Elçin Poyrazlar

Tüp bebek ve politika

01 Mart 2024 Cuma

ABD’nin Alabama eyaletinin Yüksek Mahkemesi geçen hafta dondurulmuş embriyoları “rahim dışı çocuk” olarak kabul eden bir karar aldı. Ülkedeki kürtaj karşıtı gruplar tarafından büyük bir zafer olarak görülen bu karar, 2022’de ABD Anayasa Mahkemesi’nin kadınların kürtaja erişimini güvence altına alan anayasal haklarını iptal etmesinin getirdiği gerici siyasi dalganın sonucu.

Şimdi ABD’de 20’den fazla eyalette kürtaj bütünüyle ya da kısmen yasak. Kararın ardından Alabama’daki tüp bebek klinikleri uygulamayı durdururken, kürtaj karşıtı grupların embriyoların “birey” olduğu iddiası bundan sonraki süreçte genetik olarak anormal embriyoların yok edilmesinin suç kabul edilebilmesi, doktorların başarısız embriyolar nedeniyle sorumlu tutulması ve bir kişinin yaratılan tüm embriyoları rahmine yerleştirmeye zorlanması gibi olasılıkları gündeme getiriyor.

ABD’nin kadınlarla doğrudan ilgili bu kararı dini nedenlerle “çocuğun yaşam hakkını” koruma iddiasından öte.

ABD’nin kamu sağlık kuruluşu Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri’nin 2020’deki verilerine göre 330 milyon nüfuslu ülkede 620 binden fazla yasal kürtaj yapıldı.

Kürtaja ve doğum kontrol yöntemlerine erişimi kısıtlamak kadınların kendi bedenleri üstündeki kişisel kararını siyasi bir zemine çekmek anlamına geliyor.

ABD’deki gericiler bunu sadece “ahlaki” nedenlerle değil, ülke nüfusunun giderek azalmasına da bir reçete olarak sunabiliyor.

Küresel verilere bakıldığında kadınlar bugün daha az çocuk yapıyor ya da hiç doğurmamayı seçiyor

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2022’deki sayılarına göre dünyada 70 yıl önce ortalama kadın başına beş çocuk düşerken bugün bu oran yarıya düşmüş durumda.

Kadınların eğitim ve istihdama daha çok katılımı, bebek ölümlerinde azalma ve çocuk yetiştirme masraflarındaki artışlar bu eğilimin nedenlerinden bazıları.

Araştırmalar kadınların eğitim düzeyi yükseldikçe doğurganlık oranının azaldığını da ortaya koymuş.

1950’lerde İran’da üç yıl okula giden kadınlar ortalama yedi çocuk sahibiyken 2010’da dokuz yıl okuyan kadınların doğurganlık oranı 1.8’e düşmüş.

Kadın bedeni üstünden politikaların vahşi bir zeminde ilerlediği ABD’nin yanı sıra Asya ülkelerindeki siyasetçiler de düşen doğurganlık oranını ciddi bir mesele olarak görüyor.

Japonya, Çin, Singapur ve Güney Kore gibi önemli Asya ekonomileri kadınların daha fazla çocuk yapması için milyarlarca dolar harcıyorlar.

Japonya, 2022’de 800 binden az doğumla rekor düzeyde bir düşüş yaşayınca çocuklarla ilgili politikalar için 74 milyar dolar fon ayırmaya karar verdi.

Geçen yıl Çin’de nüfusu 60 yılda ilk kez azaldığı için yerel hükümetlere aileleri çocuk yapmaya teşvik etme görevi verildi.

Güney Kore’de ise 2023’te doğurganlık oranı yüzde 8 daha düşerek 0.72 çocuğa indi. Eğer bu ivme devam ederse Güney Kore nüfusu 2100’de yarıya inebilir.

Bugün kadınlar ekonomik belirsizlikler, siyasi çalkantılar, iklim değişikliği, değişen cinsiyet normları ve çocuksuz yaşamın avantajları nedeniyle doğurmak istemiyor.

Kadın bedeni üstünden politika üreten ve iktidar kuran rejimler için bu açık bir tehdit.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları