa’da meclis kararıyla idam cezasına çarptırılan mahkûmların kemikleri kırılarak, başları baltayla kesilerek, bazen ilk vuruşta kesilemeyerek uzun süre can çekişmesine dayanamıyordu. İdamın işkenceye dönüşmesini önlemek için daha rasyonel, acı çektirmeyen bir infaz yöntemi aramaya başladı.

Ve ideal aygıtı, İtalya’da buldu. İtalya’da idam mahkûmlarının kafası, iki direk arasına tutturulmuş büyük bir satırın altına monte edilen oluğa yatırılıyor; satır bırakılınca hızla inip kelleyi bir vuruşta koparıyordu. Satırın arada bir tutukluk yaptığı da oluyordu. Ama tutukluk yapmadığı zamanlar sağladığı hızlı kesim performansı, birkaç kadersiz kellenin uğradığı yarı yarıya kesilmişlik acısına oranla epeyce üstündü.

SAATLERE MERAKLI BİR KRAL

Takvimler 1792 yılının şubat ayını gösteriyordu. Joseph Ignace Guillotin halk meclisine “yurttaş temsilci” seçilmiş, üç yıl önce başlayan Fransız Devrimi henüz kralının kafasını kesmemişti.

Halk temsilcisi yurttaş Guillotin, İtalya’dan örnek alarak yaptığı infaz aygıtının küçük bir modeliyle 16. Louis’nin huzuruna çıktı. Kraldan, halk meclisine önereceği bu acısız idam yöntemine destek vermesini istiyordu.

Fransa Kralı 16. Louis, yetkin bir mekanik ustası ve kilit uzmanıydı. Zaten görüşmeyi kabul ettiği halk temsilcisi huzura girdiğinde de biricik hobisi, kilitleriyle uğraşıyordu.

Yurttaş Guillotin, infaz aygıtının nasıl çalıştığını göstermek isterken maketin satırı takıldı, düşmedi.

KENDİ İNFAZINA YARADI

Ama kral, “Çok akıllıca bir yöntem...” dedi. “Satırı yatay değil, verev yerleştirirseniz, tutukluk yapmaz!”

Joseph Ignace Guillotin, kralın öğüdünü tuttu.

Devrimci Halk Meclisi, 20 Mart 1792’de yeni idam infaz aygıtını “Giyotin” adıyla tescilleyip yürürlüğe koydu.

Giyotinin verev satırı hiç tutukluk yapmadı. Her gün sabahtan akşama işlemeye başladı.

1793 yılında Fransız Devrimi, dünya literatürüne “terör” sözcüğünü kazandıracak olan “dehşet” dönemine girdi. Devrimci önderlerin birbirlerini idama gönderdiği; soylusu, burjuvası ve paryasıyla herkesin tir tir titreyip kimsenin güvende olmadığı, kanlı bir süreç başlamıştı.

Her gün sabahtan akşama mesai yapan giyotinin o yıl kestiği binlerce kelleye, satırın tutukluk yapmadan inmesini sağlayan Kral 16.Louis’nin soylu kafası da eklendi.

HER DEVRİME BİR KARŞIDEVRİM

Toplumsal yaşam düzenleyen kural ve kurumların kökten değiştirilip yeniden biçimlendirilmesine devrim denir. İnsanların yavaş değişen düzen algısını beklemeden yapılan ilerici devrimlere karşı yapılan gerici darbelere de “karşıdevrim”.

Tarihte tüm devrimci yapılanmalar, bir yüzyılı atlatamadan karşıdevrimle karşılaşmış, yeni düzen yıkılmış ama yine bir yüzyıl sonra temel fikirleri ve kuralları, toplumlar tarafından kabul görüp ilerlemeyi sağlamışlardır.

Zaten yıkılmakta olan hilafet bayraktarı Osmanlı devletini düşman işgalinden kurtarıp yerine laik Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmak eylemi de büyük ve ilerici bir devrimdir. Nasıl sağlam atıldıysa temelleri, 1950’de başlayan karşıdevrim, yetmiş beş yıldır içini oymayı bitirdi ama kâğıt üstünde hâlâ silemedi gölgesini.

Hele Atatürk’ü hiç mi hiç sökemedi, çoğunluğun beyninden ve kalbinden.

SEVR ANTLAŞMASI YENİDEN YÜRÜRLÜKTE

Belki de bu yüzden, sonunda emperyalistlere teslim oldu çakma diplomalı muktedirler. Parsel parsel satıyorlar yurdumuzu, yurttaşlığımızı; peşkeş çekiyorlar tüm mülkü, kalan son temiz sularımızı ve yaktıkları ormanları sömürgecilere, tröstlere. Yeni maliklerde aranan biricik ölçüt, ister içeriden olsun ister dışarıdan, Türk düşmanı olmak.

Osmanlı, Türkü horlar, Türkçeyi aşağılardı. Başaramadı. Bunlar “Türk” sözcüğünü yasaklamak üzere. Bakalım başaracaklar mı?

