Kitlesel çocuk istismarı!
Zülal Kalkandelen
Son Köşe Yazıları

Kitlesel çocuk istismarı!

25.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Burası bir devlet okulunun ana sınıfı... Ramazan farkındalığı drama etkinliğinde sınıfta yerlere seccadeler serilmiş. Önde 4-5 yaşında erkek çocukları, arkada başları örtülü ufacık kız çocukları.

Image

Söz konusu fotoğrafı 20 Şubat’ta yayımlanan medreseleşme hakkındaki yazımdan sonra gönderen bir babaydı. Önceden haber vermediler mi bu uygulamayı diye sorunca, “Verdiler ama bu kadarını tahmin edemedim” dedi.

Etkinliğe katılım ailelerin gönüllülüğü esasına bağlı olmayacak mıydı, sorusuna ise yanıtı şu oldu: “Okuldan ramazan drama etkinliği için seccade ve başörtüsü istediler. Eşim, yarın göndermeyelim, hoş şeyler olmayacak dedi. Ben de çocuk bir etkinlik kaçırınca üzülüyor, ne yapabilirler ki diye düşünüp gönderelim dedim. Bu rıza almak sayılır mı emin değilim. Ayrıca gönüllü olmasak ne olacaktı ki? Diyelim ki bizim imkânımız vardı, evde durabilirdi. Çalışan aileler ne yapacak?”

“Alın çocuğunuzu ve neden aldığınızı da söyleyin” yorumuna, “Alıp nereye göndereyim!” dedi.

Kim bilir Türkiye’de kaç aile o baba gibi sıkışıp kalmış bir halde? Özel okula gönderecek parası olmayan, çocuğunu bırakacak yakını olmayan ve devlet okullarında çocuğunun geleceği kararan milyonlarca anne ve baba!

UZMANLARDAN CİDDİ UYARILAR

Bu konu nedeniyle aklıma yaklaşık iki yıl önce 24 Nisan 2024’te bu köşede yazdığım yazı geldi. “Eğitimdeki dinselleşme kitlesel çocuk istismarıdır!” başlıklı o yazımda, psikolog, psikiyatrist, sinirbilimci ve eğitim bilimcilerin, Türkiye’de çocukların karşı karşıya olduğu en önemli tehlikeyi bilimsel olarak ortaya koyduğu bildiriden söz etmiştim.

Yayımlanan o ortak bildiride, çocukların maruz kaldığı zorunlu din eğitimi, 4-6 yaş Kuran kursları ve ÇEDES gibi projelerle okullara din görevlilerinin atanması gibi uygulamalar hakkında önemli uyarılar yer alıyor.

Eğitimin dinselleştirilmesinde yeni bir aşamaya geçildiği, çocukların 11-12 yaşına kadar soyut düşünme yetisi geliştiremediği, somut düşünmeleri nedeniyle olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkisini tam olarak kavrayamayacakları, bu nedenle çocuk yaşta din öğretisine maruz kalmanın, depresif bozukluk, kaygı bozukluğu, uyku bozukluğu, ayrılma anksiyetesi gibi hastalıkları tetikleyebileceği, dini öğretinin çocukları takıntılı, ürkek ve kaygılı bireyler olmaya itebileceği, düşüncelerini baskı altına alacağı, özgür düşünme ve araştırma motivasyonunu azalttığı açıklanıyor.

ÇOCUKLARIN KİŞİLİK GELİŞİMİNDE YARATILAN YIKIM

Bildiride altı çizilecek bölümlerden birisi de ahiret, günah, şeytan, cehennem gibi soyut kavramları anlamayan çocuklarda yaratabileceği etkiyi ortaya koyması...

