Hizmet, hükümet cephesinde son durum

14 Mayıs 2013 Salı

ABD’ye gidecek Başbakan Erdoğan’ın, F. Gülen’i de ziyaret edeceği dedikodusu Ankara’yı sardı.
Dedikodunun nedeni, Erdoğan’ın Beyaz Saray görüşmesinden önceki ve sonraki iki günlük boşluk. Ama iyi haber alan kaynaklar, böyle bir ziyaret/buluşma için tarafların hazır olmadığını belirtiyor.
Hükümet ile cemaat arasında bir yıldır sürüp giden limoni manzara daha da ekşiyecek gibi görünüyor.
İşte cepheden son kesitler:
* Hüseyin Gülerce (Zaman): “Sayın Başbakan aday olmaz ise demokratikleşme yolunda mevcut anayasada yapılacak esaslı değişiklikler, referandumda halkın desteği ile arızasız gerçekleşir.”
* Yalçın Akdoğan (Star): “Son dönemde, ‘Başkanlık meselesi olursa anayasa yapılamaz gibi önkabuller’ dayatma havası vermeye başladı. Hatta ‘Başbakan aday olmasa daha iyi olur’ demeye getirenler bile var.”
* Ekrem Dumanlı (Zaman): “Camia kendini siyasi bir parti olarak görmüyor. Ancak bu durum camianın güncel konularla ilgili söyleyecek sözünün olmadığı manasına gelmez.”
* Fehmi Koru (Star): “Cemaat veya Hizmet tanımı gereği, siyaset dışı kalan ve öyle kalması gereken bir değer. ...Bütün toplumu temsil iddiasının sürmesini isteyen cemaat, siyasete fazla yakın durmaz, duramaz.”

\n

El Muhaberat mı Elverişsiz İstihbarat mı?

\n

Uğur Mumcu, “En sağlam kaynak, açık istihbarattır!” derdi!
İlgi çekmeyen bir Meclis tutanağından..
Bir ölüm ilanındaki isimlere...
Bir şirketin haciz ilanından..
Yerel muhabirin verdiği küçük bir habere...
Her şey açık istihbarat olabilirdi.
Elbette gören göz, duyan kulak ve açık zihinler için...
Bizim
“Milli İstihbarat”, PKK’li “aktivistlerin” gidişine yoğunlaşmaktan, Suriye’den gelebilecek tehlikeyi görmedi, göremedi...
Buyurun kanlı saldırıdan 48 saat önce, tüm haber sitelerinde yayımlanan
Ömer Ödemiş imzalı bir yerel habere..
“Suriyeli çeteler Reyhanlı’yı ele geçirdi.
Hatay’ın sınır ilçesi Reyhanlı, yaklaşık 80 bin Suriyeli muhalifin işgaline uğradı. Sık sık olaylara karışan Suriyeli çeteler yüzünden halk sokağa çıkamaz durumda.
Suriye’de eylem yaptıktan sonra tekrar sınırdaki Reyhanlı kampına dönenler nedeniyle halk geceleri sokağa çıkamaz oldu.
Hangi ülkeden ne için geldiği bilinmeyen, on binlerce insanın karargâhı haline dönüşen Reyhanlı’da can güvenliği tehdit altında!”
(9 Mayıs 2013 Perşembe -Yurt)
“Milli İstihbarat” bu “açık istihbarat”ı ne yazık ki değerlendiremedi!
İktidarın şimdi,
“El Muhaberat”ı suçlaması nafile.
Önce sen kendi
“İstihbarat’ına bir el ve göz at!”.
Üstelik adını sen koymuş, sen ilan etmişsin,
“Düşman!” diye...
Alçaklıktan ve kalleşlikten başka ne beklenir ki düşmandan?!.

\n

Yolgeçen hanı sınırlar..

\n

Çok sinir!
Geçen günlerde Hatay’da sığınmacı kamplarındaydık.
Kamplardan ilçe kaymakamları sorumlu.
Altınözü Kaymakamı
Ali Aslantaş’a sorduk:
“Siz yok dediniz ama, geceleri savaşıp dönenlere rastladık!”
- Uyduruyorlar.
- Neden uydursunlar?
- Çevrelerinden takdir görmek için!
- Ya...
- Bir de resim ve isim basarsanız gazeteyi kanıt gösterip bir
Avrupa ülkesinden sığınma hakkı alabileceklerini falan düşünüyorlar!
- İyi ya! Biz de, onlar da kurtulmuş olur!
- Olmaz!
- Niye ki?
- Mevzuat var, uluslararası hukuk var.
- Ama onların da yaşama hakları var!
- Kimin ne olduğu belli değil. Kimliksiz, belgesiz, pasaportsuz gelmişler.
- Can pazarı...
- Biz de kabul ediyoruz. Beyan üzerine numaralı kimlik veriyoruz. Ne olduklarını, kim olduklarını bilme ve araştırma imkânımız yok!

\n

***

\n

Kaymakam beyler ne yapsın? Emir kulu.
Sınırlarımız ise iktidar emriyle fiilen ve hukuken yolgeçen hanı oldu...
PKK
“aktivistleri” gidiyor..
Suriye
“pasifistleri” geliyor.
Olan ve ölen kimliği bile zor saptanabilen TC yurttaşlarına oluyor.
(Not: TC’yi silmek istemeleri, belki de iyi niyetlerinden:
- Yurttaşları kurtaramıyoruz, bari TC’ye zarar gelmesin!)

\n


\n

Hata yaptığı sırada düşmanınızı sakın rahatsız etmeyin!

\n

Napolyon Bonapart

\n

Yazarın Son Yazıları

Tek adamlık zor zenaat 15 Kasım 2020
Peruk, lavuk, kavuk 8 Kasım 2020
Siyaset ve saadet... 1 Kasım 2020
Kıssalı... Hisseli 11 Ekim 2020
Fıstıki yeşil hak... 27 Eylül 2020
Anıtkabir korkusu 30 Ağustos 2020
Tespih 23 Ağustos 2020
Huzur mu, mutluluk mu? 16 Ağustos 2020