Dün Atatürk’ün başkomutan olarak afişlerden yine silinmeye çalışıldığı, Diyanet hutbesinde zaten anılmadığı 30 Ağustos Zaferi’nin 103. yılını, bizler yine coşkuyla kutladık.

Bu kutlamayı unutmayalım. Çoğunluğu hiçe sayan bir karşıdevrim, Cumhuriyeti yıkmaya çalışıyor.

Neyse ki tarihte kurduğu giyotin, doldurduğu mermi, attığı bomba ters tepip sahibine geri dönen karşıdevrimler de var.

Gelecek yıl öyle belirsiz ki...

Yazarın Son Yazıları

Özerk Amerikancılar

Ernest Grenier, İkinci Abdülhamit döneminde Osmanlı borçlarını düzenlemek için kurulan IMF’nin atası Düyunu Umumiye’nin müfettişi ve casusudur.

Devamını Oku
22.02.2026
Hiç kimsenin kızları...

Ben dahil birçok genç kadın, Epstein’in bizden ne istediğini öğrendikten sonra bile onun inine geri döndükleri için eleştirildi.

Devamını Oku
15.02.2026
Küresel kötülük ittifakı

1989 yılı mart ayı ortalarıydı.

Devamını Oku
08.02.2026
Sözü demokrat, özü faşistler

Osmanlı Devleti’nin dış borçlarını toplamak için kurulan zamanın IMF’si Düyunu Umumiye’nin müfettişi ve Fransız casusu Ernest Grenier*, anılarının Kürdistan başlıklı bölümünde anlatır...

Devamını Oku
01.02.2026
Tetikte siyasi erk, hedefte İstanbul Erkek

Geçen hafta, kardeş yazarımız Barış Pehlivan’ın kaleminden İstanbul Erkek Lisesi’nde çevrilen dinci dümeni okudunuz.

Devamını Oku
25.01.2026
Hrant Dink’in iki ölümü

Yarın 19 yıl olacak, içimizdeki en insan kaldırımda cansız yatalı ve üstüne serilen muşambaya sığmayan ayaklarındaki tabanı delik papucuyla unutulmaz olalı...

Devamını Oku
18.01.2026
Güney Amerika’ya Ortadoğu modeli

Beyaz Saray, sosyal medyada Başkan Donald Trump’ın siyah beyaz bir fotoğrafını yayımlıyor, üstüne küçük harflerle “No games” altına büyük harflerle FAFO yazıyor.

Devamını Oku
11.01.2026
Ve Tanrı aşkı yarattı

Gazeteci, o sabah dörder dörder çıktı çalıştığı derginin eski ama soylu mermer merdivenlerini.

Devamını Oku
04.01.2026
Hemingway için “ikinci Truva kuşatmasının sonu” (2)

9 Ekim 1922 tarihli Toronto Daily Star gazetesinde Ernest Hemingway imzasıyla yayımlanan “Türkler İstanbul yakınlarında” başlıklı haber...

Devamını Oku
28.12.2025
Hemingway’in Türklerle imtihanı

Kurtuluş Savaşı’nın Cumhuriyetle taçlanmasına bir yıl var ve İstanbul işgal altındaydı.

Devamını Oku
21.12.2025
Bir sosyal demokratın anıları

Halkçı Parti’nin genç milletvekilleri koşulların izin verdiği ölçüleri aşarak 12 Eylül ve sonrasındaki işkence iddialarını Meclis gündemine taşıyordu.

Devamını Oku
14.12.2025
Hello Papa, sen misin yeni baba?

Boğaz kıyılarındaki küçük Byzantion yerleşkesini Nova Roma’ya (Yeni Roma, bugünkü İstanbul) dönüştürecek yıkım-yapım çalışmaları 324 yılında başladı.

Devamını Oku
07.12.2025
Türkiye’nin ilk kitap müzesi: FKE

Fethiye, yurttaşların ormanları yanmasın diye nöbet tuttuğu ve olağanüstü güzellikte kıyı şeridine çöken muktedirlere, muktedir torpillilerine karşı kazanamayacaklarını bile bile mücadeleye girmekten korkmayan çevreciler ile yurtsever Yörüklerin diyarıdır.

Devamını Oku
30.11.2025
Karar ve tavır

Türkiye artık ulusal bir toplum değil.

Devamını Oku
23.11.2025
Onlar SAFE, bizler saf..

Hayhuy arasında kaynadı gitti...

Devamını Oku
16.11.2025
Yangın önlemek mi, keriz silkelemek mi?

Turizm, Türkiye’nin en önemli gelir kaynaklarından biri.

Devamını Oku
09.11.2025
Panik atak mı, panik aşk mı?

Kırk yaş, rastgele bir yaş değildir.

Devamını Oku
02.11.2025
İster zart, ister zurt, illaki zort

Dünyada pek çok devlet ve yönetim biçimi vardır.

Devamını Oku
26.10.2025
Yılanların yalanı

Türkiye’nin yalanları, tarihi kadar uzun, kalın ve kuyrukludur.

