Yunanistan Başbakanı Miçotakis, artık bir başbakanımız olmadığı için rütbesi yükseltilip Erdoğan tarafından ağırlandı.
YUNANIN SUYUNA GİTMEK
Ziyaret öncesinde Miçotakis, Ege’de karasularını 12 mile çıkaracağını; Ege ve Doğu Akdeniz’de geri adım atmayacağını açıkladı. AB’ye baskı yaparak Yunanistan’ın Ege’de karasularını 6 milin üzerine çıkarmasını “savaş nedeni” sayma kararını geri almadığı için Türkiye’nin SAFE programı dışında bırakılmasını sağladı. Ege’de tek sorunun kıta sahanlığının sınırlandırılması olduğunu vurguladı. Erdoğan’ın, ortak basın toplantısında, bu sorunların görüşmede ele alınmadığını açıklayıp kıta sahanlığı sorununun, uluslararası hukuk çerçevesinde çözülebileceğini söylemesi, iktidarın Yunan tezlerini kabul ettiğini gösterdi.
ULUSLARARASI HUKUK NE DİYOR?
Uluslararası hukukun iki temel ilkesi, anlaşmazlıkların ilgili taraflar arasında görüşmelerle çözülmesi ve ülkeler arasındaki ikili ve çok taraflı anlaşmaların dikkate alınmasıdır. Türkiye’nin bugüne kadar izlediği, Türk-Yunan sorunlarının müzakere yoluyla çözülmesi tutumu, hukuka uygundur. Tezlerini Lozan Antlaşması’na, antlaşmanın eksiklerini tamamlamak ve koşullara uydurulması amacıyla yapılmış, Türkiye’nin taraf olduğu (1936 Montrö Sözleşmesi) veya olmadığı (1947 Paris Antlaşması) ve diğer anlaşmalara dayandırması da hukukun gereğidir. Türkiye, müzakerede ağırlığını kullanmak istemekte de çıkarlarını korumayı, her türlü etkiye açık olduğunu bildiği, Uluslararası Adalet Divanı’na (UAD) bırakmak istememekte de haklıdır.
Yunanistan ise UAD’nin çoğu kez, taraflar arasında tahkimname hazırlanırken varılan anlaşmayı tescil ettiğini de bildiğinden1 anlaşmazlıkların UAD’ye götürülebilmesi için önce ilgili tarafların görüşmeler yoluyla bir “tahkimname” hazırlamaları koşulunu bile yok sayarak Ege kıta sahanlığı sorununu doğrudan UAD’ye götürmeye çalışmaktadır.
YUNANİSTAN’IN AMACI
Yunanistan, arkasına ABD ve AB’yi alarak Ege ve Doğu Akdeniz’de, hakkından çok daha geniş deniz alanlarına “el koymaya” çalışmaktadır. Böylece, uluslararası antlaşmaların, sözleşmelerin, Yunanistan’ın temelsiz taleplerini zora sokacak hükümlerinden de kurtulmak istemektedir.
AB üyesi olmamak, AB’nin Türkiye’ye baskı yapmasını güçleştireceği için, Ege ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin elini güçlendiren bir konumdur. Türkiye’nin AB dışında bırakılmasının gündeme geldiği dönemde buna önce Yunanistan Dışişleri Bakanı Papulias’ın karşı çıkmasının nedeni de budur.
LOZAN’I DOĞRU OKUMAK. OKUDUĞUNU ANLAMAK
Lozan Antlaşması, Lozan Boğazlar Sözleşmesi ve onları tamamlayan 1936 Montrö Sözleşmesi ile 1947 Paris Anlaşması, Ege Denizi’ndeki bazı adaların egemenliğinin hangi koşullarla Yunanistan’a bırakıldığını hükme bağlamıştır. Lozan’ın 14. maddesini, üstelik anlamadan okuyup, 16. maddesini yok saymak, cehalet değilse, amaçlıdır. 16. madde, Lozan’da kime ait oldukları belirlenenler dışındaki adaların aidiyetinin ilgili ülkeler arasında “kararlaştırıldığını veya kararlaştırılacağını” amirdir. Osmanlı Devleti’nin mirasçısı Türkiye Cumhuriyeti, Ege Adaları konusunda “ilgili ülke”dir.2 Bu husus, UAD’nin Kızıldeniz’deki bazı adalarla ilgili kararıyla teyit edilmiştir. Türkiye’nin, Kıbrıs Adası uyuşmazlığında taraf kabul edilmesinin bir gerekçesi de Lozan’ın 16. maddesine, Türk heyeti tarafından ekletilen bu ifadedir.
Yunanistan bir ada veya takımada devleti değil, adaları olan bir “kara devleti”dir. Ada devletlerinin ve takımada devletlerinin denizalanı hakları, kara devletleri ile aynıdır ancak adaların bu hakları sınırlanabilmektedir ve sınırlanmıştır. (BM Deniz Hukuku Sözleşmesi -BMDHSMadde 15). Yunanistan-İtalya kıta sahanlığı anlaşmasında, BMDHS’nin, “Yarı Kapalı Denizler” (Madde 122) ve “Özel Koşullar” (Madde 15) hükümleri dikkate alınarak İyon Denizi’ndeki Yunan adalarına kıta sahanlığı hakkı tanınmamıştır. Bu maddelerin BMDHS’ye girmesine Türkiye öncülük etmiş, ciddi çaba göstermiştir.3
Lozan (Uşi) Antlaşması ile Lozan Barış Antlaşması’nı karıştırmak cehalet; Türkiye’nin, Ege ve Doğu Akdeniz deniz alanları ile Ege Adaları’na ilişkin tutumunun doğru olmadığını, tezlerinin hukuken zayıf olduğunu, “Mavi Vatan”ın Akdeniz’e gömüldüğünü ileri sürmek; sorunları doğrudan UAD’ye götürmeyi kabullenmek, Lozan Antlaşması’nın 40. maddesine rağmen patrikhaneye ayrıcalık tanımak, Yunanistan’ın ekmeğine yağ sürmektir.
---
1 İngiltere-Fransa. Kanal Adaları Anlaşması.
2 https://www.cumhuriyet.com.tr/ yazarlar/olaylar-ve-gorusler/ege-adalarikime-aittir-suha-umar-1744554
3 Bu maddelerin müzakere edildiği 1976- 78 yıllarında, Dışişleri Bakanlığı, Deniz Hukuk ve Kıta Sahanlığı Şubesi müdürü idim.