Oyun mu? Devlet Tiyatrosu mu?

Oyun mu? Devlet Tiyatrosu mu?

08.02.2026 10:00
Güncellenme:
Takip Et:

Otomobiline kurulan bir tuzakla alçakça Uğur Mumcu'ya öldürdüğü gerekçesiyle aranan “firari” Oğuz Demir'in Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yarın duruşması var.

İran, Hollanda veya  Avustralya'da olduğuna dair istihbarat alınan sanık hakkında, Dışişleri, İçişleri ve MİT'den yeni belgeler gelmesi bekleniyor.

Bu duruşma 33 yıllık Mumcu Dosyası'nın kapatılmasını önleyeceği için özel önem taşıyor.

***

Ocak ayının son haftası “Adalet ve Demokrasi Haftası” idi.

Hafta dediğiniz göz açıp kapatmadansgeçiyor.

Bu nedenle olacak, Cumhur - cemaat olarak “Türkiye YüzYılı” diye bir icat çıkardılar.

Hadi Beşli meşli çeteyi de karıştırmayalım.. Tantana ile yazdırıp bestelenen “Türkiye Yüzyılı Marşı” nı çalmayı - çaldırmayı bile unuttular.

Tadımlık anımsatalım:

“Yarın değil hemen şimdi!

Vursun davullar sevdamızı deli deli..

Derdimin dermanı, çaresi çok belli.

Türkiye Yüzyılı insanlığın müjdesi

Yarın değil hemen şimdi!”

Breh breh..

Demek cumhuriyet tarihinin çeyrek yüzyılı kesmedi, şimdi de koca bir yüzyıla talipler, hem de hemen şimdi!

Keşke beş- on yıl ile yetinseler.

İşsizin, emeklinin kursağına bir kaç lokma et girse..

Ve Tasarrufçu sosyal yardım bakanımız, simitleri üçe beşe bölmeden dağıtsa…

Atatürk'ü karnelerden sildiren tekinsiz eğitim bakanımız da başlattığı “karşı devrimi” tamamlasa…

”Hemen şimdi Türkiye Yüzyılı”

"Hemen” nasıl olur ki

Olsa olsa hemen “hafta” olur .

Bunu da örneğin, “Adalet ve Demokrasi Haftası” olarak, um:ag Vakfı , Güldal Mumcu, Özge Mumcu Aybars ve Özgür Mumcu yönetiminde, dolu dolu etkinliklerle gerçekleştiriyor.

İDRAK TARZI

“Türkiye Yüzyılı”nı milletçe idrak ediyoruz.

Biraz da idrak ötesi tarzda ediyoruz.

“Ampül karanlığı” demeyelim, ama ortalıkta “Adalet aydınlığı” da yok.

Her bir yanı hesapsız  kitapsız bir siyasetin, ticaretin, hukukun, korkunun, iftiranın, öfkenin, isi, sisi, pisliği ve gölgesi sarmış...

Rekabet değil, her alanda siyasi husumet var.

Ortalık toz duman rüşvet ağlarından, terör örgütü üyeliğine,  casusluktan uyuşturucuya ve fuhuş çetelerine yüzlerce baskın gözaltı, hapislik ve her tür pislik diz boyu.

Soruşturmalar, duruşmalar ise bir alem, “hacı bekler gibi, iddianame beklemekten” ve "“etkin pişmanlık” tan “gizli tanıklığa” her tür atraksiyon mümkün.

ÇAĞIN SUÇU

Adalet ve Demokrasi Haftası broşüründe bir yazı:

“Ankara’ da Devlet Tiyatrosu, Alman oyun yazarı Siegfried Lenz’in “Suçsuzlar Çağı-Suçlular Çağı” adlı yapıtını oynuyor.

Bir devrimci, kentin valisini öldürmek isterken yakalanır ve işkence yöntemleriyle sorguya çekilir. Polis devrimciyi konuşturamayınca, Vali bir başka yönteme başvurur.

Dokuz suçsuz yurttaş, bu devrimcinin koğuşuna kapatılır.

Eğer bu dokuz kişi devrimciyi konuşturmayı başarırlarsa özgürlüklerine kavuşacaklar, yoksa orada tutuklu kalacaklardır.

