Günah Keçisi!
Enver Aysever
Son Köşe Yazıları

Günah Keçisi!

13.07.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Cumhuriyet mucizeydi. Olağan sürecin çizgi dışı sıçramalarla başka yöne sapmasına “devrim” denir. Devrim bir durumu sonlandırır, tamamen yenisini ortaya koyar. Bir halkın uzun yıllar kul olarak yaşaması ardından, yurttaş olması güzel bir düştü. Devrim yürekli birilerinin kavgasıyla olur ve geniş yığınlar buna karşıdır. Güruh; yaratıcı değildir, geleceği hesaba katmaz, sadece günlük çıkarıyla meşguldür.

***

Bencil insanlardan ürkerim. Her koşulda yolunu bulur. Geleceğe dair herhangi bir kaygıları yoktur. Her tutumlarıyla işbirlikçilik ederler. Kim güçlüyse onunla yan yana olurlar. Başarı ölçüleri sığdır. Zenginlik, şöhret, itibar, yeme içme türü hazlarla ömürlerini geçirirler. Kendi iktidarlarını kurdular mı, yıkılmasın diye herkesle işbirliği yapar, boyun eğerler. Yoksula, güçsüze zalimlik etmekten kaçınmazlar. Sahte kibarlığı ile etrafınızda dört dönen bu türden birini, yanında çalışan ev emekçisine nasıl davrandığıyla ölçebilirsiniz ya da lokantada sipariş verirken.

***

Düşünmeyi öğrenen biri, ya konuşmalıdır ya susmalıdır. Arası olmaz. Çevredeki herkes, her olay batmaya başlar. Buna karşı hiçbir şey yokmuş gibi durmak can yakar. Genellikle geniş kesimler bu türden insanları tedirgin edici bulur. Yanlarına sokulsun istemezler. İlkesi, değerleri, ölçüleri olmak güçtür. Yığınlar böyle değildir. Dünyanın hiçbir yerinde kalabalıklar doğruyu hemen görmez. Yazgısına boyun eğmek kolaydır, ne zaman ki temel gereksinimler risk altına girer, o vakit mesele ilgilerini çeker. Salgın olduğunu ölünce kavramanın anlamsızlığını söylemeye gerek yok sanırım.

***

Charlie Camplell’nin “Günah Keçisi/ Başkalarını Suçlamanın Tarihi”ni bir solukta okudum. İnsan, varlığını sürdürmek için türlü bahanelere sığınıyor. Günah Keçisi, kökünü bir tür söylenceden alarak bugüne geliyor.

Paskalya Adası’nda gereksinimleri karşılamak için sürekli ağaç kestiler:

Paskalya palmiyesi, adalılar tarafından keşfedildiğinde türünün en büyük örneğiydi. Bu ağaç yemek pişirme ve cenaze törenleri için ateş yakmakta, çatı, ev inşa etmekte, sallar ve kanolar yapmakta, son olarak da ulaşımda ve heykellerin dikilmesinde kullanıldı.

Yıllar geçtikçe, adalılar binlerce ağacı yok etmiş, milyonlarca kayanın yerini de rüzgârkıran olarak kullanmak, birtakım bitkileri yetiştirebilmek ve bataklıkları bahçeye dönüştürebilmek için değiştirmişti. Fakat ormansızlaşma toprak kaymasına, toprak kayması da ekinlerin mahvolmasına sebep oldu.

Son ağaç kesilir. Yazar soruyor: “Acaba son ağacı keserken adalının aklından ne geçiyordu?” Yanıtsız sanıyor soruyu. Belli ki o kişi bencildi ve evreni kendinden ibaret sayıyor, o gün ne gereksinimi varsa karşılıyordu. Ardından felaket geldi. Ulaşım durdu, beslenme sorun haline döndü, ölüleri bile gömmek imkânsızdı. Adalıların “Günah Keçisi” aradığını öğreniyoruz, kolay olan bu.

Zamanında tepki vermeyen herkes suç ortağıdır. Muhtemelen ağaçlar katledilirken biri “Yapmayın, bunun sonu felaket” demiştir. Yalnızdır o kişi; hapsedilmiş ya da öldürülmüş olması muhtemeldir. Bir kez düşünmeye başlayınca, bedenen ölmeseniz de ruhen her an bu denli derin acıyı duyarsınız.

***

Olanlara şaşıranlar var halen, ben de onlara hayret ediyorum. “İktidar” denen her neyse, onun uğruna ilkelerinden her tür ödünü verenleri dinliyor, izliyor, görüyorum. Adanın tüm ağaçları bir bir katledilirken susuyorlar, bize de diyorlar ki: “Ses etme, yakında ağaç falan kalmayacak, o zaman ne yapacaklar bakalım!” Son ağaç kesilince ne durumda olunacağından kimse söz etmiyor.

Geniş kesimler tüm bu olanlar karşısında dilsiz, kör, sağır! Sığ siyasal ortamın ayak oyunu karşısında bilgelik çabasında olan kimse ne yapabilir? Elinde sadece kalem olan, söz söyleyen kimseyi bir an önce tecrit etmek için yığınlar uzlaşmıştır. Bencildirler. Herhangi aykırı ses tüm dengeyi(!) altüst eder. O kişi “Günah Keçisi”dir. Zaman geçer, haklı çıkar, yığınlar yine ona döner ve der ki “Niye zamanında görevini yapmadın?

***

Suçlanan ve suçlayan arasındaki ilişki oldukça karmaşıktır. Gerçekte soylunun zıddı fakir değil günah keçisidir… Yönetici günah keçisini yaratır, dolayısıyla onun kaderini paylaşmaz. Liderlerimiz olmasını istediğimiz gibi nefret figürlerimiz olmasını da isteriz…” diyor Camphell.

Aydın gönüllü “Günah Keçisi”dir.

Bilmiyorum kesilmeyen ağaç kaldı mı ama eğer varsa kestirmeyin…

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet okuruna veda

Ustam Feridun Benden aradı “Altmış yıldır Cumhuriyet okuruyum, gazetenin sahibi sayılırım.

Devamını Oku
05.04.2021
İflas

İflas

Devamını Oku
25.03.2021
İstanbul Sözleşmesi erkekleri de yaşatır!

İstanbul Sözleşmesi erkekleri de yaşatır!

Devamını Oku
22.03.2021
Vicdan terazisine güvenmek

Ahmet Oktay gazeteciliği bırakıp zamanının tamamını edebiyata vermişti; söyleşirken “Günlük meseleler hep yazmaktan çaldı” dedi.

Devamını Oku
18.03.2021
12 Mart’ı doğru okumak

12 Mart’ı doğru okumak

Devamını Oku
15.03.2021
Yeni Türkiye’de makbul vatandaş kimdir?

Yeni Türkiye’de makbul vatandaş kimdir?

Devamını Oku
08.03.2021
‘Ne yapmalı’ sorusuna yanıt!

‘Ne yapmalı’ sorusuna yanıt!

Devamını Oku
04.03.2021
Grev

Grev

Devamını Oku
01.03.2021
İçindeki faşisti sustur!

İçindeki faşisti sustur!

Devamını Oku
18.02.2021
Sürü gururuna kapılmak!

Sürü gururuna kapılmak!

Devamını Oku
15.02.2021
Uzaya gitmek mi zor, anayasa yapmak mı?

Uzaya gitmek mi zor, anayasa yapmak mı?

Devamını Oku
11.02.2021
İstifa istemek demokratik haktır!

12 Eylül faşizminin güler yüzlü kahramanı Özal, ülkenin okuryazarlarını içeri tıkan darbenin ardından meydanı boş bulmuştu.

Devamını Oku
08.02.2021
İnsan olan boyun eğer mi?

İnsan olan boyun eğer mi?

Devamını Oku
04.02.2021
Kılıçdaroğlu haklı mı, haksız mı (!)

Kılıçdaroğlu haklı mı, haksız mı (!)

Devamını Oku
01.02.2021
Yeni Türkiye’nin elçisi!

Yeni Türkiye’nin elçisi!

Devamını Oku
28.01.2021
Hayat damarları kesilmiş ülke

Hayat damarları kesilmiş ülke

Devamını Oku
25.01.2021
Tek kale demokrasi oyunu

Tek kale demokrasi oyunu

Devamını Oku
21.01.2021
Kar, pisliğin üstünü örter mi?

Kar, pisliğin üstünü örter mi?

Devamını Oku
18.01.2021
Her yönüyle düşkünler toplumu!

Her yönüyle düşkünler toplumu!

Devamını Oku
14.01.2021
Kurtarıcılardan kurtulmak lazım!

Kurtarıcılardan kurtulmak lazım!

Devamını Oku
11.01.2021
Boğaziçi rektörsüz de olur!

Boğaziçi rektörsüz de olur!

Devamını Oku
07.01.2021
Neye şaşırdınız ki?

Neye şaşırdınız ki?

Devamını Oku
04.01.2021
Tuz koktuktan sonra!

Tuz koktuktan sonra!

Devamını Oku
31.12.2020
Yobazın duası kabul olur mu?

Yobazın duası kabul olur mu?

Devamını Oku
28.12.2020
Değişim hamaseti!

Değişim hamaseti!

Devamını Oku
24.12.2020
Kullar ve yurttaşlar!

Kullar ve yurttaşlar!

Devamını Oku
21.12.2020
Sınıf bilinci yoksa kuru ekmek bile yok!

Sınıf bilinci yoksa kuru ekmek bile yok!

Devamını Oku
17.12.2020
Modern gericilik!

Modern gericilik!

Devamını Oku
14.12.2020
Paranın dini imanı

Paranın dini imanı

Devamını Oku
03.12.2020
Katar’a devredilen ülke!

Katar’a devredilen ülke!

Devamını Oku
30.11.2020
Cin, cemaat, cehalet!

Cin, cemaat, cehalet!

Devamını Oku
26.11.2020
Ve Arınç yeniden sahnede!

Ve Arınç yeniden sahnede!

Devamını Oku
23.11.2020
Ağzının tadı ne zaman kaçacak kardeşim?

Ağzının tadı ne zaman kaçacak kardeşim?

Devamını Oku
19.11.2020
Saray dalkavuksuz, entrikasız olur mu?

Saray dalkavuksuz, entrikasız olur mu?

Devamını Oku
16.11.2020
Bir kira, bir yuva

Bir kira, bir yuva

Devamını Oku
12.11.2020
Bir ‘ABD’ Doları kaç ‘Türk’ Lirası!

Bir ‘ABD’ Doları kaç ‘Türk’ Lirası!

Devamını Oku
09.11.2020
Kapitalizmin tanrısı!

Kapitalizmin tanrısı!

Devamını Oku
05.11.2020
Enkaz!

İzmir deprem haberi önüme düşünce, pek çok kişi gibi hemen kendi deneyimlerimi anımsadım. İstanbul’da iki kez sallanmıştık, günlerce parkta yatıp, dehşet içinde haberleri gözlemiştik; ilk saatlerin ne denli zor olduğu gün gibi aklımda hâlâ!

Devamını Oku
02.11.2020
Devrimci Cumhuriyet için!

Devrimci Cumhuriyet için!

Devamını Oku
29.10.2020
Popstar dinciler ve Cumhuriyet

Popstar dinciler ve Cumhuriyet

Devamını Oku
26.10.2020