Örneğin çocukların “Cehennemde yanarsın” sözünü duyduklarında, günlük yaşantılarındaki en ufak bir hatalarında cayır cayır yanacaklarını düşünebileceği belirtilmiş. Hatalı davranışlar, “Allah günah yazar, cezalandırır” gibi söylemlerle engellendiğinde ise çocuğun davranış ve düşüncesinde amaç, cezadan kurtulmak olacağından tutarlı bir vicdan gelişiminin olanaklı olmayacağı vurgulanıyor.

Uzmanlar, çok önemli bir uyarıda bulunuyor: “Bu durum çocuğun ileride ergenlik ve yetişkinlikte kendi iradesi ile karar verip hareket eden değil, güçlü gördüğü ya da korktuğu kişi ve grupların kontrolüne boyun eğen bir kişilik geliştirmesine neden olur.”

Yaşadıkları zorluklara karşın, ailelerin, soyut düşünme yeteneği bile henüz gelişmemiş çocuklara bu istismarın uygulanmasını kabul etmemesi gerekir.

Yıllardır ağırlıklı olarak bu köşede, eğitimdeki dincileşme ve laikliğe vurulan hançerlerin Türkiye’nin en önemli sorunu olduğunu yazıyorum. Gelecek hafta 3 Mart’ta, biri Öğretim Birliği Yasası (Tevhid-i Tedrisat Kanunu) olmak üzere, Üç Devrim Yasası’nın kabul edilişinin 102. yıldönümünün kutlanacağı bir dönemde, gerici ideolojik hedefler için artık anaokulu yaşındaki çocukların bile rahat bırakılmadığına tanık oluyoruz.

Bilimi referans alan laik Cumhuriyetten bilime sırtını dönen siyasal İslam baskısı altındaki “Yeni Türkiye”ye geçişin en ağır bedeli bu!

Yazarın Son Yazıları

İlkesiz siyaset 7 - AKP’ye jet hızında geçiş!

Sabah CHP’den istifa etti, yalnızca birkaç saat sonra AKP’ye katıldı.

Devamını Oku
24.06.2026
Kılıçdaroğlu yayını ve hatalar

Kurultayda kaybettiği CHP genel başkanlığı koltuğuna mahkemenin mutlak butlan kararından sonra tekrar oturan Kemal Kılıçdaroğlu, cuma akşamı Sözcü TV’ye çıktı ve partisinin seçmen kitlesinin en çok izlediği kanallardan birinde yaklaşık iki saat boyunca iddialarını yayma fırsatı buldu.

Devamını Oku
21.06.2026
Medrese, molla, Hizbullah!

Geçen hafta Batman’da Âlimler ve Medreseler Birliği (İttihadul Ulema) bünyesindeki medreselerde Arapça medrese eğitimi alan 62 kız çocuğu için icazet ve mezuniyet programı düzenlenmiş.

Devamını Oku
19.06.2026
Kimin kürsüsü?

Günlerdir siyaset gündemini işgal eden kürsü, sıradan bir kürsü değildir; egemenliğin kayıtsız şartsız ait olduğu milletin meclisinde yer alan bir kürsüdür.

Devamını Oku
17.06.2026
Çin Halk Cumhuriyeti İzlenimleri - 4: Köyleri kalkındırma hamlesi

Son yıllardaki hızlı kentleşme süreciyle birlikte (Çin Ulusal İstatistik Bürosu verilerine göre ülkenin kentleşme oranı yüzde 67.89), Çin’de kentsel nüfus kırsal nüfusu geride bırakmış olsa da bugün 1.4 milyarlık toplam nüfusun yaklaşık yüzde 35-40’ı hâlâ köylerde yaşıyor.

Devamını Oku
14.06.2026
Çin Halk Cumhuriyeti izlenimleri - 3: Çin devrimi ve Mao’nun Uzun Yürüyüşü

20. yüzyılın ilk yarısında Çin yabancılar tarafından sömürülerek her yerine girilirken iktidarda olan Çing (Qing) Hanedanlığı, Çin’in demokratik hareketinin öncüsü tıp doktoru Sun Yatsen tarafından devrildi.

Devamını Oku
13.06.2026