Devrimci, örgütteki arkadaşlarını ele vermez. Bu dokuz suçsuz kişi kendi özgürlükleri  için akıllarından devrimciyi öldürmeyi geçirirler.

İçlerinden biri, gece hepsinin aklından geçeni yapar ve devrimciyi boğarak öldürür. Bunun üzerine bu dokuz suçsuz yurttaş serbest bırakılır.

Dört yıl sonra devir değişir. İhtilal olmuş, devrimciler iktidarı ele geçirmişlerdir. Bu kez devrim yönetimi, öldürülen arkadaşlarının katilini bulmak için aynı suçsuz yurttaşları bir eve kapatır. İçlerinden biri devrimcilerle işbirliği yapmıştır. Hepsini sorguya çeker. Herkes olayın hem sanığı hem de yargıcı olarak suçluyu arar. Şüphe bulutu her birinin üzerinde ayrı ayrı dolaşır. Oysa her biri, baskı yönetiminde suça bir ölçüde katılmışlar ve suç işlemeyi kafalarından geçirmişlerdir. (...)

Oyunda devrimciyi kendi özgürlükleri için öldürenin kimliği önemli değildir oyunda. Herkes suça bir ölçüde katılmıştır baskı yönetiminde. Çünkü insanlar birer araç gibi kullanılmışlardır birbirlerine karşı. Eylemli olarak suç işleyenle susan, karışmayanla duymak istemeyen arasında ne fark kalıyor böyle dönemlerde?..

Bir kişiye yapılan haksızlık bütün bir topluma, bütün insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur çağımızda. Bu bilinç çağımızın en onurlu aşamasıdır. Bu bilinci paylaşmayan, paylaşmaktan korkan toplum, kendi çağının çok gerisinde kalmıştır.

***

Susmayı, kendi kabuğunun içine çekilmeyi, bir yaşam biçimi, bir kişilik simgesi olarak benimseyen insanlar vardır.

Özgürlükleri ve silahları konuşmamaktır.

Her dönemde ezenden, yönetenden ve güçlüden yana olmayı hüner sayanlar vardır. (...)

Ellerini kana bulayanlar, içlerindeki korkuların mezar taşlarıyla yaşayanlar, aynı adaletsizliğin ve aynı suçun ortaklarıdır hep birlikte. Gözlerin açıksa göreceksin. Kulağın sağır değilse duyacaksın. Ellerin kesik değilse uzanacaksın.  Sizlerin, çocuklarınızın bir dilim ekmeği ezilen onurudur, hepinizin hepimizin insanlık onuru. Bu özgürlüğün, bu onurun, bu ekmeğin kavgasına tanık olmadık mı Türkiye’ mizde de? Ülkemizde faşizm bütün alaturkalığı ile hüküm sürmedi mi? Korkanlar, kaçanlar, gözlerini kapatanlar, olup bitenleri duymayanlar, görmeyenlerle yaşamadık mı “suçlular çağı”nı?

Şimdi “suçlular çağı” başlasa; o dönemin bütün sorumluları birer birer sorguya çekilse görürdünüz; birbirlerini suçlar, kendi suçlarını emanete bırakılmış mallar gibi nasıl başkalarının önüne sürmeye çalışırlardı!..

Kendi sesleriyle, kendi kalemleriyle okunan ve yazılan belgeleri bile cami avlusuna bırakılmış “nesebi gayri sahih” çocuklar gibi terk edip kaçanların suçlarına ortak etmiş, bu suçlarla özdeşleşmiş olanları alacak cezaevlerini yapmaya devletimizin bütçesi yeter mi dersiniz?..

“Suçsuzlar Çağı ve Suçlular Çağı” Devlet Tiyatrosu'nun bir oyunu değil, “devlet”in yaşanmış bir oyunudur sanki…

UĞUR MUMCU

(Yeni Ortam, 20 Ocak 1975)

Bütün zamanlar

Edebiyat Ödüllü Bernard Shaw'ın (1856-1950) bir sözünün altını çizmişiz:

“Kendisi ve kendi zamanı hakkında yazan bir yazar, tüm insanlar ve bütün zamanlar için yazan bir yazardır.” (Aforizmalar – İş Bankası Yayını s:86)

***

Uğur Mumcu 51 yıl önce bütün zamanlar için yazmış:

“iktidar–suskunluk–suç ortaklığı ilişkisi üzerinden toplumsal bir vicdan muhasebesi yapıyor.