Devamını Oku
19.10.2025
Hayaller Riviera, gerçekler Gazze

ABD’nin en hafif deyimle en tuhaf başkanı Trump’ın Gazze’ye ilişkin bir projesi var.

Devamını Oku
12.10.2025
Siter yalha züdü çekger dirmi?

Çocukken çok sevdiğim bir oyun vardı. Belki siz de oynamışsınızdır...

Devamını Oku
05.10.2025
Al saat ver saat

Makronezya müstebiti Valdemir Potin’in ricası üzerine Mikronezya’yı barışçıl amaçlarla işgal eden 100 bin Çinli askeri doyurmak kolay değildi.

Devamını Oku
04.10.2025
Bir muhtarın çığlığı

11 Eylül 2025 tarihinde Kadıköy ilçesindeki Caferağa Mahallesi’nin kalbindeki tek mazbut (tahrip edilmemiş alan), Ali Oğlu Hüseyin Vakfı’na ait 12 dönümlük arsa için bir ihale düzenlendi.

Devamını Oku
28.09.2025
Hatırla sevgili, o makus tarifi

100 bin Çinlinin 100 bin nüfuslu Mikronezya adasını işgali, iştah ve sefayla sürüyordu.

Devamını Oku
27.09.2025
Eğriliğin ederi, doğruluğun bedeli

Dünyanın tüm kedileri aynı dili konuşur, aynı tınılarda hırlar ve miyavlarlar.

Devamını Oku
21.09.2025
Kayyum devşirme

12 Haziran 2011 genel seçimleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanı olarak girdiği ikinci, oy kullanabildiği ilk seçimdi.

Devamını Oku
14.09.2025
Sal gideyim, salla geleyim

Yalnız ve güzel ada Mikronezya’nın uyuşuk ahalisi, her şeye alıştığı gibi savaşsız gerçekleşen Çin işgaline de alışmış, minnak adayı nüfusu kadar işgalciyle paylaşmayı da kabullenmişti.

Devamını Oku
13.09.2025
Hayaller dolgun fon, gerçekler yırtık don

Güzel bir Kafkas atasözüdür: “Yükseklerde ne eserse alçaklarda onu toplarsın.”

Devamını Oku
07.09.2025
Belirsizliğe doğru

Joseph Ignace Guillotin, 1738 ile 1814 yılları arasında yaşamış bir doktor; Paris Tıp Enstitüsü’nde anatomi dersleri veren bir hocaydı.

Devamını Oku
31.08.2025
Yarım insan hakları

Mısır, nüfus çoğunluğu Müslüman bir ülkedir.

Devamını Oku
24.08.2025
我们身后还有十五亿

Çin’in Mikronezya’yı sessizce işgali Makronezya müstebiti Valdemir Potin hariç, Ezya arşipelindeki tüm istibdatları heyecana gark etmiş ve hatta okyanus ötesi kıtaları da zıplatmıştı.

Devamını Oku
23.08.2025
Bir vasiyetin ağırlığı

“Toplum olarak fikirdüşünce gelişmesi ve vicdan bilinçlenmesi gibi nimetlerden yoksun kalmışlığımızın iki sorumlusu vardır...

Devamını Oku
17.08.2025
Çin işi, asker dişi

Mikronezya ile Yutania’nın şöyle ağız tadıyla bir türlü kapışamayan ordularının sahillerde pineklediği bir sabah; olan oldu.

Devamını Oku
16.08.2025
İsyan hakkı

İnsanlar niçin anneye, babaya, düzene isyan ederler?

Devamını Oku
10.08.2025
Yanık toprak taktiği

Türkiye, artık ağır yaralı bir ülke.

Devamını Oku
03.08.2025
Satamam derdimi kimseye

Mikronezya’nın Yutania ile nihai kapışması beklenirken Ulu Çoban Muktedir Makropiç’in de askeri ve sivil ahalinin moralini elbette yüksek tutması gerekiyordu.

Devamını Oku
02.08.2025
Patria Nostra’dan Madara Mostra’ya

Hani karşınızda biri limon yer, sizin damağınız kamaşır.

Devamını Oku
27.07.2025
Emekli açlık, emeksiz tokluk

Köyde doğdum. Lise bitene kadar kara lastik ayakkabı giydim. Devlet yurdunda tıkış tıkış vaziyette üniversiteyi bitirebildim...

Devamını Oku
20.07.2025
Son dilek, yok çörek

Mikronezya ve Yutania’nın yaz sıcağında çöle dönüşen kumsallarında düşman beklerken sivrisinek avlayan, sevdiklerinden aylardır uzak kalan askerler, depresyona giriyorlardı.

Devamını Oku
19.07.2025
Yüreğimiz sızlar, ciğerimiz yanarken...

Canlılar arasında bir canlı türü olan insanın, ait olduğu memeliler sınıfındaki diğerlerinden tek üstünlüğü, beyinsel yeteneğidir.

Devamını Oku
13.07.2025