Ulya üç buçuk yaşındaydı. Tatildeydik. Kendi yaşında bir oğlanla arkadaş olmuş, çocuğun babası bir ara Ulya’ya “Baban ne iş yapıyor?” diye sormuş.
O da “Babam çalışmıyor. Toplantıda oturuyor” demiş.
Adamcağız şaşırmış:
- Nasıl, nerede oturuyor?
Ulya açıklamasını şöyle sürdürmüş:
- Pembe çok çok koltuklu yer var ya... Adamlar, arada kadınlar da var. Oturuyorlar hani çok bağırarak konuşuyorlar ya. Televizyonda görüyoruz ya.
Baba, şükür ki bizim kızın TBMM’den söz ettiğini anlamış. Bu kez de “Hangi partiden?” diye üstelemiş.
Ama Ulya kestirip atmış:
- Benim babam parti sevmez. Gitmez de. Beni annem götürür partiye.
***
Önümdeki kitap için Ulya’nın yaklaşımıyla şu soruyu sorabiliriz:
- Acaba bir parti lideri niçin Kokteyl Parti adlı bir kitabı böylesine baş tacı eder?
Böyle bir soru elbette hele şu butlanlı ve buhranlı lanet günlerde doğru bir soru olmaz.
Zira Bülent Ecevit’in Kokteyl Parti’den etkilenmesi kolejdeki öğrencilik yıllarına rastlar (1936-1944). 1957'de CHP Ankara milletvekilidir. Kokteyl Parti’yi İngilizceden çevirip de basılması 1963 yılına rastlar.
O yıllarda aklından parti başkanlığı ve başbakanlık geçiyor muydu bilmiyoruz. Robert Kolej’den ruh arkadaşı Tunç Yalman’a yazdığı, “Hayat Dalgalar Gibi Üstümüzden Geçecek” dediği, sonradan tıpkıbasımı yapılan 1944-1946 yıllarına ait mektuplarında da göremiyoruz.
Pekiyi neden Kokteyl Parti?
Bunu elbette en iyi Ecevit’in kendisi anlatır:
“Kimi insanlar, kendi günlük yaşamlarının dar çerçevesiyle yetinirler. Kendilerini aşmayı düşünmezler. Kişisel mutluluklar önde gelir onlar için. Aslında mutlu da olamazlar. Kendi küçük dünyalarında çekişmeleri, kuşkuları, hırsları, kıskançlıkları içinde yaşamlarını birbirlerine zehir ettikleri de olur. Ama o yaşamın çerçevesini yine de aşmayı düşünemezler.”
Ecevit devam ediyor:
“Kimi insanlar ise başka bir yol seçerler. Nereye varacağını bu yolun, o yol oraya varıncaya kadar da pek bilmezler. Korkulu bir yolculuktur bu!”
***
Evet, bu yolculuğa çıkanlar o yolda kendilerini ve çevrelerini aşarlar. Kişisel rahatlıklarından ve mutluluklarından çok şey yitirseler de, çok acı çekseler de yücelirler ve yüceltirler.
Amerikalı doğup otuz beş yaşında İngiliz yurttaşı olmuş ünlü tiyatro yazarı T.S. Eliot (1888-1965) kitapta her iki yolu da anlatıyor.
Kimi insanların seçtiği yol bir “kokteyl parti” dir.
Ecevit, “Bu yolu seçenlerin, çileli yolu seçenlerden alabileceği çok ders vardır” diyor.
ACABA asırlık bir partiyi, butlan partisine çevirenlerin de Ecevit’in siyasi yaşamından alabileceği dersler de var mıdır?