Asıl suçluların ise yalnızca suç aygıtları olmadığını , olup biten kötülüklere suskun ve seyirci kalanların da suça ortak olduğunu ısrarla vurguluyor.

***

Bahse konu oyunu geçen yıl İstanbul Devlet Tiyatrosu geçen yıl sahneye koymuş, çok ilgi ve beğeni toplamıştı.

Afişlerindeki tanıtım hala ekranlarda:

 “Hukukun işlemediği totaliter rejimlerde, suçun herkese bulaşarak anonimleşmesi ve suç kavramının keyfileşmesi üzerine metaforik bir oyun”

 Ancak seans bilgileri açıklanmadığı için akıbeti belirsiz. 2 perdelik oyun için “Trajedi ve dram” denilmiş,

Çok yerinde bir tanım.

Uğur Mumcu da  aynı oyun için de yarım yüz yıl önce  

“Devlet Tiyatrosu' nun bir oyunu değil, “devlet”in yaşanmış bir oyunudur sanki..” diye yazmıştı

***

Sahi "Suçsuzlar Çağı, Suçlular Çağı" afişleri tanıtımın ortalıkta. ama biletleri  neden satışta değil?

Yoksa "Hukukun işlemediği totaliter rejimlerde suçun herkese bulaşması" tanıımın farkına mı varıldı?

İlgili Konular: #Tiyatro

Yazarın Son Yazıları

Oyun mu? Devlet Tiyatrosu mu?

Oyun mu? Devlet Tiyatrosu mu?

Devamını Oku
08.02.2026
Siyasetin ve ömrün sınırları-İsmail Cem

Onu da bir başka 24 Ocak’ta kaybettik.

Devamını Oku
01.02.2026
Tekinsiz... Bak ama anma!

Milyonlarca veli, yüz binlerce öğretmen iyi tanıyor, biliyor.

Devamını Oku
18.01.2026
Kara kışta karanlık politika

Bugün 21 Aralık.

Devamını Oku
21.12.2025
Düş kurma günü...

Ne 21 yaşına yeni basmış, dünya ölçeğinde piyanist olma yolundaki Tuna Tüney’le ilgili ne de Türk Beşleri ile Mozart’ın Türk Marşı’nı okyanusun ötelerine taşıyan ulusal onurumuz maestro Gürer Aykal’ın coşkuyla seslendirdiği “Ey vatan gözyaşların dinsin...” marşı ile... “8 Aralık çok önemli gün!” diyor.

Devamını Oku
07.12.2025
Meşrubat Trump'tan meşruiyet...

Meşrubat Trump'tan meşruiyet...

Devamını Oku
30.11.2025
Risk-almak vermek

En dehşetengiz proje nedir?

Devamını Oku
23.11.2025
Abalar Feda Muazzez Hanım'a

Abalar fena Muazzez Hanım'a

Devamını Oku
16.11.2025
10 Kasım sırtlanlığı

10 Kasımlarda “Atam sen rahat uyu!” sloganını duyamaz olduk: Biliyoruz ki “Saygı duruşu, sap gibi durmaktır” diyen zihniyet iktidar olduğundan beri Atatürk’e rahat uyu demenin manası yok.

Devamını Oku
09.11.2025
Kasım notları

Kasım notları

Devamını Oku
02.11.2025
Durumlara rağmen doğa yasası şaşmaz

Para politikalarının mucidi ünlü ekonomist Milton Friedman (1912-2006) sanki bizimki için söylemiş: “Bir hükümet, bazen bir sorunu çözmeye kalkınca o sorun daha da büyük bir sorun haline gelir!”

Devamını Oku
26.10.2025
Şeytan-ı Racim-10.10.10

Ankara Tren Garı, Cumhuriyetin belleğinde bir istasyondan fazlasıdır.

Devamını Oku
12.10.2025
Trump ile trampa

Meşruiyet değildir AKP’nin en müşkül işi, müşkül odur ki meşruiyet ararken kördüğüm eder memlekette her işi.

Devamını Oku
28.09.2025
Amerikan açık pokeri

ABD’nin değil, dünyanın da tek adamı (!) Trump, sonunda bizim tek adamımız Erdoğan’ı bu perşembe günü Beyaz Saray’ında kabul edecek. Yaşasın.

Devamını Oku
21.09.2025
Kemal Bey... Tarihi ve talihi

Yarın 15 Eylül, tarihi bir gün.

Devamını Oku
14.09.2025
Baba-oğul ilişkisi

“Hırsızlık oğuldan babaya değil, babadan oğula geçer. R.T. Erdoğan 1994”.

Devamını Oku
07.09.2025
Babadan numarasız selefe...

Tayyip Bey’in bekası için mesai harcayan etkili-yetkili külliye başdanışmanlarının 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in konuşmalarını da inceledikleri biliniyor.

Devamını Oku
31.08.2025
Erdal İnönü ve Kürt ittifakı...

TBMM tatilde, malum komisyon salı günü yine de toplanıyor.

Devamını Oku
17.08.2025
Kutlu olmayasıca Sevr!

Bugün 10 Ağustos 2025.

Devamını Oku
10.08.2025
Komisyonun yazgısı!

Şu satırlara bakar mısınız?..

Devamını Oku
03.08.2025
Yapay zeka Bodrum'da

Bodrum'da yabancı turistler ayrılırken okudukları kitapları otel lobilerindeki kitaplıklara “armağan” ediyorlar.

Devamını Oku
27.07.2025
Altan abisiz gazetecilik...

“Gazeteci olunmaz. Gazeteci doğulur” gerçeğine inanan kuşaktandı...

Devamını Oku
20.07.2025
Paşa gönül ittifakı...

Günlerdir tonlarca laf, demeç, açıklama, nutuk...

Devamını Oku
13.07.2025
Sessiz sabotaj...

İktidar belli ki geceleri meydanlardan caddelere taşan on binlerin, yüz binlerin anaforuna kapıldı.

Devamını Oku
06.07.2025
Keşke mutlak butlanlansa...

Tayyip Bey'e siyasette ikbal yolunu açanlar onu milletvekili bile değilken Beyaz Saray’da ağırlayanlardı.

Devamını Oku
29.06.2025
Bir yıldız kaydı...

Bugün Çetin Altan’ın 98. doğum günü. Kemal Gür’ün ölümünün de 4. günü. H Çetin Altan’ın sadık okurlarındandı.

Devamını Oku
22.06.2025
TERÖR ÇÖPLÜĞÜ ORTADOĞU...

Komisyonumuz 'yağmasa da gürlemeye' kararlı!

Devamını Oku
15.06.2025
Hepimiz bir tür kurbanız bayramı...

Kutlu olsun! Bayram gönüllere de gele, daha da gitmeye.

Devamını Oku
08.06.2025
MHP’nin ‘görünmez el’i

Tüm siyasal partiler kurulurken fabrika ayarına sahiptir. Zamanla ve/veya parti yönetimleri el değiştirdikçe bu ayar değişir, bozulur, tanınmaz hale gelebilir.

Devamını Oku
01.06.2025
Başbuğdan Bahçeli’ye vasiyet mi?

Bu bir “belge” yazı.

Devamını Oku
25.05.2025
Gitanjali ve Ecevit

Bugün 18 Mayıs 2025.

Devamını Oku
18.05.2025
Notre Dame’ın değil, TC’nin iki kamburu

Notre Dame’ın değil, TC’nin iki kamburu

Devamını Oku
11.05.2025
Nermin... Bir Cumhuriyet şarkısı

Nermin... Bir Cumhuriyet şarkısı

Devamını Oku
27.04.2025
Baharlar tekin değil!

Baharlar tekin değil!

Devamını Oku
13.04.2025
Ucuz üyelik yahnisi

Ucuz üyelik yahnisi

Devamını Oku
06.04.2025
Meydan bayramı

Meydan bayramı

Devamını Oku
30.03.2025
Beyaz Türk olarak bir Kürt portresi

Beyaz Türk olarak bir Kürt portresi

Devamını Oku
23.03.2025
‘Kurucu önder’in kaleminden

‘Kurucu önder’in kaleminden

Devamını Oku
16.03.2025
Biri ötekine ihanet ederse...

Biri ötekine ihanet ederse...

Devamını Oku
09.03.2025
Tek tabanca Kürt’ü arzımdır

Tek tabanca Kürt’ü arzımdır

Devamını Oku
02.03.2025